Ermenistan'ın yaptığı haince saldırıyı kınayan Dr. Akkan Suver, "-Marmara Grubu Vakfı olarak; bu vesileyle Türk Milleti’nin Azerbaycan'ın yanında olduğunu bir defa daha dünyaya haykırıyoruz. Sivil toplum kimliğimizle 4 Azerbaycan askerini haince şehit eden Ermenistan'ı şiddetle kınıyoruz. Siyasi çözüm yerine hainane saldırgan planlar peşinde koşan Ermenistan'ın bu yaptıkları asla karşılıksız kalmayacaktır. Marmara Grubu Vakfı olarak, Azerbaycanlı kardeşlerimize sabır, şehitlerimize rahmet diliyoruz.
Haber Arşivimiz
Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 163/388
Srebrenitsa Soykırımı 25. Yılında
Bosna-Hersek'te 1995 yılında yaşanan ve 2. Dünya Savaşı ardından en büyük insanlık dramı olarak kabul edilen Srebrenitsa Soykırımı'nın acı yıldönümünü idrak etmenin büyük üzüntüsü içindeyiz. 8.372 Boşnak sivilin öldürüldüğü bu soykırımın yıldönümünde Marmara Grubu Vakfı olarak, sivil toplum kimliğimizle Boşnak kardeşlerimizin kapanmayan yarasının acısını paylaşıyoruz.
Tanrı'nın rahmeti üzerlerine olsun
Dr. Suver Mustafa Şentopu tebrik etti
Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver, yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na seçilen Mustafa Şentop'a bir tebrik mesajı göndererek, kutladı.
Dr. Akkan Suver'in mesajı aynen şöyledir:
KORONALI GÜNLER
Corona Günleri / Corona Days
Serbest Kürsü / Free Tribune
Marmara Grubu Vakfı olarak sivil toplum kimliğimizle Corona Günleri/ Corona Days web sahifemize yerel ve global düzeydeki çalışma, gayret ve çözüm önerilerinizi bekliyoruz. Bilgi havuzumuz olan Marmara Grubu Vakfı Corona Günleri/Corona Days sahifemiz serbest bir kürsü olarak görüş ve düşüncelerinize açıktır. Bu savaşı el birliğiyle kazanacağımıza inanıyoruz.
Marmara Grubu Vakfı sesleniyor; "İnancımız her türlü virüsü yenecek kadar güçlüdür"
Marmara Grubu Vakfı Ailesi, yaşadığımız bu zor günleri birlikte aşabileceğimize olan inançla kamuoyuna seslendi.
Dr. Akkan SUVER
Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı
Evimizde oturuyoruz.
Marmara Grubu Vakfı olarak insanlık âleminin büyük bir bela ile topyekûn seferberlik halinde mücadele edişini takdirle izliyoruz.
Doktorların sağlık alanlarında ortaya koyduğu başarılar yarınımıza güvenimizi arttırıyor. Kamu görevlilerinin, hizmetlilerin fedekarane çalışmaları inancımızı güçlendiriyor. Her alanda sorumluluk sahibi insanlar ülkemizde olduğu gibi Dünyanın dört bir yanında yaşanan bu belayla savaşıyor.
Bizler de sivil toplum kimliğimizle, geride bıraktığımız çeyrek yüzyıl içinde Marmara Grubu Vakfı olarak ülkemizde ve dünyada oluşturduğumuz büyük ailemizle insanlık âlemine sesleniyoruz: İnancımız her türlü virüsü yok edecek kadar güçlüdür. Ümidimiz inancımızdır.
Sağlıklı günlerde beraber olacağımıza inancımız büyüktür.
Ve o günlerin yakın olduğuna inanıyoruz.
Milo DJUKANOVIC
Karadağ Cumhurbaşkanı
Bu zor zamanlarda, tüm çabalarımız virüsün yayılması üzerinde etkili bir kontrolün sağlanması ve enfekte olanların geri kazanılmasını hedefleniyor.
Bunu göz önünde bulundurarak, Marmara Vakfının kolektif yanıtımıza katılma ve destekleme çabalarını çok takdir ediyorum. Ancak birleşik durursak ve sorumluluğu paylaşarak dayanışma gösterirsek, yaşamları koruyabilir ve bu durumu kontrol altına alabiliriz.
Filip VUJANOVIC
Karadağ Cumhurbaşkanı (2003-2018)
Küresel bir toplum olarak, bundan daha zor bir görevimiz olmadı: günlük hayatımızın her boyutuna yayılan, ölümler de dâhil olmak üzere benzeri görülmemiş sorunlara ve sonuçlara neden olan görünmez bir düşmanla savaşmak. Misyonunu ve hedeflerini göz önünde bulundurarak, kaynaklarını, bilgilerini ve faaliyetlerini devam eden tehdide karşı değerli araçlar olarak kullanan Marmara Vakfı'na minnettarım.
İşbirliği, disiplin, bilgi ve dayanışma virüsle mücadelede kilit araçlardır. Sürdürülebilir geleceğimizi ve toplumun daha da gelişmesini güvence altına almak için, hataya yer olmadığının bilincinde olarak olabildiğince hızlı ve etkili bir şekilde hareket etmemiz gerekir.
Son olarak, enfekte olmuş kişilerin hayatlarını kurtarmak için ellerinden gelenin en iyisini yapan, aynı zamanda ailelerinin sağlığını ve kendi sağlıklarını da riske atan tüm dünyadaki sağlık çalışanlarına azami şükranlarımı sunmama izin verin.
I. BARTHOLOMEOS
İstanbul Rum Patriği
Sayın Dr Akkan Suver,
Tüm dünyayı etkisi altına alan covid-19 virüs salgını yeni yaşam şekilleri ve yaklaşımlarını mecburi kılmaktadır. Marmara Grubu Vakfı olarak bu zorlu mücadele döneminde Corona Days Web sayfanızı açmış olmanızı da bu mücadeleye hızlı ve yerinde bir katkı olarak mütalaa etmekteyiz.
Yüce Tanrı bizleri bir şekilde sınamakta ve dünyaya bakışımızı tekrara gözden geçirmek konusunda uyarmaktadır. Elbette bu zorlu mücadele de fedakâr insanların gayretleri ile aşılacaktır. Ancak dünya asla eskisi gibi olmayacaktır. İnsanoğlu’nun kendi varlığını, ekosistem ve diğer insanlar ile olan ilişkisini yeniden değerlendirmesi zaruridir.
Bu musibetten dersler alarak kurtulmamız temennisiyle, sahsınıza ve Marmara Grubu’nun seçkin üyelerine Yüce Tanrı’dan sağlık ve esenlik ihsan etmesini dileriz. Ekümenik Patrikhane’de gerçekleşen ibadetler esnasında covid-19 virüs ile ilgili sıkıntıların ve acıların son bulmasına, ona karşı verilecek mücadelenin kısa süre içinde başarı ile sonuçlanmasına, bütün dünyanın da en yakın zamanda tam sağlık ve sıhhatine kavuşması için Rabbimiz’e dua etmekteyiz.
Şeyh-ül-İslam Allahşükür PAŞAZADE
Kafkasya ve Azerbaycan Müslümanları Dini İdaresi Başkanı
Şuan Koranavirüs (covid-19) salgını dünyanın bütün ülkelerini çevrelemiştir. Ülke yönetimi tarafından halkımızın şu anki salgından korunması ve her bir vatandaşımızın sağlığının korunması için bütün tedbirler hayata geçirilmektedir.
Her bir vatandaşımızdan sokağa çıkmamasını rica ediyoruz. Dışarı çıkıp geri geldiğinizde hijyen kurallarına dikkat ediniz. Korunmak bizden takdir Allah’tandır.
5 Mart’ta Kafkas Müslümanları İdaresi Koronavirüs yayılmasının önlenmesi için ülkede bulunan bütün cami ve türbelere bildirilmiştir ve tavsiyelerine başvurulmaktadır: Diğer taraftan mübarek hadisler tasdik ediyor ki, insanlar hem kendi hem de diğer insanların sağlıklarının korunması konusunda Allah katında sorumluluk taşımaktadırlar. Kafkas Müslümanlar İdaresi bu olağanüstü hal döneminde tedbir amaçlı olarak imamlarımıza tavsiye ediyor ki; doktorların uyarılarına ciddi şekilde uyulmalıdır.
Vatandaşlarımızın salgın hastalığa maruz kalmamaları için Cuma namazlarının ve diğer merasimlerin belirli bir süre ertelenmesini şeraitimize uygundur, lakin bu hiçbir şekilde cami ve türbelerin kapatılması anlamına gelmemektedir. Din adamlarımız, imamlarımız görevleri başında mevcut durumla alakalı olarak durumumuzu ve tavsiyelerimizi ulaştırmaktan sorumludurlar.
Kafkas Müslümanlar İdaresi emin olarak bildiriyor ki, dindarlarımız, toplumumuzun ve ailemizin mevcut durumdan dolayı telaşa ve vesveseye kapılmadan tedbirlere riayet edecek, alınan kararları anlayışla karşılayacaktır. Bu olağanüstü hal döneminde alınan kararları uygulamayanlar, mevcut durumun ciddiyetinin farkında olmayan kişilerdir.
Umut ediyoruz ki, Allah teala en kısa sürede halkımız üzerinden bu belayı def edecek, huzur ve refahımıza tekrar kavuşacağız. İnşallah.
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Türkiye Cumhuriyeti
Diyanet İşleri Başkanı (2003-2010)
Sayın Dr. Akkan Suver
Marmara Grubu Vakfı Başkanı
Bütün insanlığın zorlu bir sınavdan geçtiği bu corona günlerinde, normal zamanlarda önemsemediğimiz birçok değeri yeniden keşfetme, çok önemsediğimiz ve adeta uğruna birbirimizi yediğimiz küçük ve geçici çıkarların da esasında ne kadar anlamsız olduğunun fark etme imkânı bulduk.
Bu vesileyle Yüce Yaratana, doğaya, kendimize, yakın çevremize, ülkemize ve bütün insanlığa karşı sorumlu davranabildiğimiz sürece insan olarak değer taşıdığımızı anladık.
Mikroskopla görülebilen bir virüsün dünyayı esir almasına karşı çareyi elbette bilim ve akıl üretecektir. Allah’ın yeryüzü adaleti insanın sebep-sonuç ilişkisini kavrayıp dünya işlerinde bilim ve aklın rehberliğine, Yaratan’la ilişkilerinde dinin verdiği metafizik ve manevi bilince, insanlar arası ilişkilerde de ahlak ve erdemin egemen olmasına bağlıdır. Bütün bunları yaparken de insan olarak aczimizi ve sınırlılığımızı unutmaksızın böylesine küresel bir sorunla ancak dayanışma ve işbirliği içinde baş edebileceğimizi biliyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle şahsınızda Marmara Grubu Vakfının değerli ve öncü üye ve dostlarına içten iyi dileklerimi sunuyorum.
Ertuğrul KUMCUOĞLU
Marmara Grubu Vakfı
Duayeni
Sevgili Dostlar, Zat-ı Ali’leri, bayanlar ve baylar, Covid19 adında ortak, bir düşman insanlar için çok fazla zorluk, zarar ve hatta ölüme sebep oluyor. Ama inanıyorum ki 100.000 yıllık deneyimine dayanarak insanlık bu zararlı rahatsızlığın üstesinden gelecek ve onu yenecek. Çocuklarımız ve torunlarımız için daha iyi bir dünya inşa etmek amacıyla elimizden gelenin en iyisini yapmaya hazırız. Her şey gönlünüzce olsun.
Yüksel ÇENGEL
Marmara Grubu Vakfı
Genel Başkan Yardımcısı
Bütün insanlığın yaşam hakkını tehdit eden, deniz aşırı bir güce sahip bir virüs ile karşı karşıyayız. Ülkelere tek tek, istediğim ülkeyi yok edebilirim düşüncesiyle yaklaşan düşünce sahiplerine karşı yepyeni bir tehlike karşısındayız.
Bilim adamına, araştırmaya, geliştirmeye, teknolojiye yatırım yapmayanlara yeni bir yaşam tarzı, yeni bir dünya düzeninin hazırlığı yapılıyor. Yaşlıların ayak uyduramayacağı, çocukların geleneksel yetişmesine mani olacak bir düzene gidildiğine inanıyorum. Zira yaşlı neslin maddi yük olduğuna ve bilime katkılarının az olduğuna inanan birileri, yaşlıların varlıklarını anlamsız buluyorlar. Ve gene birileri çocukları, gençleri ve bütün insanlığı yenidünya düzenine hazırlama çabasındadırlar. Ülkeler, insanlar ve özellikle bilim insanları Corona virüsü kadar bunu da düşünmelidirler.
