Haberler

Marmara Grubu Vakfı Bakü’de düzenlenen 2. Dünya Dini liderlerinin zirvesi’ne katıldı.

15 Kasım 2019 Cuma - Okunma: 134
Marmara Grubu Vakfı Bakü’de düzenlenen 2. Dünya Dini li

14-15 Kasım 2019`da Bakü’de düzenlenen 2. Dünya Dini Liderlerinin Zirvesi’ne Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver ve İstanbul Milletvekili ve Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Şamil Ayrım ile birlikte katıldılar.

Dünya Dini Liderleri 2'nci Bakü Zirvesi’ne bu yıl dünyanın 5 kıtasındaki 70’ten fazla ülkeden din işlerinden sorumlu 25 başkan ve dini tarikatların başkanları dahil olmak üzere yaklaşık 10 uluslararası kuruluştan 500’e yakın üst düzey temsilci katıldı. 

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kafkas Müslümanları İdaresi Başkanı Allahşükür Paşazade ile Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın da katıldığı zirvede, terörizm, saldırganlık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi, antisemitizm ve Hristiyan fobisine karşı, kadın ve çocuk haklarının korunmasında ve gençlerin eğitiminde dini liderlerin, hükümet, bilim ve kamu insanlarının ortak faaliyetlerinin önemi üzerine tartışmalar yapıldı.

2. Dünya Dini liderlerinin zirvesi’nde Şeyhülislam Allahşükür Paşazade hazretlerinin 70. doğum günü ve Şeyhülislamlığının 40. Yıldönümü de kutlandı.

Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver Bakü’de düzenlenen 2. Dünya Dini liderlerinin zirvesi’nde diyalog ile ilgili konuşma da yaptı.

Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver'in 14-15 Kasım 2019 Tarihinde Dünya Dini Liderlerinin II. Bakü Zirvesi'nde Yaptığı Konuşma Metnini aşağıda bulabilirsiniz.

Öncellikle sözlerime başlamadan evvel, 2.defa Bakü de bizleri bir araya getiren ev sahibimiz Muhterem Allahşükür Paşazade Hocamıza ve onun şahsında bütün emek sahiplerine teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Birinci Bakü buluşmasında ben vardım. O gün kültürlerin ve inanç sahiplerinin diyalogu üzerinde durmuştum. Bugün ise, diyalog ve diyalogun insanları bir araya getirmesindeki önemi üzerinde bir kaç söz söylemek istiyorum.

İnsanları birbirine yaklaştıran, birbirlerini tanımalarına imkan veren en kolay unsur diyalogdur. Müslümanlık, Hıristiyanlık, Musevilik, Budizm, Hinduizm, Taoizm, Zerdüştlük dahil olmak üzere bütün dinler aynı hedefe bizleri götürürken metotları değişik olabilir ama hedefler aynıdır.

Aynı olan bu hedefi anlayabilmek, kavrayabilmek için diyaloga ihtiyacımız vardır. Diyalog; dilleri, dinleri birbirine yaklaştıran en önemli etken olarak çağlardır önümüzde bir rehber olarak bulunmaktadır.

Yaşadığımız savaşların veyahut buhranların ana kaynağı ekonomi olarak değerlendirilse de diyalog eksikliğinden başka bir şey değildir. Ekonominin eksikliği diyalogla aşılabileceği gibi dinlerin birbirine olan düşmanlığı da diyalogla ortadan kalkabilir.

Yaşadığımız coğrafya çok kültürlü, çok dinli, çok milliyetli ve çok dilli bir coğrafyadır. Bu coğrafyalar gerçekte medeniyetin beşiğidir. Kültürlerin doğum yeridir. Ne var ki diyalogun eksikliği hatta yokluğu bu verimli coğrafyayı verimsiz kılmıştır.

İnsanlar anlamsız değerler adına birbirlerine düşman olmuşlar, olmaktadırlar. Yan yana yaşadıkları halde bu coğrafyanın insanları birbirlerini tanımaktan imtina ederler. Bu coğrafyada tenkit yoktur. Bu coğrafyada insanlar kendi geleceklerini diyalogsuz aramayı sürdürdükçe gerilimler, cinayetler, savaşlar sürüp gidecektir.

İşte bu ortamda, diyalog bir fazilet olarak karşımızdadır. Siz beni ben sizi diyalog kurduğumuz nispette anlarız. Zaten kuramadığımız diyalogdan dolayı insanlar birbirlerini öldürmektedirler.

Devam eden savaşlar ve bu savaşların ortaya çıkardığı vahşet diyalog eksikliğindendir. Bence 21.yüzyılın en önemli ve en verimli insani davranışı diyalogdur.

Birbirini tanıma zahmetine erişse İsrail-Filistin, Yemen-Suudi, Sırp, Boşnak ve daha nicelerinin anlaşmazlığı bugünlere kadar gelmezdi.

Dün iki kutuplu dünyada yaşananların tasfiye edildiği 1990’lı yıllardan bugünlere gelindiğinde yeniden iki kutuplu hatta üç kutuplu bir dünyaya yöneliş vardır. Tarih 27 sene sonra yeniden tekerrür etmektedir. Neden? Diyalogun eksikliğinden. Dolayısıyla, bugün Rusya, ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında artan gerilim diyalogun eksikliğinden ibarettir.
Ben diyalogu barışa giden yolda en önemli kilometre taşı olarak görmekteyim. İhtiyacımızın barış, bir arada yaşamak olduğunu düşünecek olursak, diyalogun önemi kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Bütün ileri vasıflarına rağmen çağımız konuşma özürlü insanların hakimiyeti altında şekillendiğinden barış denilen güvercin bir türlü çevremize yaklaşamamaktadır.

Din adamları, ilim adamları yalnız kendi söylemleriyle baş başa kaldıkları sürece diyalogun varlığı hissedilmeyecektir.

Küresel bir ortamda yaşadığımızın farkında olmayanlar veya bunu görmezden gelenler içinde bulunduğumuz şartların farkında değillerdir.

İnsanca barış içinde, refah içinde bir arada yaşamak istiyorsak dinleri, dilleri diyalogun şemsiyesi altında toplamakla zorunluyuz.

Bu zorunluluğun büyük sorumluluğu ile ihtiyacımız olan, barış ve bir arada yaşayabilme adına tertiplenen 2. Bakü Buluşması’nı tertipleyenleri bir defa daha tebrik ediyor, yüksek heyetinize saygılarımı sunuyorum.