Haberler

Gagavuzya’daydık

5 Kasım 2017 Pazartesi - Okunma: 165
Gagavuzya’daydık

Marmara Grubu Vakfı Gagavuzya 3.Yatırım Toplantısı çalışmaları çerçevesinde Kişinev’e ve Komrat’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Dr. Akkan Suver, Şamil Ayrım ve Cafer Oktay’dan oluşan Marmara Grubu Vakfı heyeti önce Moldova önceki Cumhurbaşkanı Petru Lucinschi tarafından öğle yemeğinde misafir edildiler. Yemek sonrası Gagavuzya Başkanı İrina Vlah tarafından kabul edilen Marmara Grubu Vakfı Heyeti Kişinev Büyükelçisi Hulusi Kılıç’ı makamında ziyaret etti.

Komrat’ta tertiplenen 3.Gagavuzya Yatırım Toplantısına katılan Marmara Grubu Vakfı Heyeti adına Dr. Akkan Suver katılımcılara hitap etti. 5 Kasım Günü tertiplenen Ananevi Gagavuzya Bayramı’na katılan Heyet, Gagavuzlar tarafından büyük ilgi gören bir ziyaret gerçekleştirdi.

Dr. Akkan Suver’in Gagavuzya’da yaptığı konuşma metnini aşağıda bulabilirsiniz

Değerli Gagavuzyalı Kardeşlerim.

Konuşmama seksen altı yıl önce oluşan Türkiye-Gagavuzya ilişkilerinden söz ederek başlamak istiyorum. Bu vesileyle de üç değerli insanı anarak onların ortaya koydukları birlikteliğimizin önemini gündeme getirmek arzusundayım.

Gagavuz coğrafyasının Büyük Bilim Adamı Mihail Çakır.

Türk milliyetçiliğinin önemli ismi Hamdullah Suphi Tanrıöver.

Ve Büyük Atatürk.

1861 ile 1938 yılları arasında yaşamış olan Büyük Bilim Adamı Mihail Çakır, İncil'i Gagavuz diline çevirmiş kişidir.

Gene Mihail Çakır, Gagavuz dilinin yaşamasını sağlamış bir şahsiyettir.

Önemli kitabı, "Besarabyalı Gagavuzlar'ın İstoryası"nda aynen şunları yazmıştır:

"Başka milletler Gagavuzları, yumuşak huylu, barış sever, çabuk anlaşıp kaynaşabilen insanlar olarak kabul etmişlerdir. Bütün bunlar, Gagavuzların karakteri, hissiyatı, adet ve alışkanlıklarını ifade ediyor ki; Gagavuzlar halis Türk'tür. Dilleri de halis Türk dilidir. Bütün meşhur tarihçiler ifade ediyorlar ki; Gagavuzlar, Oğuzlardan yani onların soyundan gelmektedirler."

Bu düşüncenin sahibini 1931'de tanıyan Türkiye'nin Bükreş Büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver Mihail Çakır'ı Büyük Atatürk'e haber verir. Yaptıklarını öğrendikten sonra Büyük Atatürk, eserleri ve düşünceleri ile Gagavuzlara milli bir kimlik kazandıran Mihail Çakır'a hizmetlerinden dolayı diploma ve madalya göndermiştir.

Mihail Çakır'ın ortaya koyduğu değerli bilgilerin ışığı altında Büyükelçi Hamdullah Suphi Tanrıöver, Gagavuzya'nın gençlerini okutmaya Türkiye'ye göndermiş ve İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar da her yıl bu göndermeyi sürdürmüştür.

Bugün burada Mihail Çakır'ı, Hamdullah Suphi Tanrıöver'i ve Büyük Atatürk'ü anarak konuşmamı sürdürmek istiyorum.

Binaenaleyh Gagavuzlar, sizler bizim kardeşlerimizsiniz. İnsanlık tarihinde her türlü olaya rağmen sizler gibi geleneklerini ve dillerini korumuş bir başka topluluk yoktur. Gagavuzlar, Türkiye - Moldova işbirliğinde, bu işbirliğine renk katmak, güç katmak bakımından çok önemli bir köprüdür. "Beraber çalış, beraber kazan, beraber yaşa" düşüncesinde Moldova'nın zenginliğinde katma değer sahipleridir.

Şimdi konumuza dönelim.

Burada Gagavuzya'da yatırım konuşuyoruz.

Elverişli iklimi, eşsiz coğrafyası, zengin toprakları ve biyolojik çeşitliliği Gagavuzya'yı tarım, gıda, tekstil ve sanayi alanlarında cazibe merkezi kılmaktadır. Bugün burada altmışın üzerinde Türk şirketi bulunuyor. Bu sayı yeterli değildir.

Artması gereklidir. Ben bu konuda, sivil toplum kimliğimizle yıllardır önemli bulduğum bir meseleyi bugün burada yeniden gündeme getirmek istiyorum.

Gagavuzya, İstanbul'da, Ankara'da ve İzmir'de mutlaka bir temsilcilik açmalıdır. Diplomatik olarak burada elastikiyet gösterip Moldovalı kardeşlerimizin devlet hükümranlık haklarına zarar vermeden, Gagavuzların temsilcilik açmalarını önemli bulmaktayım. Bu temsilcilik siyasi veya diplomatik temsilcilik olmayıp ekonomik bir temsilcilik ofisi olmalıdır. Dolayısıyla bu ofis iş dünyamıza Gagavuzya'yı yakınlaştırmayı hedef alacak ve Gagavuz kardeşlerimizin özel kimliklerini koruyup geliştirmelerine, daha refah içinde yaşamalarına hizmet edecektir. Bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğüne sahip Moldova'da tüm Moldovalılar gibi Gagavuzların mesut yaşamaları, Moldovalıları olduğu kadar Türkleri de mutlu kılacaktır.

Bu ofis, Moldova Devleti'ni rahatsız etmemeli, etmeyecek bir şekilde yapılmalıdır. Bundan netice alınması Türkiye - Moldova ilişkilerine güç katacaktır. Daha geniş bir deyimle Moldova ile Türkiye halklarını birbirine daha da yakınlaştıracağına olan inancımla böyle bir ofisin ekonomik açıdan verimli hizmetler vereceğini ümit ediyorum. Zira Türkiye, Moldova ilişkilerine önem vermektedir. İkili alanda olsun, bölgesel ve uluslararası forumlarda olsun, işbirliğimizi geliştirmek için Türkiye'nin her türlü gayreti sarf ettiğini lütfen unutmayınız.

Özellikle de önümüzdeki yıl Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Gagavuzya'ya gelecek olması, ilişkilerimizde yeni bir boyut ve anlam kazandıracaktır.

Bu arada Türkçe de bir söz vardır. Denir ki; kız devlet kurar, oğul ordu kurar. Şimdi Gagaguzya'nın başkanı bir hanımdır. Irina Vlah Hanımefendi'yi buradan selamlıyorum. Bu hanım yaşayan devleti daha da büyütecektir. Buna inancım tamdır.

Bu düşüncelerle yüksek heyetinizi selamlıyor, Türkiye - Gagavuzya ilişkilerinin Sayın Irina Vlah'ın önderliğinde, daha verimli olacağına olan inanç ve ümidiyle saygılarımı sunuyorum.