Engin KÖKLÜÇINAR
Marmara Grubu Vakfı
Genel Başkan Yardımcısı
Marmara Grubu Vakfı; değişik kültür ve inançlara bağlı insanların tümünün dünyamızda yaşama hakkına sahiplenmesine gönül vermiş örnek bir STK'dır.
Bu ilke ile dünyayı saran 'Korona Virüs' belasını ilk günden itibaren dikkatle takip etmiş özellikle sağlık bakanlığımızın tüm çalışmaları, görünmez ipliklerden koza örmüştür. Başta komşularımız olmak üzere mağdur ülkeler vatandaşların acısını paylaştırmıştır.
Üzüntümüz çok büyüktür. Ama bilin. BİZ BU VİRÜSÜ YENECEĞİZ...
Ali Rıza ARSLAN
Marmara Grubu Vakfı
Genel Başkan Yardımcısı
Tüm Dünyadaki Saygıdeğer Marmara Grubu Dostları,
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tüm dünyanın el birliğiyle savaş verdiği ‘’Korona günlerinde’’ bizler de Marmara Vakfı Grubu olarak, bu insani mücadeleye nasıl katkıda bulunabileceğimizin telaşı içindeyiz.
Son çeyrek yüzyıldır Sayın Genel Başkanımız Dr. Akkan Suver Bey’in ilham verici liderliğinde ve tüm siz dostlarımızın büyük fedakârlıkları ile Moğolistan’dan Azerbaycan’a, Ortadoğu’dan Balkanlara ve Avrupa’da Avusturya’ya kadar dünyanın birçok seçkin bilim, fikir ve siyaset adamlarını, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanlarını İstanbul’da bir araya getirerek, yerel ve dünya meselelerine kısa ve uzun vadede çözümler getirmeye, yeni bir perspektif çizmeye çalışıyoruz.
Bu tarihi ve sıra dışı ‘’Korona günleri’’nde de bu çerçevede ‘’Marmara Grubu Vakfı Korona Günleri’’ web sayfasını oluşturduk.
Siz saygıdeğer dostlarımızın da kendi ülkelerinde bu felakete çözüm üretmek için canla ve başla çalıştığınızı biliyoruz. Bizim Vakıf olarak sizden ricamız, lütfen yerel ve global düzeydeki bu çalışma ve gayretlerinizi, düşüncelerinizi ve çözüm önerilerinizi özel olarak düzenlediğimiz bilgi havuzumuz olan, “Marmara Grubu Vakfı Corona Days’’ web sayfamıza aktarmanızdır. Bu çabamıza destek olacağınıza inancımız tamdır.
Apaçık belli ki, bugünden itibaren bütün paradigmalar değişiyor ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İnsanlık tarihinde tüm milletlerin ortak bir düşmana karşı omuz omuza, topyekûn savaştığı ilk örnek, ‘’Corona Days’’de vuku bulmaktadır. Umarız ki insanlık, savaş için ayırdığı tüm insani ve ekonomik kaynaklarını bundan sonra da, artık, barış, sağlık ve güvenlik için harcayacaktır. Bu, yıllardır Marmara Vakfı olarak ‘’insanlığın sorunlarına tüm insanlar olarak, el ele çözüm bulmalıyız’’ felsefemizin ulaştığı zirve noktasıdır ve ‘’insanlığın kurtuluşu için çözüm olmayan bir reçetenin bizim kişisel çözümümüz de olmayacağı’’nın bilinci içindeyiz. Bu felaketi, zengin, fakir, eğitimli, eğitimsiz tüm insanları bir ülkü (ideal) etrafında toplamak için bir fırsat olarak değerlendirebiliriz. İdealimiz, insanlığın barış, güvenlik, sağlık ve huzur içinde, insanca yaşamasıdır.
Bu çerçevede siz tüm katılımcı dostlarımızdan, dünyanın bugünkü hali ile yarın ve öbür gün değişen bu paradigmalar karşısında, nasıl bir mücadele verebileceğimiz hakkındaki bilgi, deneyim ve düşüncelerinizi paylaşmanızı rica ediyoruz. Böylece ertelediğimiz Avrasya Ekonomi Zirvemizin sanal ortamda devamını sağlamış, bu felaketin biraz da olsa acısını dindirmiş ve telafi etmiş oluruz. Sizlerin engin tecrübe ve fikirlerinizin insanlığın barış, huzur ve konforu için çok değerli olduğunu biliyor ve Marmara Grubu Vakfı Corona Days web sayfamıza yazılarınızı bekliyoruz. En kısa zamanda yine yüz yüze görüşmek üzere sağlık dileklerimizi, selam ve saygılarımızı sunuyoruz.
Cafer OKRAY
Marmara Grubu Vakfı
Genel Sekreteri
Yakın geçmişte benzerine rastlanmamış, bizleri hem bireysel hem toplumsal olarak çeşitli ölçülerde sınayan, tüm etkileri henüz öngörülemeyen çok zorlu ve yıpratıcı bir dönemin içindeyiz.
Bu mücadelenin en ön saflarında, her zaman olduğu gibi karşılık beklemeksizin göstermekte oldukları özverili çaba için sağlık çalışanlarına minnet duygularımızı sunuyor, var olan düzenin olabildiğince devam etmesini sağlayan özel ve kamu hizmet çalışanlarına en içten teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Bilim dünyasından bir çözüm haberi bekleyerek geçirmekte olduğumuz bu süreci, kendi adımıza belki daha sorgulayıcı, sağlıklı ve yapıcı bir düşünce sistemini benimsemek için kullanmalıyız. Sınırlanan uçuşlar veya kısıtlanan sosyal etkinlikler gibi bilimsel gerekçeleri olan önlemleri desteklerken, dayanışmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde yüksek duvarların örüldüğünü, parmakla suçlu arandığını ve iletişimin kopma noktasına geldiğini görmekten büyük tedirginlik ve utanç duymalıyız. Hedefimiz bireysellik değil birliktelik, önyargı değil özeleştiri olmalı. Farkında olduğumuz fakat kabullenmemekte ısrar ettiğimiz gerçek şudur k; küresel boyutta hepimizi etkileyen bu fırtınadan ancak el birliği ile çıkabiliriz.
Bu çerçevede, Marmara Grubu Vakfı olarak, bizlere verilen görevin ve üstlendiğimiz sorumluluğun bilincindeyiz. Yılların sonucunda ortaya çıkan hakiki ve değerli dostluklarımız, bu gibi dönemlerde hepimizin ihtiyacı olan karşılıklı anlayış, dürüstlük ve yardımlaşma ortamını sağlamaktadır. Her fırsatta coşkuyla övündüğümüz ‘kardeşlik’ bağlarımızın, hazırlıksız yakalandığımız karanlık günlerde umutla aradığımız çıkış yoluna ışık tutacaktır.
Bir sivil toplum kuruluşu olarak tüm sorunların iletişim kanalları sayesinde çözüleceği inancımızı yineliyor, bu dönemin en kısa zamanda arkamızda kalmasını gönülden temenni ediyoruz.
Lale AYTANÇ NALBANT
Marmara Grubu Vakfı
Yönetim Kurulu Üyesi
Daha önce benzerini yaşamadığımız zor bir dönemden geçiyoruz. Tüm dünyaya yayılan, bize bu güne kadar doğru bildiğimiz değerleri ve sistemleri sorgulatan bir kriz yaşıyoruz.
İnancım, dileğim; bilimin ışığında, insan doğasında yer alan sevgi, dayanışma gibi değerlerin öne çıkması ile bu krizin aşılması.
Marmara Grubu Vakfı, sivil toplum kimliği ile geçmişte olduğu gibi gelecekte de bu krizin bize öğrettikleri ile daha sağlıklı, güvenli bir toplum, dünya yaratmak için çalışmalarını sürdürecektir.
Müjgan SUVER
Marmara Grubu Vakfı
AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı
CORONA'NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Yaşamımızın tek belirleyicisi haline gelen Corona salgını, sadece bu günümüzü değil, geleceğimizi de sil baştan değiştireceğe benziyor. Kaygı ve endişe dolu bir haftayı geride bıraktık ama salgın artan bir hızla tırmanmaya devam ediyor. Önümüzde daha kaç kaygı ve endişe ile geçecek haftalar, aylar var bilemiyoruz. Bu bilinmezlikler ortasında yaşantımıza el sıkma, sarılma, öpüşme gibi güzel alışkanlıklara veda ederek devam ederken artık evlere kapanmak zorunda kaldık. Şimdi sevdiklerimizin yüzlerini de göremez olduk. Dostluğun, arkadaşlığın değerini daha iyi anladık.
Çok şükür ki gelişen teknoloji bize televizyonları, interneti, kısıtlı da olsa dijital ortamda arkadaşlıkları, dostlukları devam ettirme fırsatını sunuyor. Ama hiç bir dijital imkânın bize sevgiyi, yaşam sevincini, bir bulvar kahvesinde dostlarla oturup, tatlı sohbetler eşliğinde atılan şen kahkahaların, birlikte içilen bir fincan kahvenin keyfini veremeyeceğini biliyoruz. Şimdi dokunmanın, sarılmanın, keyif almanın, yaşamımızın vazgeçilmezi olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Bütün gün, bütün hafta, bütün bir ay evde kapalı kalıp yaşamanın ağırlığına nasıl katlanırız bilemem. Kısıtlanmış yaşamların içinde, şimdi özgürlüğün vazgeçilmez değerini, güzelliğini daha iyi anlıyoruz.
Gözle görülemeyen bir virüsün, sadece benim, senin değil, bir ulusun hatta insanlığın felaketi olabileceğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Artık ne silahların, ne tankların ne de roketlerin faydası var. Hırs, başarı, rekabet anlamını kaybetti. Corona, o gözle görünmeyen küçük organizma, bütün sınırları, denizleri, duvarları aşarak kâinata ölüm saçabiliyor, yaşamlarımızı sil baştan yeniden düzenleyebiliyor.
Vereme, sıtmaya, vebaya son verebilen bilim dünyası şimdilik çaresiz olsa da tek umudumuz onlarda. Biliyoruz ki bir gün gelecek çaresini bulacaklar. Şimdi bilimin, bilim adamlarının değerini daha iyi anlıyoruz.
Korku ve panik içindeki halkı sabırla bilgilendiren doktorların, gece-gündüz aralıksız fedakârca çalışan sağlık görevlilerinin değerini şimdi daha iyi anlıyoruz.
İnsanlar çılgın gibi süpermarketlere saldırıyor. Korku, yaşamlarını devam ettirme endişesi onları, sadece kendisini düşünmenin sınırlarını aşamayan sapiens'lere dönüştürdü. Şarkılar sustu. Maskeler düştü. Ego tek hâkim. Yaşlılar tek başlarına evlerine kapanmış, çaresiz ve yalnız. İşini kaybedenlerin durumu zor. Onların yaşamlarına kim koşacak, kim dokunacak? Yaşamlarına nasıl devam edecekler?
Şimdi sosyal devletin, sosyal dayanışmanın vazgeçilmezliğini daha iyi anlıyoruz.
Turan SARIGÜLLE
Marmara Grubu Vakfı
Yönetim Kurulu Üyesi
Ülkemizde uygulanmakta olan 65 yaş sokağa çıkma yasağının doğru olduğuna inanıyorum. Çok daha kötü bir durumla karşılaşmamak için yetkililerden hiç tereddüt etmeden bu uygulamanın herkese şamil olmasını temenni ediyorum. 65 yaş altı insanımızın bu hastalığa yakalanmayacağını beklemek yanlış olur.
Aksi olursa geçecek zamanı boşa tüketmiş oluruz. Serbest dolaşan insanın, bu enfeksiyonu evine, ailesine ve yakınlarına taşıması kaçınılmaz olur. Ekonomi boyutuna baktığımızda burada ortak aklın önemi ön plana çıkıyor. Burada benim özellikle! Dikkatimi çeken ve eksik gördüğüm husus, yetkili ve sorumluluk sahibi insanların, sivil toplum kuruluşlarının ekonomik açıdan duyarlık göstermedikleri kanaatindeyim. Bu kurumların bazıları üretime ve istihdama destek verebilirler. Özetle bu zor günlerin ve sorunların üstesinden hep birlikte kenetlenerek gelebileceğimize inanıyorum.
Bilimin referans olacağını ve ortak aklın galip geleceğini unutmamalıyız.
