Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver KEİPA (Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi) Genel Sekreteri Prof. Dr. Asaf Hajiyev’i makamında ziyaret ederek, Kiev'de gerçekleşecek KEİPA Genel Kurulu ile ilgili görüş alışverişinde bulundu.
Haber Arşivimiz
Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 59/388
Dr. Akkan Suver, Türkiyenin Pekin Büyükelçisi İsmail Hakkı Musayı ziyaret etti
3.Kuşak ve Yol Forumu münasebetiyle Çin Halk Cumhuriyeti'nde bulunan Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver, Türkiye Cumhuriyeti Pekin Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa'ya bir nezaket ziyareti yaptı.
Dr. Akkan Suver ziyaretinde, Büyükelçi İsmail Hakkı Musa'ya, Marmara Grubu Vakfı'nın çalışmaları hakkında bilgi sunumunda bulundu.
Büyükelçi Li Jie Dr. Akkan Suver onuruna yemek verdi
3.Kuşak ve Yol Forumu münasebetiyle Çin'de bulunan Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver onuruna CPIFA (Çin Dışişleri Halk Enstitüsü) Başkan Yardımcısı Büyükelçi Li Jie, Dr. Akkan Suver bir yemek verdi.
Oğuzhan Ceylan ve Ege Yiğitel Genç Liderler Okulundan mezun oldular
Makedonya'nın Ohrid şehrinde gerçekleşen (14th School of Young Leaders of President Ivanov) Cumhurbaşkanı İvanov tarafından bu yıl 14.cüsü tertiplenen Genç Liderler Okulu çalışmalarına katılan Marmara Grubu Vakfı İcra Konseyi Üyesi Oğuzhan Ceylan ve Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Ege Yiğitel eğitimlerini başarıyla tamamlayıp diplomalarını alarak yurda döndüler.
Eğitim sonrası bir değerlendirme yapan Marmara Grubu Vakfı İcra Konseyi Üyesi Oğuzhan Ceylan şunları söyledi:"Bu eğitim etkinliği, uluslararası arenada bir yandan benzersiz bir network diğer yandan ise küresel liderlerden ders alma fırsatını bizlere sundu.
Bu derinlemesine eğitim ve network deneyiminde;-“ Makedonya’nın vizyoner Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Bosna-Hersek’in devlet adamlığıyla tanınan eski Başbakanı Zlatko Lagumdjija, çok değerli eski Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic, Dünya Bankası’nın stratejik lideri, eski Başkan Yardımcısı Ismail Serageldin, Makedonya’nın 2019 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olan ve halkın sevgilisi Gordana Siljanovska-Davkova gibi öne çıkan liderlerden ilham alarak vizyonumuzu genişlettik ve geliştirdik.
Cumhurbaşkanı Ivanov’un önderliğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı anısına düzenlenen özel panelde ise; TIKA Makedonya Direktörü Mehmet Bayrak, Atatürk’ün yakın arkadaşı ve aynı zamanda Makedonya doğumlu olan Ali Fethi Okyar’ın torunu Prof. Ali Fethi Okyar ve Marmara Grubu Vakfı’nın vizyoner Başkanı Dr. Akkan Suver’ın adına ben yaptığım konuşma ile birlikte Türkiye’nin yüzüncü yılını coşkuyla kutladık.
Yoğun eğitimin ardından, değerli arkadaşım Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyet üyesi Ege Yiğitel ile birlikte, liderlik serüvenimizin mührü olan diplomamızı Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov’un elinden gururla aldık. Üsküp'te ise T.C. Üsküp Büyükelçisi Hasan Mehmet Sekizkök ile bir araya gelerek, bu benzersiz deneyimi ve vakfımızın misyonunu kendileriyle paylaştık.
Bu 8 günlük zenginleştirici deneyim, bize sadece Makedonya’nın tarihini ve kültürünü daha yakından tanıma fırsatı değil, aynı zamanda uluslararası alanda kurulan derin dostluklar ve ortaklıkla geleceğe yönelik vizyonumuzu genişletme fırsatı da sundu."
Dr. Akkan Suver, Remnin Üniversitesinde konuştu
Çin Halk Cumhuriyeti'nde bulunan Dr. Akkan Suver, Pekin'de bulunan Remnin Üniversitesi'nde Türkiye Çin Halk Cumhuriyeti münasebetleri ve Kuşak ve Yol İnisiyatifi'nin önemi üzerine bir konuşma yaptı.
Konuşması sonrası Dr. Akkan Suver, Remnin Üniversitesi'ne Türkiye Cumhuriyeti'nin 100.yılının hatırasına bir hediye sundu.
Dr. Akkan Suver'in konuşmasını aşağıda bulacaksınız.
Kuşak ve Yol 10 yaşında
Dr. Akkan Suver Remni Üniversitesi Konuşması
On yıl önce Başkan Xi Jinping’in konuşmasıyla tarih sahnesinden indirilen eski adıyla İpek Yolu, günümüz deyimiyle Kuşak ve Yol projesi onuncu yılını idrak etmiş bulunmaktadır. Bir ticaret yolu ve tarihsel ve de kültürel değer olarak Asya’yı Avrupa’ya ve Afrika’ya bağlayan bir hat olmasının ötesinde Kuşak ve Yol İnisiyatifi, bölgede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların izlerini taşıyan olağanüstü tarihsel ve kültürel bir zenginliğin kapısını da araladı.
Özellikle de bugünlerde yaşamakta olduğumuz Rusya-Ukrayna Savaşı, Kosova-Sırbistan gerginliği, Filistin-İsrail ihtilafı bizim barışa olan ihtiyacımızı ortaya koymaktadır.
