Haberler

Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun

8 Mart 2018 Perşembe - Okunma: 664
Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun

İş dünyasında, kamuda, siyasette her yerde olan herkesi, toplumsal cinsiyet eşitliğine öncelik vermeye devam ediyoruz. Kadına yönelik şiddet ile kadının eğitime, çalışma hayatına ve siyasete katılımındaki engeller sadece kadın sorunu değil “toplum sorunudur”. Siyasetin, çalışma hayatının ve eğitimin kadınların potansiyeline, enerjisine ve bakış açısına ihtiyacı olduğuna olan inancımızla Kadınlar Günü Kutlu olsun diyoruz.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili Müjgan Suver'in Gözlem Gazetesi'nde 10 Mart 2018 günü yayınlanacak olan yazısını okumak için:

BABALAR ÜLKESİNDE KADIN OLMAK

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü, bildiğiniz gibi her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür.

Nedense her 8 Mart'ta, nerede okuduğumu, tam hatırlayamadığım bir söz aklıma gelir; "Yaşadığımız coğrafya Anadolu, ama her tarafta baba dolu!"

Çalıştığınız iş yerinde şöyle bir etrafınıza bakarsanız, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. İş arkadaşlarınızın kaçı erkek, kaçı kadın? Seksen milyonluk Türkiye'de siyasi partilere, parlamentoya, iş dünyasına bakın! Kaç kadın siyasetçi, kaç kadın milletvekili, kaç iş kadınımız var? Bu yaşadığımız coğrafyada kadınların da en az erkekler kadar yetenekli olduğu gerçeği neden görülmez? Kadınların da akıllı, bilgili, liyakatli olabileceği kabul edilmez !. Neden ekonomik nedenlerle iş yerlerinden personel çıkarılması gerektiğinde ilk akla gelen kadınlar olur? Neden ailede üniversiteye gönderilecek çocuklar arasında öncelik hep erkek çocuklara verilir?.. Ve neden kadının adı  hep mutfak, çocuk, dini yasaklarla birlikte anılır? Her gelen rejim sadece kadının görüntüsünü değiştirmekle uğraşır?

Bütün bu soruların cevabını düşünmek, kadın-erkek arasındaki eşitsizliklerin farkına varmak olacaktır. Dönüşümü sağlayacak süreç ve dinamikleri ortaya çıkarmak için var olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, günümüzde sanki kutlanacak bir günmüş gibi algılanıyor nedense? Son yıllarda başlayan "Kadınlar günün kutlu olsun" telefonları, çiçek göndererek gönül almaya çalışmalar ne yazık ki var olan eşitsizlikleri giderip dönüşümü sağlamaya yetmiyor...

Anayasamızın 10. Maddesi "kadın ve erkekler eşittir ve devlet bu eşitliği sağlamakla yükümlüdür" dediğine göre; aslında her 8 Mart, siyasi iktidarların bir yıl boyunca eşitsizlikleri azaltmak için attıkları adımları, sağladıkları gelişmeleri anlattıkları, halka hesap verdikleri bir gün olmalıydı...

Ülkemizde Cumhuriyet devrimleri ile birlikte, kadın erkek eşitliğini sağlayacak bir çok adımlar atılmış, kadınlara seçme seçilme hakkı tanınmıştır. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün daha 1928'lerde söylediği "Toplumsal kalkınma, kadın-erkek birlikte gerçekleştirilebilir. Kadınlarını geri bırakan toplumlar geri kalmaya mahkumdur" sözü düşündürücü ve yol göstericidir.

O günlerden günümüze kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, kadınların güçlendirilmesi konusu, AB- üyelik adaylığımızla birlikte daha bir hız kazanmıştır. Gerek kamu, gerekse sivil toplum örgütleri tarafından kadın odaklı birçok projeler yürütülmüştür… Bunların sonucunda kadının insan hakları alanında önemli yasal haklar elde edilmiştir ama hakların sadece yasalarda yer alması henüz toplumda beklenen zihinsel dönüşümü sağlayamamıştır.

Bunu en basit ifadeyle yaptığımız çalışmalarda bir kadın kursiyer şöyle dile getirmişti: "Tamam ben sayenizde demokrasinin gerçekleşmesi için kadın erkek eşitliğinin şart olduğunu anladım. Vatandaş olmanın bana yasalar önünde erkeklerle eşit haklar verdiğini de biliyorum. Şiddet görürsem nereye başvurup hakkımı arayacağımı da biliyorum. Ama siz bunu gidin bir de kocalarımıza, babalarımıza anlatın!.. Onlar bilmiyorlar." demiştir.

Sivil toplum önderlerinin, kadın örgütlerinin izlediği kararlı politikalar yasaları değiştirmiştir ama uygulamaları değiştirmeye yetmemiştir. Burada gerekli olan siyasi iradenin kararlılığıdır. O irade gösterilememiştir. Etki ve karar alma mekanizmaları hâlâ erkek egemen bir alan olarak değişime karşı direnmeye çalışmaktadırlar. Sonuç itibari ile kadınlarda görülen bu büyük dönüşümün dalgaları, şimdilik babalarla dolu karar mercilerinin duvarlarına çarpıp çarpıp geri dönüyor… Bu öfkeli ve güçlü dalgalar önünde hiçbir duvarın sağlam kalamayacağı ortadadır.

Eminim ki bu güçlü dalgalar erkeklerin zihinsel dönüşümünü de tetikleyecektir. Artık birlikte çalışan karı koca, evdeki sorumluluklarını, serbest zamanlarını nasıl birlikte paylaşıyorsa, eşitlik mücadelesini de birlikte yürüteceklerdir.

Gerçek şu ki, erkekler artık var olmayan kadınları ararlarken, kadınlar henüz var olmayan erkekleri arar olmuşlardır...

Son Haberler

Çok Okunanlar

Yaklaşan Etkinlikler