Av. Serhat TABANCA
Marmara Grubu Vakfı
Yönetim Kurulu Üyesi
Bizler aynı evin çocuklarıyız, dünyaya farklı gözlerle bakan, bazen haylaz, bazen pişman, bazen uslu ama hep umutluyuz. Renklerimiz, dillerimiz, kültürlerimiz farklı olsa da, dünya denilen bu evde, insanoğlu olarak ait olduğumuz yerdeyiz, evimizdeyiz.
Belki farklı nehirlere ve dağlara sahibiz ama evimizde çıkan bu musibet bize birkez daha göstermiştir ki hepimiz aynı evin çocuklarıyız.
Çin’de başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covit-19 virüsünün etkisi ile İtalya veya İran’da ki bir ölüm haberinin Dünyanın kalan kısmını hüzne boğması bizlere, bu musibetle aslında ispatlamıştır ki, bizler aynı evin çocuklarıyız. Kimse tereddüt etmesi ki Dünya bu virüsü yenecek ve geride, adı hüzünde olsa ortak hislerimizi ve yaşanmışlığımızı miras bırakacaktır.
Biz Marmara Grubu Vakfının görevi bu mirasa sahip çıkmak olacaktır.
Tıpkı Şairimiz Nazım Hikmet’in de dizelerinde belirttiği gibi; "Yok öyle umutları yitirip, karanlıklara savrulmak.
Unutma! Aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak..."
Sezgin BİLGİÇ
Marmara Grubu Vakfı
Yönetim Kurulu Üyesi
Medeniyetimiz, bu kez ne sınıfsal, ne ekonomik, ne cinsel...
Hiçbir ayrım yapmayan, bir virüs ile karşı karşıya. Ne gariptir ki dünya, açlık ve sefalet altında ezilen, eşit şartlarda yaşayamayan onlarca ülke halklarını bugünlere kadar görmezden gelirken, varsıl yoksul ayrımı yapmayan bu bela karşısında acil durum ilan etmiştir. Tüm dünya, bütün dinlerin bin yıllardır tam olarak gerçekleştiremediği gerçek insanlık olgusunu, otuz günde su yüzüne çıkaran, gözle görünmeyen bir mikroorganizma karşısında omuz omuza, dayanışma içinde mücadele etmektedir.
Öyle bir bela tasavvur ediniz ki, o’ndan kaçamazsınız, milyarlar verseniz hasta olmaktan kurtulamazsınız.. Öyle bir bela ki hastalansanız ve dahi şifa bulsanız, vücudunuz artık asla eskisi gibi olmayabilir. Öyle bir musibet ki sizi evinize geldiğinizde çocuklarınıza sarılmaktan imtina ettirebilir...
Fakat insanlık, birlik ve beraberlik ile birçok badire atlatmıştır.
Sivil topluma gönül vermiş ve refahın insanlar arasında diyalog ile paylaşılabileceği fikrini şiar edinmiş, çeyrek asırdır dünyanın her ülkesi ile iletişim halinde olan bir vakfın mensubu olarak, çok kısa bir sürede bu büyük sorunun üstesinden gelineceğine kesinlikle inanmaktayım. Tüm dünya sonunda aynı amaç için mücadele etmektedir.
Medeniyetimiz güçlüdür ve tüm devletler üzerine düşeni tam bir kararlılıkla yapmaktadır.
Devletimizin olaylara hızlı müdahalesi ve vatandaşlarına yaklaşımı, cesaret ve gurur kaynağımızdır. Her felakette ya da musibette fedakârca görevine koşan kamu personelimizin cansiperane çabalarını gözlemliyoruz onlara müteşekkiriz, gurur duyuyoruz.
Vatandaşlarımızın yüksek sorumluluk ile hareket etmeleri ise inancımızı arttırmaktadır.
Devlet ile millet bir bütün olarak hareket etmektedir.
Ancak unutulmamalıdır ki, her bela bir öğretidir. Bu fırtına dindiğinde, hem doğuya hem batıya öğrettikleri ile daha huzurlu, daha insancıl, daha barışçıl, daha paylaşımcı bir yaşam mümkün olabilir...
Sevil KULAK
Marmara Grubu Vakfı
Başkanlık Başasistanı
Tüm dünyanın mücadele ettiği Corona virüsü ile ilgili verilen mücadeleyi takdirle takip ediyorum. Sağlık ekipleri hem benim ülkemde, hem dünyada canla başla bir savaş ortaya koyuyorlar.
Bu süreçte hem ülkemde, hem de yurt dışında insanlık âleminin el ele vererek bu savaştan fazla can kaybı vermeden başarıyla çıkacağına inanıyorum.
Bu zor günleri topyekûn birlik içinde ve milletçe yapmamız gerekenleri yaparak, hayattan kopmayarak, dünyadaki dostlarımızla da ilişkimizi kesmeden çalışmalarımızı ve mücadelemizi devam ettireceğiz.
Ve kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU
(E) Bakan
Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi
Değerli Akkan Bey, kucaklayıcı, vefa ve sevgi dolu satırlarınızı memnuniyetle okudum. Vakıf mensupları olarak başkanımızın ve tüm Vakıf yetkililerin yanımızda olması bizlere moral aşıladığını paylaşmayı isterim. Hepinizin, halkımızın ve dünya halklarının sağlıklı günlere kavuşması temennisi ile sizi, değerli hanımefendiyi, Vakıf mensuplarını selamlıyorum.
Göksel BİLGİÇ
Marmara Grubu Vakfı
Mütevelli Heyet Üyesi
Yeni Zamanlar’a
İnsan yaşamı boyunca çeşitli imtihanlardan geçmiştir. Bazen bu imtihanlar zorlayıcı ve çetin geçmiştir. İmtihanlar yeni tecrübeleri getirmiş, bakış açısı ve yaşam biçimlerini terbiye etmiştir. Zor ve çetin imtihanlar daima yeni ve olumlu sonuçların habercisi olmuştur.
İnsanlık imtihanlarını bazen de tıpkı bugün olduğu gibi toplum olarak vermektedir. Tecrübe ve birikimlerini topluluk olarak edinmiştir. İnsanlık yeni günlere, yeni zamanlara farklı ama daha çevreci, farklı ama daha üretken, farklı ama daha hoş görülü olarak başlayacaktır. İmtihanlarda kazandığı her zaferi, yeni bakış açıları ve yaşam biçimleri bilgi birikimleri ile taçlandıracaktır.
Tüm Dünyamızın bu zorlu imtihanı kazanma gücü tamdır. Yeni zamanlara hep birlikte sağlıkla ulaşmak dileğimle…
Necdet TİMUR
(E) Orgeneral
Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi
Dünya zaman zaman birbirinden farklı sonuçları olan kimi salgın hastalıklara maruz kalmış, sonuçlarıyla savaşmış, yarattığı değişimlerle yüzleşmiştir. Nitekim yakın geçmişte dünyamız nüfusunun %20’sine bulaşan H1N1 domuz gribiyle sarsılmıştı. Yüzbinlerce insan hayatını kaybetmişti. Çok önemli deneyimler kazanılmıştı.
1946 yılında Albert Camus “Veba” adını verdiği romanında şöyle der: “Hızlıca yayılan ve çok sayıda yaşamı sona erdiren salgına karşı insanlar çaresizdiler ve doktorlar bir ilaç bulamamışlardı.”
Şimdilerde Koronavirüs (COVID-19) ile karşı karşıyayız… Geç ve ya erken dünya seferberlik ilan etmiş durumda. Kısaca anımsayalım: Geçtiğimiz yılın son günü Çin, Dünya Sağlık Örgütü’ne COVID-19 salgını hakkında ilk duyurusunu yaptı. Bunu takiben 20 Ocak 2020’de Wuhan kentinde herkesi evine kapatan önlemini aldığını duyduk. 11 Mart 2020 günü, salgının tepe noktasına ulaştığı, ancak çok sıkı karantina koşulları uygulamak suretiyle hasta sayısının ve ölümlerin azalmaya başladığı açıklandı. Ancak salgın Asya’dan Avrupa’ya atladı, merkez üssü Avrupa olmaya başladı. Bilim adamları, salgının hız kesmesine rağmen tamamen yok olabilmesi için bir süre daha geçeceğini belirtiyor.
Ülkemiz böyle bir salgına hazırlıklı olmasa da yöneticilerimiz geç kalmadan etkili önlemlerini aldılar: Bilim Kurulu oluşturulup çalışmalarına başladı. Sağlık Bakanı şeffaf bir şekilde 24 saatin bilançosunu açıklıyor. Hükümetimiz salgının krize dönüşmemesi için sosyal ve ekonomik önlemlerini peş peşe alıyor. Vatandaşlarımız, ilan edilen önlemlere riayet ederse Güney Kore, Japonya ve Singapur benzeri iyi sonuçlar alabiliriz.
Kötümser yorumlar yapanların tuzağına düşmeyelim. Noksanlarımıza rağmen İnşallah İtalya’nın başına gelenleri yaşamayacağız. Akla gelebilen, kısmen yüzleşilen kimi değişimlere gelince: Sağlığın tıpkı eğitim gibi kamusalcı bir anlayışla ele alınmasını, hatta planlı karma ekonominin tekrar tartışılmaya başladığına dair işaretler alınıyor. Böyle salgın dönemlerinde önlemlerin etkili olabilmesi için devletin “Devlet Baba” gibi davranması gerekiyor. Ayrıca küreselleşmenin tıkandığını, dayanışma yerine her ülkenin sınırlarını kapatarak kendini korumaya aldığını, beka sorunu ile yüzleştiğini görüyoruz. Devletimiz dâhil tüm devletler “Devlet Baba” kimliğini üstlenerek ardı ardına sosyal ekonomik güvenlik önlemlerini alıyorlar. Anlaşılan o ki kapitalizm yerini yakın gelecekte planlı kamusalcı karma ekonomiye bırakacak.
Birlik ve beraberliğimizin bozulmamasına lütfen özen gösterelim.
Ahmet POLAT
Marmara Grubu Vakfı
Mütevelli Heyet Üyesi
Böyle bir iletişim kurduğunuz ve bizleri de bu iletişim ağına dâhil ettiğiniz için Başkanınız Sayın Akkan Bey’e ve siz kıymetli Sevil Hanım’a Teşekkürlerimi iletiyorum. Böyle bir durumda Vakfımızın ne kadar duyarlı olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Bütün kapılar kapandı ve ihracatımız durdu. İnşallah bu durum uzun sürmez. Öncelikle devletimiz ayakta sağ salim kalsın. Devlet var ise bizler de varız.
Bence asıl önemli olan; Corona virüsü krizi geçtikten sonra: hepimizin hayatımıza ve işimize yeni bir yön vermemiz gerektiğidir. Devlet, millet olarak da önceliklerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Eğitim ve sağlık bütçelerimizi devlet ve millet olarak tekrar sorgulamalıyız.
Gelişmiş toplum bu olsa gerek; Almanya bu krizi çok kısa sürede atlatacağa benziyor. Ve aldığı tedbirlerle ve bilinçli toplum olması ile yayılmayı durdurdu.
Murat ALİ
Marmara Grubu Vakfı
Gençlik Platformu Üyesi
Modern insan, 21. Yüzyılın en büyük kriziyle karşı karşıya, öyle bir kriz ki bundan birkaç ay önce biri bize savaş olmadan sınırlar kapatılacak, uçaklar kalkmayacak, insanlar sokağa çıkamayacak deseydi muhtemelen kaale bile almazdık. Ancak günümüzde tüm insanlar kenetlenmiş görünmeyen bir düşmana karşı savaşıyor. Umarım ki insanlığın bu birlik beraberliği salgın sonrasında oluşabilecek krizlerde de devam eder.
Prof. Dr. Erman Bülent TUNCER
Marmara Grubu Vakfı
Mütevelli Heyet Üyesi
Maalesef sıkıntılı günlerin başındayız. Asla umutsuz değiliz. Bu necip millet tarihinde nice büyük badirelerden geçmiş ve bütün olumsuzluklara rağmen, bütün krizleri yenmeyi başarmıştır. Ciddi bir kriz ile karşı karşıyayız. Zamanın da ve yerinde tedbirleri alırsak, bu sıkıntıları az bir zayiat ile atlatabiliriz. Konunun uzmanlarının bile yeterli bilgi sahibi olmadığı bir salgın hastalığın saldırısı altındayız.
Allah’ın izni ile bu hastalığı yeneceğiz. Ne var ki, çok büyük bir bedel ödeyeceğiz. Hayat neredeyse durdu. Bu durgunluk sonucu, kötü olan ekonomi daha da kötüleşecektir. İşsizlik boyutu hepimizi çok düşündürecektir. Hayat pahalılığı bunun üzerine tuz biber ekecektir. İster istemez, çok ağır ekonomik sıkıntılar söz konusu olacaktır. Hadisenin sosyal boyutunu düşünmek bile istemiyorum. Milletimin ferasetine güveniyorum. En güzel günlerin yakın olduğunu düşüneceğiz. En kötü senaryo ihtimalini göz önüne olup gerekli tedbirleri zamanında almak zorundayız.