Kuşak ve Yol İnisiyatifi bu yaşanan olaylardan dolayısıyla daha da önem kazanmaktadır.
Zira Kuşak ve Yol bana göre bir barış projesidir.
Daha geniş bir deyimle “Kuşak ve Yol” sadece bölgesel değil uluslararası ekonomi ve ticarete de büyük katkı yapacak bir inisiyatiftir. Jeoekonomik açıdan bakıldığında ise İpekyolu projesi, kara ve deniz ayağıyla Çin’i Avrupa pazarlarına, Avrupa’yı da Çin’e yaklaştıracak bir özelliğin de sahibi olmaya adaydır. Çin’den Avrupa’ya 45 günde yapılan ulaşım, bu projenin hayata geçirilmesiyle 25 güne inecektir.
Sermaye yakınlaşması, para birim entegrasyonu, alt yapı ağları özellikle de demiryolları ve limanların iyileştirilmesi veya restorasyonlarıyla hayata geçen İpekyolu Projesi çağın projesidir. Zira bu proje ile Pekin’den Londra’ya yeni bir refah kuşağı meydana gelecektir.
Bir Çin atasözü; “iş yaptığımız için dost değiliz, dost olduğumuz için iş yapıyoruz ” der. Ben bu atasözünü günümüzde Kuşak ve Yol İnisiyatifinin, 65 ülkeyle dostluğa açılan yeni bir kapısı olarak değerlendirmekteyim.
Asya’daki birçok ülke bu ağa entegre olmak için önemli yatırımlara imza attı.
Geçiş noktasında bulunan Türkiye de İpekyolu projesinin belli başlı aktörlerinden biri olarak, 50 milyar dolarlık bir sermaye ile kurulan Asya Altyapı Yatırım Bankası’nda kurucu üye olarak yer aldı.
Ayrıca Asya kıtasını Avrupa ile bağlayan Marmaray projesini hayata geçirdi. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü açtı. Pekin’i Londra’ya bağlayacak olan Bakü-Tiflis-Kars demiryolunu da gerçekleştirdi.
Öte yandan; İpekyolu gerçekleştiğinde Çin ile Türkiye’nin stratejik işbirliği ilişkisi kendiliğinden büyüyecektir.
Belki de böylelikle bölge de Pax Sinica oluşacak ve Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan çizgide barışın kapısı kendiliğinden aralanacaktır.
Artık dünyanın sloganı ”beraber yaşa, beraber çalış”. Kuşak ve Yol’un yeniden meydana çıkması, bunun eseridir. İnsanlar her yerde yine hareketlensinler, kalkınsınlar, mal ve fikir üretsinler ve birbirleriyle bunları değişsinler. Mesela, Avrupa Birliği bunun örneğidir.
Avrupa; Avrupa Birliği ile fikirlerin, malların, hizmetlerin ve insanların hudut tanımazlığını ortaya koymuş, savaşın ancak böyle önlenebileceğini, insanların birbirinden ayrılmayacak şekilde yaklaşma gereğini ortaya koymuştur. Kuşak ve Yol Projesi’de tıpkı Avrupa Birliği projesi gibi barış içinde yaşamanın şah damarıdır, ana arteridir.
Çin’le Avrupa arasında Kuşak ve Yol Projesi bir köprüdür. Bu köprünün adı Avrasya’dır.
Dünya bugün bir Avrasya gerçeği ile karşı karşıyadır. Avrasya kıtasını çok iyi anlamak, çok iyi değerlendirmek zorundayız.
Avrasya gerçeği son otuz yılda şekillenmiş ve on yıl önce Kuşak ve Yol projesiyle yeni imkanların oluşumunu sağlamıştır. Nedir bu imkanlar? Önce kültür zenginliğidir.
Binlerce yıllık bizim de mensubu bulunduğumuz büyük bir medeniyetin zenginlikleri Avrasya’da mevcuttur.
Bu zenginliklerin bugün gün ışığına çıkmasıyla Avrasya’da barışa yeni bir imkan oluşacaktır. Birbirine dost olan, birbirine akraba olan ülkelere ilaveten, onların komşuları olan Çin’den İngiltere’ye kadar olan bütün devletler, Rusya dahil, barış içinde yaşamayı kendilerine hedef olarak alacaklardır.
Kültür zenginliğinin yanı sıra geleceğe uzanan yeni bir ticaret köprüsü de oluşacaktır.
İngilizin, Fransızın, Almanın malı Moğolistan’a, Özbekistan’a, Gürcistan’a ulaşacak, Azerbaycan’ın petrolü, Türkmenistan’ın gazı, Özbekistan’ın pamuğu, Çin’in ipeği sınırların dışına taşacaktır. Lisanların zenginliği ülkelerin kapısını çalacaktır.
On yıl önce tarihi İpek Yolu’nun yeniden tarih sahnesinde yerini aldığı bugün Kuşak ve Yol Projesi ile altmıştan fazla ülkede karşılıklı güven, ortak eylem, güçlü bir irade oluşturmaktadır. Böylelikle ekonomik kalkınma sorunlarının çözümlenmesi daha kolay hale gelmektedir. Gene bu proje ile uluslararası güvenliğin güçlendirilmesi de temin edilmektedir.
On yıl önce temelleri atılan Kuşak ve Yol’un dünyamızın geleceğinde barışa, ticarete ve refaha ulaşmanın anahtarı olacağına inanıyorum.