Bu ülkenin bütün düşünce kuruluşlarını göreve davet ediyorum. Tedbir bizden, takdir ise Allah’tandır.
Wang CHAO
Çin Halkı Dışişleri Enstitüsü Başkanı
Sevgili Dr. Akkan Suver
COVID-19'un Türkiye'de son zamanlarda oldukça hızlı bir şekilde geliştiğini fark ettim. Bu konuda çok endişeliyim ve Çin Halkı Dışişleri Enstitüsü (CPIFA) adına ve kendi adıma size içten sempatimizi ve dayanışmamızı ifade etmek istiyorum.
Çin'deki salgının patlak vermesinden bu yana, Başkan Xi Jinping ve Çin hükümetinin güçlü liderliği altında, Çin halkı salgına karşı savaşmak için ayağa kalktı. Ülkeniz de dahil olmak üzere dünyanın her yerinden birçok ülkeden ve arkadaşımızdan, gerçekten takdir ettiğimiz ve her zaman aklımızda tutacağımız gönülden sempati, destek ve yardım aldık. Ülkenizdeki salgının yayıldığını gördükçe Türkiye'yi gerçekten anlıyoruz.
Mevcut durumda, COVID-19'un küresel olarak hızla yayılmasıyla, ülkelerin halk sağlığı kriziyle başa çıkmak için işbirliği yapması hayati önem taşımaktadır. Lütfen bu zor anda, yanınızda olduğumuzdan ve zorluklarla mücadele etmek için sizinle birlikte çalışacağımızdan emin olun. Türk halkının bu büyük zorluğun üstesinden gelebileceğine ve sonunda COVID-19 ile savaşı kazanabileceğine ve kuruluşlarımız arasındaki ilişkilerin daha da geliştirileceğine inanıyorum.
Umarım pandemi yakında biter.
İçten Saygılarımla.
Tamer ATALAY
Romanya Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
Evrenin Yaratıcısının insanlığı mikroskopla bile tespit etmesi zor bir virüsle test ettiği karanlık günleri yaşıyoruz. Manevi gücü ve iradesiyle insanlığın, şu anda savaştığı Covid-19 felaketine bir çözüm bulacağına ve dünyanın dört bir yanından bilim adamlarının bu soruna bir çözüm bulmak için mücadele ettiği bu dönemde dünyaya ışık tutacağına inanıyorum.
Ülkelerin halklarını korumak için koydukları kurallara uyarak ve evde kalarak bu mücadeleye katılalım.
Baha AFANEH
Marmara Grubu Vakfı Gönüllüsü
Kazancıoğlu Mühendislik İhracat Müdürü – Ürdün
Herkesin bu tehlikeli Coronavirüs zamanının ışığında anlatacağı bir hikâyesi var. Hatırlanması gereken, özellikle şimdi güçlü ve iyimser olmanız gerektiğidir. Bazıları için kolay olmadığını +biliyorum. Fakat eğer güçlüyseniz, başkalarını cesaretlendirmek ve onlara güç ve umut vermek sizin göreviniz olacaktır.
Sanırım küresel olarak, enfekte insanlardan uzak durmanız gerektiği ve ellerinizi düzenli olarak sabunla yıkayarak hijyeninize daha fazla dikkat etmeniz gerektiği söylendi. Aslında bu talimatlar bizim için yeni bir şey değil. Biz çocukken bunları öğrendik, ama bir şekilde onları devam ettiremedik. Bazı ülkeler, tam veya kısmi sokağa çıkma yasağı ilan ederek hâlihazırda sert önlemler almışlardır. Şahsen dezenfeksiyon işlemleri sonuçlanıncaya kadar insanlarla temastan tamamen kaçınmak için sokağa çıkma yasağını uygulayacağım.
İnsanların Coronavirüs'ten daha fazla açlıktan öldüğü doğrudur ve küresel olarak çoğu insanın bu virüsle savaşmak için yaptıklarıyla karşılaştırıldığında açlığı gidermek için hiçbir şey yapmadığını düşünmek üzücüdür. Ancak, farklı zorluklardan çıkarılacak bir ders var.
Marmara Grubu’nun Corona Günü girişimini tamamen destekliyorum ve kalbimin derinliklerinden bu girişimin küresel ve ebedi dayanışma için bir başlangıç olacağını umuyorum.
Edita KALAJDŽİĆ
Bosna Hersek Devlet Sekreteri
Sevgili Dr. Suver,
Corona Günleriyle ilgili haberleri almak benim için endişe vericiydi. Ayrıca, Marmara Grubu Vakfı Corona Günleri web sayfasını açmak gerçekten Marmara Grubu Vakfı adına çok nazik bir fikir. Yaşadığımız bu işkence gibi günlerde ve hatta maalesef aylarda gerçekten yararlı olacaktır.
Tüm insanlığa yönelik tehdidin yakında sona ereceğini umarken, bize bu fırsatı veren Marmara Grubu Vakfı’nı kutluyorum ve en iyi dileklerimi sunuyorum.
Saygılarımla,
Prof.Dr.Halid NİYAZOV
Azerbaycanlı Gazeteci, Akademisyen
Tarihte insanları bir araya getiren makamlar hep olmuştur. Jeopolitik ve savunma ile ilgili sorunlar her devletin milli merak ve istikrar alanından öteye geçmemektedir. Lakin biyolojik kökenli “savaşlar” tüm beşeriyetin sorunu olduğu için hep dünya devletlerini bir araya getirmiştir.
Koronavirüs öyle bir global biyolojik tehlikedir, zira esas amacı dünyanın eşrefi sayılan insan hayatına kasıttır.
Biz Azerbaycan Türklerinde böyle bir atasözü vardır – el ile gelen bela toy-bayramdır.
Şimdi koron virüsü “bayram” olarak adlandıramasak da, insanların el-ele verip direniş göstermesi, yardımlaşması, paylaşması, gücünü seferber etmesi çok mühimdir. Günümüzde aynı dünya çatısı altında yaşayan her bir ferdin esas amaç ve kaygısı koron virüs salgınından korunmak, bu hastalığın başkalarına bulaşmaması için şu dönemlerde daha hassas olmak, hijyenik kurallara maksimum riayet etmek, birliktelik göstermektir.
Bu arada insanlarımız için mücadele veren hekimlerimiz, hastanelerin fedakâr tıbbi personeli, toplumu bilgilendiren gazeteci arkadaşlarımız, virüsle mücadelede “tuzu” bulunan her bir vatandaşımız hepimizin büyük şükranlık ve teşekkürünü hak etmektedir. Azerbaycan devleti global biyolojik tehlikeye karşı gereken tedbirleri ele almıştır. Başbakanlıkta tahsis edilmiş komisyon, faaliyet alanını her gün genişletmektedir.
Zira tecrübe göstermektedir ki, bulaşıcı hastalıklar gibi belalarla etkin mücadelenin büyük ve halledici şartı devletin ve toplumun mukavemetinin senkronizasyonu ve biri diğeri ile uzlaştırılmasıdır. Böyle bir uzlaşma olmadıkça, milyarlarla vesait harcansa bile, beklenen sonucun elde edilme şansı çok yüksek olamaz.
Kendinize iyi bakın, virüsten korunmak için gereken ön tedbirleri alın, şahsi hijyenik kurallara uyun ve mutlaka salgın ile mücadele kavramında hükumetin öneri ve talimatlarına riayet edin.
Kendinize iyi bakın!
Saygılarımı sunarım.
Marmara Grubu ailesine can sağlığı dilekleri ile…
Büyükelçi Ou BOQİAN
Çin Halkı Dışişleri Enstitüsü Başkan Yardımcısı
Sevgili Dr. Akkan Suver,
COVID-19'un Türkiye'de son zamanlarda oldukça hızlı bir şekilde yayıldığını fark ettim. Bu konuda çok endişeliyim ve size en içten sempatimizi ve dayanışmamızı ifade etmek istiyorum.
Çin'deki salgının patlak vermesinden bu yana, Başkan Xi Jinping'in güçlü liderliğindeki Çin hükümeti, insanların hayatını ve sağlığını önceleyerek tüm milleti seferber etti, kolektif kontrol ve tedavi mekanizmaları kurdu ve açıklık ve şeffaflıkla hareket etti. Şimdi Çin'deki durum mütemadiyen olumlu yönde ilerliyor. Yaşam ve iş hayatı hızla normale döndü. Ancak, Virüse karşı zafer ancak dünyadaki her ulusun ortak çabaları ile elde edilebileceğinden, korumamızı düşürmemiz veya kontrolü gevşetmemiz mümkün değil.
Halk sağlığı güvenliğini korumak için ülkelerin işbirliği yapması hayati önem taşımaktadır. Ülkeniz de dâhil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki birçok ülke ve arkadaştan yürekten sempati, destek ve yardım aldık ki bunu gerçekten takdir ediyoruz ve her zaman aklımızda tutacağız. Türk halkının bu zorluğun üstesinden gelip sonunda COVID-19'a karşı savaşı kazanacağına inanıyorum. Gönülden dilerim ki, umarım kendinizi ve ailenizi pandemiden iyi bir şekilde koruyabilirsiniz.
İstanbul ziyaretim sırasında ilgilendiğimiz ortak konulardaki derin tartışmamızı hala hatırlıyorum. Umarım organizasyonlarımız arasındaki ilişkiler daha da gelişir ve yakın gelecekte Pekin'de ya da İstanbul'da tekrar buluşuruz.
Li ZHIQIANG
Sichuan Üniversitesi
Uluslararası Çalışmalar Okulu Dekan Yardımcısı – Çin Halk Cumhuriyeti
Saygıdeğer Dr. Akkan Suver,
Mektubunuz için çok teşekkür ederiz. Korona virüs pandemisi uluslararası toplumumuzun ortak düşmanıdır. Virüsü kontrol etmek için yakından çalışmalıyız. Eminim değerli vakfınız insanlarınıza ve dünyaya önemli katkılar sağlayacaktır. Sizin, ailenizin ve arkadaşlarınızın güvende kalmanızı diliyorum ve bu salgından kısa bir süre sonra vakfınızla görüşmeyi dört gözle bekliyoruz. Saygılarımla,
Büyükelçi Dr. Dagva TSAKHILGAAN
Dünya Moğolistan Kongresi Genel Sekreter ve Genel Müdürü
Sevgili dostum, sizi ve personelinizi en içten şekilde selamlıyorum. Kanada'dayım ve Moğolistan'a ne zaman geri dönebileceğim hakkında hiçbir fikrim yok. Vancouver ve Seul'den Moğolistan'a olan tüm uluslararası uçuşlar COVID-19 nedeniyle iptal edildi.
Önümüzdeki toplantılarla ilgili tüm bilgilerinizi aldım ve anladığım kadarıyla 7-9 Temmuz 2020'de yapılacak olan Avrasya Ekonomi Zirvesi için yaptığınız her şey için size teşekkür etmek istiyorum.
Ayrıca, virüsün küresel salgını ile ilgili mevcut durum hakkındaki görüşlerimizi paylaşmamızı sağlayacak özel bir web sayfası başlatma girişiminizi de yürekten destekliyorum.
Tüm ülkelerin, hükümetlerin ve toplulukların bu ortak tehditle tüm insanlık için mücadele etme çabalarını birleştireceklerini umut ediyor ve inanıyorum.
Size ve en iyi yarınız- Sayın Müjgan Suver'e en iyi dileklerimi sunuyor, hepinize sağlık diliyorum. Güvende kalın.
Saygılarımla…
Leonardo MANZARI
Avrasya Diyalog Politikaları, Araştırmaları ve İlişkileri
Avrupa Enstitüsü (EIEAD) Direktörü-İtalya
Saygıdeğer Başkan Dr. Akkan Suver,
Mektubunuz için ve Marmara Vakfı'nın web sitesinde yer alan özel bölüm aracılığıyla önerilen diyalog fırsatı için çok teşekkür ederim.
Değişim ve ağ oluşturma fırsatlarını arttırmak için, sanal / dijital kanallar aracılığıyla da doğrudan toplantıların hazırlanmasıyla Temmuz ayındaki Zirve'ye kadar önümüzdeki aylarda iletişim halinde olacağız.
Yakında görüşmek dileğiyle, Saygılarımla…
Mahmut SAKLI
İşinsanı
Marmara Grubu Vakfı Gönüllüsü
Kıymetli Marmara Grubu Vakfı Ailesi,
Ülkemizi ve bütün dünya coğrafyasını karantina altına alan bir virüs tehditi ile karşı karşıya gelmiş bulunmaktayız. Tarih sahnelerinde insanlık birçok kez virüsler, depremler, seller, salgın hastalıklar gibi felaketler karşısında aynı gemide bulundu.
Yaş ayrımı, dil, din, ırk, mezhep, sosyal statü gözetmeksizin bütün dünyayı etkisi altında bırakan bu tehdit karşısında ümidvar olmayı ve hayat mücadelesinde unuttuğumuz sevgi - saygının, hoşgörü bağlarının yeniden tohumunu atmayı, attığımız tohumların meyvelerinin insanlığa iyi gelmesini temenni ediyorum...
Hadi NEZİR
Kuzey Makedonya Devlet (E) Bakanı
Saygıdeğer Başkan Dr. Akkan Suver,
Marmara Grubu’nun değerli mensupları,
İnsanlık tarihinin en büyük sınavından geçmekte olduğumuz bu zaman döneminde; din, dil, ırk, cinsiyet, yaş, zengin, fakir ayrımı olmaksızın kenetlenerek bu zor dönemi en üst seviyede başarılı bir şekilde atlatacağımıza inanıyorum. Devlet yetkililerimize, doktorlarımıza, sağlık çalışanlarımıza, güvenlik kurumlarımıza, askerimize ve emeği geçen herkese almış oldukları önlemler için teşekkür ederiz. Talimatları doğrultusunda yaşam şeklimizi sürdürmemiz, daha çok bilinçli olmamızı sağlayacaktır.
Tüm Dünya Ülkeleri'nin COVID-19 virüsü karşısında insanlık için verilen mücadele çabalarını ve çözümlerini birleştirerek en kısa sürede mücadelemizin kazanılmasını umut ediyorum.
Unutmayalım... Bu Dünya hepimizin Dünyası... Gelecek nesillerimize güzel bir Dünya bırakmamızı istiyoruz. Bu görülmemiş CORONA-19 virüs belasını tüm insanlar olarak, halkça hep beraber atlatacağımıza inanıyorum. Bizlerin insan olarak bu durumdan büyük bir ders çıkartması gerekmektedir.
Dünyamız artık eskisi gibi olmayacaktır. Bizler ise el ele vererek daha başarılı daha güzel bir şekilde hayatımıza devam etmeliyiz. Bizlere bu fırsatı veren sevgili Başkan Dr. Akkan Suver Beyefendiye ve Marmara Grubu Ailesine çok teşekkür ederim,
Saygılarımı, sevgilerimi, selamlarımı sunarım.
Yakında görüşmek dileğiyle,
Saygılarımla,
Birol KILIÇ
Avusturya, Viyana Yeni Vatan Gazetesi Sahibi, İşinsanı
BAŞTA ÇİN OLMAK ÜZERE BU YASAKLAR GETİRİLMEZ İSE, İNSANLIK HEP TEHLİKE İÇERİSİNDE OLACAK!
Tarihe baktığımızda, dünyayı saran salgın hastalıkların önemli bir bölümünün Çin'den ya da bazı Uzak Doğu ülkelerinden ve de bir miktar Avrupa'dan kaynaklandığını görüyoruz. En büyük nedenlerin başında da tam pişirilmeden yenilen çiğ etlerin ve besi dışı yaban hayvanlarının geldiğini görüyoruz. Şimdi nedenleriyle birlikte, nelerin yenmemesi ve nelerin nasıl yenmesi; nelerin dünya çapında yasaklanması gerektiğine ilişkin önerilerimi sıralıyorum:
1-Dünya çapında büyük ve küçük baş besi hayvanları dışındaki hayvanların yenilmesi (Balık dışındaki tüm av hayvanları dahil) çok sıkı önlemlerle yasaklanmalıdır. Ki özellikle Çin ve bazı Uzak Doğu ülkelerinin, hatta bazı Avrupalıların tükettiği; yılandan, fareden, tavşana; kediden, köpeğe; yarasadan, maymuna kadar tüm bu yaban hayvanları ve böcekler yasak kapsamına alınmalıdır. Buna kanatlı-kanatsız av hayvanları da dâhil olmalıdır. Üstelik bu hayvanlardan bazılarının çiğ çiğ hatta sosa batırılarak yendiğini biliyoruz. Örneğin Tayland'da maymunun kafatasının yarısının canlı canlı uçurulup, sonra da beyinlerinin çiğ çiğ yendiğini, yine Uzak Doğu'da canlı farelerin sos eşliğinde yendiğini biliyoruz. Maalesef...
2- Bu yasağa uymayan ve halklarını denetlemeyen tüm ülkelere sınırlar kapatılmalıdır.
3- Özellikle "Gurmelerin", Fransızlar ve İtalyanlar başta olmak üzere, Avrupalıların pek sevdiği ve çiğ dana etinden yapılan, Carpaccio, Tartar gibi yiyecekler yasaklanmalıdır. Buna içi tam pişmemiş kanlı bonfile de dahil! Eğer hafızanızı biraz yoklarsanız, İngiltere'den kaynaklandığı ortaya çıkan ve çok sayıda insanın öldüğü deli dana hastalığına kapılanların neredeyse tümü eti tam pişmeden yiyenlerdi!
4- Başta Suşi olmak üzere, bütün çiğ deniz ürünlerinin (Tuzda pişmiş lakerda gibi ürünler hariç) yenmesi ve servis edilmesi yasaklanmalıdır. Birçoğunuz bilmiyordur, ama balık dahil deniz hayvanları da öldürücü tehlikeli bakteriler taşıyabilmektedir.
Ben artık, pisboğazlık yüzünden muhatap olduğumuz tehlikeli hastalıkların hepimizi tehdit etmesinden bıktım. Bütün dünya bıktı!
Öncelikle ülkemizi yönetenlere sesleniyorum: Bu yasakları önce ülkemizden başlatın, bu önerileri dünya platformuna taşıyın.
Yabancı ülkelerde yaşayan öğrencilerimizden de, bu yazıyı o ülkelerin dillerine çevirip, mümkün olduğunca yaymaya çalışmalarını istiyorum.
Sağlıklı bir dünya dileğiyle…
Canio TRİONE
Pandemi sonrası küresel ekonomi
Bireysel devletler ile Avrupa ve dünya uluslararası iktisadi yaşamını yöneten tüm düzenleyici çerçevenin birkaç hafta süren şiddetli bulaşıcı hastalıkla ortadan kaldırıldığı son derece açıktır. Kendini hangi frekans ve virülans ile çoğaltacak bir fenomen olduğu da bilinmemektedir. Büyük endüstriyel ve küreselci kalkınma modeli sürdürülemez bir zarar gördü ve nasıl devam ettirileceği konusunda hiçbir fikir yok. Lehman krizine çıkış stratejisini uygulayan finans, belki de merkez bankalarının daha fazla kitlesel müdahalesiyle hafifletilecek olan son yöntemleri bilmek için bekliyor.
Herkesin artık sadece çevresel riskleri hesaba katmakla kalmayıp, elebaşları arasında tamamen yeni bir ilişkiler sistemi belirleyerek geliştirme modelini yeniden keşfetmesi gerekiyor. Hemen kullanılabilir teklifler geliştirme eğiliminde olan bir yaklaşımda, öncelik üç öncelik unsuruna verilmelidir: birincisi finans ve kredinin rolü, özellikle de üretken ve tüketici dünyası ile ilişkilerinde, ikincisi, devletin ekonomi dünyasında daha özgürlükçü ya da daha mutlak devletçi olabilen rolüdür, üçüncüsü ise, bugüne kadar izlenen basit küreselist olamayan çeşitli ekonomiler arasındaki ilişki ile ilgilidir. Eşit kesinlikte, dar ve karınca tarihi sınırlara geri dönme fikri uygulanabilir değildir. Bu anlamda, genel bağlamla bağlantısı kesilmiş her bir devletin belirli tepkilerini hayal etmek yeterli değildir, ne de kendi sınırlarında olanları göz önünde bulundurmayan bir model hayal edemezsiniz.
İlk nokta hakkında, her ikisinin de kârlılığını uygulamak için finansmanı reel ekonominin dünyasına yakınlaştırmak için farklı bir sözleşme geliştirilmesi gerekmektedir, kamu ve özel borç artık ekonomilerimizin sürdürülemez bir kontrolünü oluşturamazken. Bu, bankalar ve finans arasındaki güç dengesinde, bugün finans lehine dengesiz olan reel ekonomi ile hızlı bir yeniden dengelemeyle devam etmenin en iyi yoludur. İkinci noktada, belirgin bir gelişim sürecinin dışında sürdürülebilir ve tatmin edici bir cevap olamayacağını açıklığa kavuşturmak gerekir. Kendi kendine gelişen ve bu nedenle liberter değilse hiçbir gelişme yoktur. Ulusal ve uluslarüstü ekonomik kurumların ekonomilerin olağan gidişatına sürekli müdahalesi, operatörlerin geçici irrasyonel girişimlerini düzeltmek istenmesine rağmen, hem ekonomilerin düzenli evrimine hem de fenomenin kendilerinin anlaşılmasına ciddi bir zarar vermektedir. Bu nedenle kurumların müdahaleciliği bireysel iş özgürlüklerinde nesnel bir sınır bulamamaktadır; nesneleştirilmesi ve tanımlanması gereken sınır. Bu, gerek kamu bütçesinde, gerekse büyük şirket ve bankalarda, ezilmiş özel sektör olsa bile, servet ve sürdürülebilirlik yaratılamayacağı konusunda yeniden keşfedilen bir farkındalıktır.
Üçüncü. Kamu ve özel ekonomik kuruluşların gezegensel ölçekte ilerleyen büyümesi ve yaygınlığı, hala bilinmeyen soruları gündeme getirmektedir: birçok ekonomik realite için aynı para birimi, yoksul alanların daha da çevreselleştirilmesini sağlarken zenginler için bir zenginlik katalizörü görevi görür. Tüm dünyada her zaman doğrulanan şeyler. Bu nedenle, para ve kamu yönetimi politikaları gibi iktisat politikalarının daha geniş bir bölgesel eklemlenmesi kayıtsız ve asgari bir yanıttır; cevap vermek her zaman kurumlara ortak niyetle sunulmalıdır. Çünkü yarın bile, sihirle, enfeksiyona mucizevi bir çözüm bulunmasa da, "tek düşünce" beklentileri hayal kırıklığına uğrattı.
Zorluk gerekli ve belirleyicidir; önceki küresel krizden yeterince öğrenmemek, bugün bu test için tamamen hazırlıksız kalmamızı sağlıyor.
Bahadır AKSOY
Aksoy Group CEO-Tirana-Arnavutluk
Marmara Grubu Vakfı Gönüllüsü
Değerli Marmara Grubu Vakfı ailesi, saygıdeğer büyüklerimiz ve kardeşlerimiz. Maalesef dünya genelinde hayatı durma noktasına getiren bu amansız salgınla yeni bir yaşam şekline doğru metazori olarak geçmiş bulunuyoruz. Tabii ki ailelerimizle birlikte sıcak evlerimizde bugünleri geçiren bizler, diğer yanda hastane kapılarında yakınlarından haber bekleyenleri ya da çadırlarda toplanmış mülteci aileleri görmezden gelemeyiz.
Devletimiz tüm birimleriyle bu amansız salgınla mücadele etmekte… Bu kez bizden beklenen pasif bir destek, yani evde kalıp asgari temasla günlerimizi geçirmemiz. Tüm bunlar günlerdir idrak ettiğimiz hususlar.
Asıl konuşulması gereken bundan sonra nasıl bir dünyanın bizi beklediği. Sosyal hayatın, ekonominin, eğitimin ve tabii sağlık hizmetlerinin ne yöne everileceği.
Kuskusuz dijital dünyaya geçişimiz artık kaçınılmaz. Naçizane görüşüm, önce vakıf olarak ve sonra da ülke olarak bu dönüşümü daha dikkatli irdeleyip önümüzdeki doğacak fırsatları ıskalamamız yönündedir.
Tüm vakıf ailemize, ülkemize ve tabii tüm dünyaya sağlık, huzur, mutluluk dilerim.
Saygılarımla,
Flavius Caba-MARİA
Orta Doğu Politika ve Ekonomi Enstitüsü Başkanı-Romanya
İlk olarak, Marmara Grubu üyeleri tarafından sivil toplum ruhuyla ve insani özelliklerini dikkate alarak üretilen girişimi selamlamama izin verin.
Hepimizin, büyük bir ailenin bir parçası olduğu düşüncesini paylaşıyoruz ve ihtiyaç halinde insanlık için tehdit oluşturan küresel ve yakın bir düşmanla mücadele sırasında destek göstermemiz gerekiyor.
Mevcut koşullar esnasında, düşünmeye ve eşzamanlı olarak, birlikte daha güçlü olmak için birlikte hareket etmeye daha çok zaman ayırma fırsatı bulabiliriz
Sonuç olarak, Covid-19’dan kaynaklanan krizle ilgili projeye; fikirler, görüşler ve düşüncelerle katkıda bulunmak benim için bir zevk olacaktır. Bu fırsattan kendim de istifade ederek, Ekselansları, en yüksek saygılarımı sunuyorum.
İbrahim AYBAR
Renault MAİS
Eski Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanı
Günümüzde tüm dünyayı derinden etkileyen büyük bir salgının etkisindeyiz. Covid 19 denilen bir virüsün çok kısa sürede dünyaya nasıl zarar verdiğini görüyoruz. Sağlığımız, ülkeler ve ekonomiler tehdit altında. Tüm insanlık bu salgından kurtulmak için büyük bir mücadele içinde. Mutlaka insanlık bu virüsü alt edecek çareyi ilacı yakında bulacaktır. Dileğimiz, bu sürenin çok uzamaması.
Günlük paylaştığımız yazılarda, Covid 19 üzerinden çeşitli politik tartışmaları ve bazı liderlerin güç gösterisi hamlelerini ibretle izliyoruz. Günümüz bu tartışmaların günü değil. Ülkeler birbirinin önüne geçmek yerine daha fazla işbirliği ve dayanışma içinde olmalı. Bilginin ve teknolojik gelişmelerin ortak platformlarda paylaşılarak bu salgına çözüm bulunması için herkes seferber olmalı. Ülkeler güçlerini paylaşmalı, normale dönüş için dayanışmayı artırmalı. Ancak böyle yapılırsa normale daha çabuk döneceğimize inanıyorum.
Yaşadığımız bu zor günlerin biran önce bitmesi dileğimle Marmara Grubu Vakfı'nın çok değerli yönetimine derin saygılarımı sunuyorum.
1 Nisan 2020
Romanya Majesteleri MARGARETA
Romanya Kraliyetinin Muhafızı
Hepimiz yalnızlık ve kafa karışıklığı içinde yaşıyoruz. Sanki tüm hayatımız tamamen değişti ve altüst oldu. Yakın gelecekte bir kesinliğimiz yok. Korkudan ziyade derin bir endişe duygusuna sahibiz. Ailemiz ve kendimiz, bize yakın olanlar ve her gün birlikte çalıştığımız kişiler için endişeliyiz.
Hepiniz gibi diğer insanlardan kopmak, arkadaşlarımla ve sevdiklerimle buluşamamak bana da zor geliyor.
Evde, karantinada yalnız başına geçirilen bir günün ne kadar da sıkıcı olduğunu ve kısıtlı bir alanda izole bir şekilde evde kalmalıyım düşüncesinin ne kadar bıkkınlık verici olduğunu biliyorum. Ama bunun başkaları için olduğu kadar kendim için de yapabileceğim en iyi şey olduğu açık.
Lütfen resmi tıbbi tavsiyelere uyun. Geleceğimiz kendi ellerimizdedir ve iyi niyetimize ve kararlılığımıza bağlıdır.
Bize ilham veren herkese teşekkürler. Umarım bu üzücü zamanları atlatmak ve daha güçlü ve daha nazik bir şekilde tekrar ortaya çıkabilmek için kendi içimizdeki gücü bulabiliriz.
Mehmet Reis
Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı
Marmara Grubu Vakfı Gönüllüsü
DÜNYANIN VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
Sınırların ortadan kalktığı, mal ve hizmet ticaretinin serbest dolaştığı bir dünya düzeninde bugün Koronavirüsü yüzünden sınırlar kontrol altına alındı, karantina merkezleri oluşturuldu. Ülkeler arası seyahatler kısıtlandı, ithalat ve ihracat zorlaştı.
Küresel ekonominin lokomotifi olan ülkeler salgın konusunda çaresiz kaldı.
Bu yaşananlar bir kez daha gösterdi ki, tarım ve gıdada kendi kendine yeter bir ülke olmak savunma sanayisinden daha önceliklidir. Özellikle stratejik ürünlerde kendine yeterlilik gıda güvencesinin ve güvenliğinin vazgeçilmezidir. Tüm dünyada iklim değişikliği, azalan doğal kaynaklar, göç ve sağlık sorunları yaşamı daha da zorlu kılıyor.
Covid-19 salgınında toplum sağlığı ve güvenliği açısından, kesintisiz gıda arzı her zamankinden daha önemli bir hal almış durumda. Bu nedenle tarım sektörü insan beslenmesinde stratejik bir öneme sahip. Kısacası, tarım toplumun geleceği demek.
Ortak geleceğimiz için tarımsal ürün arzının sürdürülebilirliğinin sağlanması gerekiyor. Tarımsal üretimin gerçekleşmesi için verimli toprak, temiz su, ideal bir tohuma ihtiyaç var. Ayrıca, iklim şartlarının uygun olması gerekir. Ekosistem sürdürülebilirliği için bu doğal kaynakların korunması ve iyi yönetilmesi gerekiyor.
İnsan kaynaklı çevresel felaketler; karada ve denizde insanlık için geri dönüşsüz ciddi sorunlara yol açıyor. Yabani hayvan türlerinin yüzde 83’ünün, bitki türlerinin yarısının insan faaliyetleri nedeniyle tamamen yok olduğu gezegenimizde, biyoçeşitlilik kaybının, gıda ve sağlık sistemleri üzerinde yıkıcı etkileri sağlık sorunlarının artmasına neden oluyor. Doğanın bize sunduklarına saygı göstermezsek, kıymetini bilmezsek yaşam şansını kaybederiz.
İnsanlık artık çok önemli bir dönüm noktasında
Dünya genelinde doğal afetlerden, sağlık sorunlarına kadar çok sayıda olumsuzlukla karşı karşıyayız.
İklim krizi, aşırı hava olayları, ekosistemlerin yok olması, gıda güvenliği ve temiz su kaynaklarının azalması 21. yüzyılda insanlığı tehdit eden temel konular olarak ön plana çıkıyor.
Bilim insanlarının özellikle uyardıkları konu ise, küresel ısınmanın doğal kaynakları olumsuz etkileyerek su ve gıda krizine neden olması.
Önlem alınmazsa durum daha da kötüleşecek
Dünyanın bazı bölgelerinde yakın zamanda yangınlar, sellere ve heyelanlara neden olan yağışlar ve öldürücü fırtınalar oldu.
Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği gözlemleme kurumu, son 10 yılın en sıcak yıllar olarak kayıtlara geçtiğini bildirdi. Atmosferdeki karbondioksit oranı 1880 yılından bugüne yüzde 42 artarak en yüksek seviyeye ulaştı. Atmosferdeki sera gazları her geçen gün artıyor. Bu da dünyamızın daha fazla ısınmasına yol açarak iklim değişikliğinin etkilerini daha fazla yaşatır hale getiriyor.
İklim değişikliğinin geri dönüşü olmayan etkilerine uyum sağlamak ve gezegenin biyolojik çeşitliliğini korumak için daha hızlı harekete geçilmesi gerekiyor. Ülkeler, şirketler ve karar vericiler düşük karbonlu bir ekonomiye dönüş için üzerine düşeni yapmalı.
Türkiye’de son beş yıl 1940’dan sonra aşırı hava olaylarının görüldüğü yıllar olarak kaydedildi. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre 2019 şiddetli yağış, sel, heyelan, fırtına gibi 935 olayla en fazla aşırı hava olaylarının yaşandığı yıl oldu.
Ülkemizde iklim krizinin olumsuz etkileri daha sık ve uzun süreli yaşanır hale geldi. İklim değişikliği Türkiye tarımını doğrudan etkileyen ve giderek büyüyen bir risk kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır.
Türkiye’nin de küresel işbirliği çerçevesinde çözüme ortak olması büyük önem teşkil ediyor.
Dünya çok zor bir süreçten geçiyor. Bunun sonucunda kaybettiğimiz, önemsemediğimiz şeylerin değeri anlaşılarak adeta doğrular yeniden keşfedilecek.
2 Nisan 2020
Prof. Dr. Zahari ZAHARİEV
Rusya ve BDT Halkları Arasındaki Dostluk Federasyonu Başkanı ve
Slavyani Vakfı Başkanı – Bulgaristan
"II. Dünya Savaşı ve Çağdaş Dünya" Uluslararası Konferansı ortak organizatörleri adına, yanıtlarınız ve küresel bilimsel, kültürel, eğitimsel ve kamusal alanda iyi işbirliğimiz için teşekkür ederiz.
Sağlıklı ve yaratıcı bir ruh hali içinde olduğunuza inanıyoruz.
COVID-19 Dünya Sağlık Krizi ve Bulgaristan ve diğer ülkelerde olağanüstü hal ilan edilmesi ile bağlantılı olarak, 13-16 Nisan 2020'de Sofya’da yapılması planlanan “II. Dünya Savaşı ve Çağdaş Dünya” Uluslararası Konferansı, 2 – 5 Temmuz 2020 tarihleri arasında yapılacak.
Konferansın yeri, koşulları ve programı aynı kalacak. Sizden 15 Mayıs 2020'ye kadar konuşma ve panel konusunu sunmanızı rica ediyoruz.
Emir KIR
Milletvekili, Saint-Josse Belediye Başkanı - Belçika
“Kritik Bir Süreçteyiz! Buna Hazırlıklı Olmalıyız”
Bu durum sadece Belçika’nın meselesi değil, dünyanın meselesidir. Dünyanın her yerinde bu salgın var. Bugün tam 200’den fazla ülkede bu salgın yer almış vaziyette. Özellikle Belçika’da diğer ülkelerde olduğu gibi, kritik bir sürece girdik. Bu kritik süreçte, daha fazla hastalananlar olacak ve daha fazla hayatını kaybedenler olacak. Buna hazırlıklı olmalıyız.
Belçika Ulusal Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlara (Evde kalma, uzaktan çalışma, sosyal mesafe,) herkesin uyması gerektiğini düşünüyorum. Hem kendimizi hem de diğer vatandaşlarımızı korumak için evde kalmamız gerekiyor. Ancak bu şekilde bu işin üstesinden gelebiliriz.
Devletin, belediyemizin ve valiliğin aynı şekilde uyguladığı tedbirler var. Ben bu tedbirlerin daha fazla artırılacağını düşünüyorum. Umarım bu tedbirler kısa zamanda genişletilir ve uygulanır. Tabii ki burada herkese sorumluluk düşüyor. Hepimiz bu geminin içindeyiz. Birlik ve beraberliğimizi kaybetmemeliyiz. Belediye olarak biz de önemli tedbirler alarak belediyemizi ve vatandaşlarımızı ayakta tutmaya çalıştık.
Sağlık sektöründe çalışanlara büyük bir teşekkür borcumuz var. Hem risk alıyorlar, hem de inanılmaz bir şekilde mücadele veriyorlar. Aynı zamanda polis teşkilatımız da güvenliğimiz için ayakta.
Bu kritik süreçte esnaflara 800.000 avro bütçe ayırdık. Saint-Josse Belediyesi olarak; gıda mağazaları, restoranlar, köfteciler, fırınlar, kasaplar, balıkçılar, kafeler, berber ve kuaförler, çiçekçiler, ayakkabıcılar, parfümcüler, çamaşırhaneler, giysi mağazaları, terziler, kuru temizlemeciler, bilet acentaları, sigorta ve kredi büroları gibi ticarethanelere 800.000€ olağan üstü bir yardım bütçe kararı aldık. Esnaflara 2’şer bin Euro yardım yapacağız. Koronavirüs tedbirleri nedeniyle zaman bulup müracaat yapamayan esnaflar, 30 Eylül 2020 tarihine kadar başvurularını yapabilecekler.
Koronavirüs yayılma risklerini azaltmak için, Belediyemizin kamu çalışmaları birimi, tasarladığı seyyar pleksi cam bölmelerden acil bir şekilde kısa sürede çok sayıda üretmeyi başardı! Belediye ekiplerimiz, mağazalarımızı kısa sürede pleksi cam bölmelerle donatmak için atölyelerinde ve alanda, hafta sonu dâhil canla başla çalışmaktadırlar. Ayrıca Saint-Josse Belediyesi yollarını ve kaldırımlarını dezenfekte etmeye devam ediyor.
65 üstü vatandaşlarımıza özel bir ilgi gösteriyoruz. Onların tecrit olmaması için özel bir sosyal görevlimiz onları takip ediyor ve bu konuda telefonla gelen ihbarları değerlendiriyor. Aile Evi Derneğimiz onların alışverişini yapıyor.
Sosyal yardım alanların yardımları kesilmeyecek, bu dönemde otomatik olarak yenilenecek, yeni başvurular telefonla yapılacak.
Evi olmayan sokakta yaşayan insanlar evde kal kuralına uyamadıkları için Koronavirüsün yayılmaması mücadelesini engelleyerek, büyük bir tehlike oluşturuyorlardı. Bu büyük sağlık probleminden ve sosyal mesafe kuralından dolayı, bu evsiz vatandaşlarımızı ağırlayan sosyal evler ve merkezler kapanmış durumdaydı. Bu durum karşısında, Van Gogh Gençlik Yurdunu, bu kişilere açma kararı aldım. Ayrıca bu insanlara, sağlık kontrolleri yapılmak şartıyla, belediye havuzumuzu, duş alabilmeleri için açtık.
Tüm bu çalışmalarımızda amacımız, bu büyük sağlık problemi döneminde halkımızın yanında olmak. Böyle büyük kriz dönemlerinde, belediyelerin, sorumluluk taşıyanların, devletin vatandaşına destek olması, yanında olması gerekir. Sosyal devlet olmanın gereği budur.
Hulusi KILIÇ
T.C. Azerbaycan ve Türkiye eski Büyükelçisi
Son iki ayı aşan süredir küresel olarak insanlığın, ulusal olarak halkımızın sağlığının bulaşıcı ve ölümcül Corona virüsünün büyük tehdit altında olduğunu gözlemliyoruz. Sanırım insanlık şimdiye kadar küresel olarak bu kadar ciddi sağlık tehdidiyle karşı karşıya kalmadı. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Evlerimize kapandık ve Telefon, televizyon, internet dışında modern teknolojinin bize sunduğu imkânlardan maalesef yararlanamıyoruz. Bu tehdidin daha asgari 2-3 sürmesi beklenmektedir.
Sağlık tehdidi süresinin kısaltılmasının bize bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda Hükümetimizin almış olduğu kararlara ve Devlet yetkililerinin çağrı ve tavsiyelerine uyarsak virüsün yayılması önlenecek ve bu beladan öngörülen süreden önce kurtulabileceğiz.
Geçmekte olduğumuz bu olağanüstü dönemde alınan kararlara uyum, ulusal birliğimiz ve dayanışmamız büyük önem arz etmektedir.
Bu bağlamda evde kalalım, hayatta kalalım. Ev hayattır, hayat evdir. Evde kalınız! Hayatta kalınız! Hoşça kalınız!
Sağlıklı günler geçirmenizi diliyorum.
3 Nisan 2020
Petru LUCİNSCHİ
Moldova Cumhurbaşkanı (1977-2001)
İnsanlık tarihi birkaç küresel salgın yaşıyor ve bu salgınlar, gezegenimiz, tüm dünya temel testlere tabi tutulduğunda son 100 yılda hiç olmadığı kadar büyük oranlarda ve hızda yaşanıyor.
Şimdi bir şeylerin yolunda gitmediği açıktır. Tıpla ilgili daha az sorun olmasına rağmen (gerçi burada bile birçok sorun ortaya çıkıyor), bu sorun, bize önceki yıllarda nasıl bir dünya, nasıl bir toplum yarattığımızı gösteren bir sorundur. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki yıllar hakkında konuşsak bile, sosyal, politik, ekonomik ve finansal sistemin bir fiyasko olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuların son yıllarda Marmara Vakfı toplantılarında tartışıldığını belirtilmeliyiz.
Günümüzde gündeme getirilen temel konulardan biri de küreselleşme kavramıdır. Bilimsel ve teknik yönlerden bahsediyorsak, küreselleşme sürecinin devam edeceği açıktır. Ancak küresel ve bölgesel yapıların birleştirilmesi veya katı prosedürlerin uygulanması hakkında konuşuyorsak, önceki uygulama gözden geçirilmelidir. 2 örnek - optimizasyon yoluyla sağlık sisteminde reform yapma gereklilikleri tamamen yanlıştır. Salgına kadar İtalya ve İspanya'daki bu sistem mükemmeldi. Peki, gerçekten neyimiz var? Aynı durum Bologna eğitim sisteminde de söz konusudur.
Daha da ciddi bir durum – gelişmekte olan her ülkenin özelliklerini, niteliklerini göz ardı etmek... AB merkezileşti ve her ülkenin kendine özgü nitelikleri olduğunu özümsemeden tüm alanlarda birçok gereklilikler belirledi. Peki, şu anki sonuç nedir? Her ülke kendini savunmak zorundadır.
Genel bir tartışma, demokrasinin ve vatandaşın iyiliğinin ne anlama geleceği olacaktır. Burada absürt şeylerle tanışıyoruz: Salgınla mücadele edelim, ancak demokrasiye ulaşmak mümkün değil. İnsanlar için iyi olup olmadığını kimse sormuyor. Basın özgürlüğü istisnai durumlarda ne anlama geliyor? Kendisine ait olduğunu ve işverenlerin çıkarlarına hizmet ettiğini çok iyi bildiğimizde basının bağımsızlığını savunuyoruz.
Başka bir temel soru: Aşırı silah talebine devam ediyor muyuz, bir virüsü daha güçlü görmemiz gerekmez mi? Finansmanı nasıl dağıtıyoruz: Sistem için çoğumuz tıp, bilim ve politika biliminin gelişmesini ve insanların refahını düşünüyor muyuz?
Genel olarak: Toplumun gelişimi için hangi sistem daha etkilidir: Liberal, muhafazakâr, sosyal-demokratik ya da birleştirilmiş bir sistem mi? Günün sonunda, yenidünya düzeni nedir? Tek kutuplu, iki kutuplu, çok kutuplu veya yeni bir şey mi? Umarım gelecekteki tartışmalarımız bu sorunlara çözüm arayışı üzerine olur.
Xiaoqiang ZHANG
Genel Müdür Yardımcısı ve CEO
Çin Uluslararası Ekonomik Değişim Merkezi – Çin
COVID-19 salgınının getirdiği ciddi bir küresel meydan okuma gibi kritik bir dönemde umarım her şey yolundadır. Sana, olumlu düşüncelerimin yansıra pekiştirilmiş işbirliği yoluyla virüsü yenme konusundaki desteğimi ve güvenimi ve iletmek istiyorum.
COVID-19 şimdi dünyanın hemen her köşesinde saldırıyor ve dünyadaki ekonomik büyümeyi ve insanların günlük yaşamını dünya çapında ciddi şekilde etkiledi. Çin, titiz çabalarla virüsle mücadelede olumlu sonuçlar elde etti ve buradaki durum iyileşiyor. Burada, Çin ve Çin halkına bu özel mücadelede verdiğiniz her destek ve yardım için size ve tüm Türkiye halkına içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Ayrıca salgına karşı mücadelede size ve tüm Türkiye insanlarına en güçlü desteğimi sunmak istiyorum.
Salgın her yere seyahat edebilir. Dünya ortak bir kader topluluğudur ve bunda her ülkenin bir payı vardır. Çin hükümeti ve Çin halkı, bu zor savaşta ihtiyacı olan ülkelere destek olmak ve yardım etmek için elinden geleni yapmaya devam edecek. Dünyanın ortak çabalarla sonunda COVID-19'u yeneceğine dair güvenim tam.
Böylesine zor ve özel bir zamanda, Çin ve Türkiye'den CCIEE ve Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı gibi
STK'lar arasındaki alışverişi ve iletişimi sürdürmek ve güçlendirmek her zamankinden daha önemli hale geliyor. İnsanlık için, küresel kalkınmayı ve toplumun ortak gelecek vizyonunu kolaylaştırmak amacıyla düşüncelerimiz ve eylemlerimiz yoluyla işbirliğimizi sürdürmeyi ve ortak katkılarda bulunmayı dört gözle bekliyorum
Güvende kalın ve saygılarımla.
Moncef MARZOUKİ
Tunus Cumhuriyeti Eski Cumhurbaşkanı
Hala nasıl yaşıyorum?
1962'de Fas Tangiers Fransız kolejinde öğrenciydim. O günü harika ve heyecan verici hatırlıyorum - sınıf arkadaşlarım ve matematik öğretmenimiz, Rus ve Amerikalılar arasındaki atom savaşının kesilmesinden sonra ne beklememiz ve yapmamız gerektiği hakkında tartışmaya başlamıştı. Dünya daha sonra çöküşün eşiğinde görünüyordu: Amerika Küba'ya ambargo uyguladı ve Sovyetler bu ambargoyu zorla kırmaya karar verdi. Çevremizdeki insanlar bugün olduğu gibi malzemeleri depolamaya başladılar.
Küba'ya yönelen Rus filosunun yeniden kurulduğunu ve geri dönüp matematik çalışabildiğimizi duyduğumuzda nasıl da rahatlamıştık. Dünyanın sonu ile ilgili bu ilk uyarının ardından, yirmi yıl boyunca, yaklaşmakta olan nükleer savaşı ve son ceset için savaşarak molozun ortasında nasıl yaşayacağımızı anlatan sayısız filme katlanmak zorunda kaldık.
1980'lerde HIV salgını kompulsif korkularımızı ele geçirdi. Tıbbi bir dergide, saygın bir meslektaşın, salgının en geç 2000'li yıllarda insanlığın yok olmasına neden olacağını iddia ettiği bir makaleyi hatırlıyorum. O zamanlar Sousse Tıp Fakültesinde ders veriyordum ve Tunus'ta hastalığın evrimini izlediğimiz Önleyici Tıp Bölümü'nü yönetiyordum. Doktora öğrencilerimden birini, toplumun hastalığa ve HIV hastalarına karşı tutumunu ve davranışlarını raporlaması için teşvik ettim.
Anketin sonuçları, büyük bir şok yaşamama sebep oldu! Sıradan insanlar tamamen tecrit tedbirlerinin uygulanmasını istiyorlardı. Bazıları '' suçlu '' bireyleri öldürmeyi savunacak kadar ileri gitti. O zamanlar daha da rahatsız edici olan kamu görevlilerinin pozisyonuydu. Şiddetle karşı koyduğum bir yasayı çıkardılar, iyileşene kadar hastaların hapsedilmesine izin verdiler.
Küresel paniğin üçüncü büyük nedeni, hiç anlamadığım teknik bir nedenden dolayı 2000 yılının başında tüm bilgisayarların muhtemel olarak kapanmasıydı. Kim bilir kaç kişi 2000 yılına geçtiğimiz geceyi gökyüzünün kafalarına düşmesini bekleyerek geçirmiştir! Sonuncu fakat bir o kadar da önemli: bazı tahminlere göre, iklim değişikliği bana yukarıda bahsedilen üç felaketten mucizevi bir şekilde kaçtıktan sonra altıncı yok oluşa tanıklık etme şansı verecek.
Mevcut salgın ciddi ve yeni zorluklar doğuruyor. Tabii ki, dünya çapında durum zor ve milyonlar acı çekiyor. Tabii ki, tüm tehditleri ve sonuçlarıyla ciddi şekilde mücadele etmeliyiz. Yine de diğer tüm felaketler gibi geçeceğinden eminim.
Bu krizler, tüm devletlerin ve sivil toplumların enerjimizi, bilgimizi ve tehditlerin üstesinden gelme istekliliğimizi harekete geçirmeleri için temel teşviktir. İnsan türünün birçok kusuru vardır, ancak aynı zamanda direnç de dahil olmak üzere birçok niteliği vardır. Geçmişteki tüm sıkıntıların üstesinden gelmemiz tesadüf değil ve Tanrı'nın yardımıyla bunu da aşacağız.
4 Nisan 2020
Djoomart OTORBAEV
Kırgız Cumhuriyeti Başbakanı (2014-2015) – Kırgızistan
Ne tür hijyen standartlarını kabul etmeliyiz: Japonya'dan Dersler
Koronavirüs salgını ile mücadelede insanlık için kötü haberlere rağmen iyimserim – bu ölümcül hastalık ile girdiğimiz savaşı kazanacağız. Bu yazıda sadece bir konuya değinmek istiyorum. COVID-19 sonrası dünyada hijyen alışkanlıklarımızı sürdürmek açısından davranışlarımız nasıl değişecek?
Dünyanın her yerinde, herkes hijyen standartlarının geliştirilmesi ile meşgul. Eyalet ve hükümet başkanları, ünlüler, spor yıldızlarının hepsi insanlara ellerini nasıl yıkayacağını, yüzlerine dokunmamayı, el sıkışmamayı ve sarılmamayı öğretmekle meşgul. Suyla temizlik, düzenli sanitasyon, doğru beslenme vb. için yalvarıyorlar.
Bir varsayım yapalım - hepimiz “Japon sıradan hijyen standartlarına” er ya da geç şaşıracağız. İnanıyorum ki önerdiğim tutum hepimiz için olumlu bir gelişme olacak. Ne demek istediğimi açıklayayım:
Öncelikle Japonya'nın mevcut COVID-19 salgını krizine nasıl tepki verdiğine ve sonuç olarak neler olduğuna bir göz atalım. Koronavirüs salgınına yanıt veren hükümet, bahar tatillerinden iki hafta önce tüm okulları kapattı ve tüm kamu etkinliklerini iptal etti. Halka açık büyük etkinliklere uygulanan yasak hala sürmektedir. AB ülkeleri ve Güney Kore gibi “yüksek riskli” bölgelerden yabancı ziyaretçilerin Japonya'ya girmesini yasaklayan ciddi seyahat kısıtlamaları vardır. Diğer alanlarda yaşam esas olarak aynı kalır. Mağazalar ve restoranlar açık kalır ve Japon çalışanların çoğu ofislerinde çalışmaya devam eder. Bu hafta çok tereddüt etmeyen Japon halkı, ülke çapında binlerce kişi, kiraz çiçeği için popüler noktalarda toplandı.
Şaşırtıcı bir şekilde, şu anda ülkenin nispeten az sayıda onaylanmış COVID-19 vakası olduğu görülmektedir. 27 Mart'ta 1.507 kişi pozitif olarak test edildi. Ölüm sayısı 4 ila 51 arasında arttı. Pek çoğu haklı olarak düşük sayının kısmen düşük bir test oranıyla ilgili olduğunu iddia ediyor. Nitekim 20 Mart itibariyle Japonya bir milyon kişiden sadece 118 kişiyi teste tabii tutarken, Güney Kore bir milyon kişiden 6.148 kişiyi ve Birleşik Arap Emirlikleri 12.738 kişiyi test etti.
Çin'e yakınlığına ve COVID-19'dan etkilenen ilk ülkelerden biri olmasına rağmen, apriori olarak Japonya'nın daha ciddi bir durumda olacağını varsayılabilir.
Ülke çok yoğun bir nüfusa sahiptir ve bir hastalıktan ölme riski çok yüksek olan yaşlı insanları dünyada yüzdesel olarak en fazla barındıran ülkedir. Bununla birlikte, Japonya’da koronavirüsün büyük çaplı yayılma göstermedi. Her gün sadece birkaç düzine yeni enfeksiyon rapor edilmektedir. The New York Times'tan alınan bir grafik, 23 Mart itibariyle ülkelere göre ölüm sayısını göstermektedir. Japonya’nın ölüm oranı eğrisinin diğer ülkeler içinde en düz olanı olduğu görülebilir. Yüzdesel olarak dünyadaki en yaşlı nüfusa sahip ülke olduğu düşünüldüğünde bu ölüm oranları inanılmazdır.
Birçok uzman, Japonya’nın aldığı önlemlerin, İtalya, İspanya veya ABD gibi ülkelere kıyasla özensiz göründüğünde hemfikir. Peki, nasıl oluyor da, pek çoğu haklı olarak, hem toplumun hem de hükümetin virüsü kontrol altına almak için yeteri kadar odaklanmadığını ve çaba sarf etmediğini iddia etmesine rağmen sayılar düşük kalıyor? Japonların yayılımı yavaşlatmak için neyi farklı yapıyor? Onların sırrı nedir?
Washington Üniversitesi, Pandemi Hazırlık ve Küresel Sağlık Güvenliği Eş Yöneticisi olan Dr. Rabinowitz gibi profesyoneller bile Japonya örneğinde şaşkına döndü: “Ya onlar doğru bir şey yaptılar ya da yapmadılar ve biz henüz bilmiyoruz.” diye merak ediyor.
İzin verirseniz, Japonya’nıın mevcut salgın ve yayılmasıyla ilgili ilişkisindeki farklılık üzerine naçizane bir açıklama sunmaya çalışayım.
Şimdi tüm dünyada karantina olarak adlandırılan duruma Japonya'da doğal günlük hijyen diyorlar. Bunu erken yaşlardan itibaren öğretiyorlar ve tüm yaşamları boyunca bu kurala uyuyorlar. Japon halkı son derece hijyenik. Japonya’da elleri günde birkaç kez yıkamak normdur. Ayrıca günlük olarak, bazen de günde birkaç kez duş alıyorlar. Her gün kıyafetlerini değiştiriyor ve yıkıyorlar. Normalde Japonlar el sıkışmaz, sarılmaz veya birbirlerine dokunmazlar. Japonların baş selamı tüm bu eylemlerin yerine geçiyor. Japonlar her zaman mesafeyi koruyorlar. Bir mağazada sıraya girdiğinde veya toplu taşımayı beklerken kimse ensende nefes alamaz. Sanitasyon her yerde… Örneğin, yürüyen merdivenin küpeşte bandı zeminin altına girdiğinde her zaman dezenfektan anti bakteriyel solüsyonlu özel bir makine ile temizlenir. Ülkenin her yerinde, tüm tuvaletler ücretsiz, inanılmaz temiz ve donanımlı. İnsanlar ellerini her yerde ve her zaman sabun ve suyla yıkayabiliyor. Mağazalardaki tüm yiyecekler paketleniyor ve hava geçirmez şekilde kapatılıyor. Japonlar hasta hissederse, diğerlerine bulaşmamak için bir maske takıyor.
Bu “küçük” gerçekler, Japon ulusunun istikrarının sırları olabilir mi? Japon halkı, normal hijyenik prosedürlerin nasıl uygulanacağını öğretmek için koronavirüse ihtiyaç duymuyor. Ama belki de birçoğuna virüs sonrası dönemde nasıl davranacağını öğretecek…
7 Nisan 2020
Prof. Dr. Elçin İSKENDERZADE
VEKTÖR Uluslararası Bilimler Akademisi Başkanı – Azerbaycan
YENİ VİRÜS, YENİDÜNYA, ESKİ İNSANLIK
Allah'ın verdiği insan bilincinin, insanların yarattıkları kültürlerin, onların keşfettikleri en mükemmel teknolojilerin en üst bir düzeye varmış olduğu, matematiksel simetrikliği ile göz okşayan 2020 yılından dünyada dökülen kanların durdurulmasını - Karabağ sorununun, Hocalı katliamının, Suriye trajedisinin, Irak faciasının, Afganistan’daki durumun vb. anti-insanlık olaylarının adil bir çözümünü bekliyorduk.
Ne yazık ki, 2020 yılı beklentilerimizin tam tersi olarak bizi hayal kırıklığına uğrattı. 2020 yılı karşımıza bir virüsle çıktı. 2020 yılı hafızamıza koronavirüs yılı olarak yazıldı. 2020 yılı dünya tıp bilimini “Covid-19”a yendi.
Dünya tarafından yüzlerce yıldır kullanılan "milat öncesi" - "milat sonrası" zaman bölümü, yeni bir bölüm kazandı: "Koronavirüs öncesi" - "Koronavirüs sonrası"!
Koronavirüs öncesini hepimiz çok iyi hatırlıyoruz; tarih kitaplarından, edebiyat eserlerinden, sanat incilerinden, sinemalardan, yaşadıklarımızdan ve hafızamızda kalanlardan...
Koronavirüs öncesinin mahiyetini kolaylıkla açıklaya biliriz; nasıl yaratıldığı bugün hala bilim ve bilim adamları tarafından tartışılan dünyamız yaratıldı, insanlar yaratıldı, insanlar dünyaya sahip oldular; bilim, kültür, sanat, din yarattılar; ülkelere ayrıldılar; savaşlar, şeytanlıklar, dostluklar, düşmanlıklar ettiler; en son koronavirüs ile enfekte oldular!
Herkes faaliyetlerinden vazgeçip kendi hücresine çekilmek zorunda kaldı. Seyahatlerimizden, çalışmalarımızdan, eğlencelerimizden, neredeyse her şeyimizden vazgeçtik. Vazgeçmediğimiz ve geçemediğimiz tek bir YÜKSEK elementimiz kaldı - İNSANLIK.
Ünlü Azerbaycan şairi Bahtiyar Vahabzade hocamız yıllar önce heyecan davulunu çaldı:
Korkuram dünyada bir zaman gele,
İnsanlar yaşaya insanlık öle!
Evet! İnsanlar – uzaya ulaşmış, Boeinglerde uçuş keyfi sürerek, IPHONE iletişimine gönül vermiş, her şeyden hep memnunken insanlıktan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştı.
Koronavirüsün her birimize - Dünya insanlığına birinci dersi onların İNSAN olmalarını hatırlatmakla, İnsanlıktan kopmanın ne derece korkunç olmasını anlatmakla bir an önce insanlığımıza dönmemize çağrı oldu:
• Allah'ın yasalarına tabi olan İNSANLIĞIMIZA!
• İnsanları cani-gönülden sevmeli olan İNSANLIĞIMIZA!
• Adil ve Merhametli olan İNSANLIĞIMIZA!
• Cömert ve hoşgörülü olan İNSANLIĞIMIZA!
Dünya İnsanlığının yaşadıkları bu çok zor günlerde Azerbaycan'ın Büyük ve Ebedi Dostlarından biri, aziz Hocamız Akkan Suver’in teşebbüsüyle Marmara Grubu Stratejik Ve Sosyal Araştırmalar Vakfının gönül verdikleri “Corona Günleri/ Corona Days” web sahifesi yerel ve global düzeydeki çalışma, gayret ve çözüm önerilerini paylaşmakla arzuladığımız İNSANLIĞA layık örnek ve ilk start verenlerden biri oldular. Bu İNSANSEVER girişimi yürekten alkışlıyoruz.
Bu savaşı el birliğiyle kazanacağımıza Biz de inanıyoruz!
Yaşasın koronavirüs sonrası GERÇEK ve DOĞAL İNSANLIĞIMIZ!
Dilek TERİMER
Halley Duvar Kâğıtları Yönetim Kurulu Başkanı
Marmara Grubu Vakfı Gönüllüsü
Yurdumuzu ve bütün dünyayı kaplayan bu Virüsün en kısa zamanda bizleri terk etmesi dileğiyle şahsıma gösterdiğiniz hassasiyet için başta sevgili Akkan Suver olmak üzere çok sevgili Marmara grubu üyelerine tekrar teşekkür ediyorum.
Sağlıklı güzel günler diliyorum.
Murat Atak
Marmara Grubu Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi
KÜRESEL BİRLEŞME
İnanıyoruz ve umut ediyoruz ki, insanlık bu kötü belayı yok edecektir. Binlerce yıldır yapılan savaşlar dost ve düşman kavramı yaratmış, milyonlarca insan yok olmuştur. Oysa şimdi hem düşmanın hem dostun canını alan yeni bir düşman türedi. O zaman tüm uluslar, alt yapı ve bilgi birikimlerini bir potada birleştirip düşmana karşı yeni silahlarını yapmaları gerekmektedir. Marmara Grubu Vakfı olarak konuya önem vermeniz dolayısıyla sayın başkanı kutluyorum.
Emmanuel Botton
Marmara Grubu Vakfı Gönüllüsü
Global Enerji Uzmanı – Fransa
KÖRÜK
Fransız denizci François Gabart'ın 4 Nisan 2020'de yapılan "François Gabart ve hayal gücünün gücü" başlıklı röportajından ilhamla…
Bütün insanlar, kontamine olmuşların ve sonra da ölülerin dehşet verici sayılarına dahil olmaktan kaçınmak için kendilerini evine kapattılar. Bu şeytanının küresel manada ilerlemesini yavaşlatmak için elinden gelenin en iyisini yaparak savaşan amirlerimizin suçundan olduğu kadar bu toplu katliamın niceliğine takıntılı kâğıt ıspatulası tarafından boşa harcanan günlük angaryasından etkilenmişçesine dinliyor. Bu hastalıklı bilgi şelalesi, bu dönüşümün anlamını görmesini engelliyor. Rüzgârı kontrol etmeye istekli ani bir çılgınlığa yakalanmış bir denizci gibi, henüz belirsiz olan, adam bir bütün olarak bu olayın anlamıyla yüzleşmemek için her şeyi yapar. Her yerde, hava dalgalarında ve ekranlarımızda bize sunulan ölüm melankolisiyle cezbedilmişcesine, iyileşmeye olanak sağlayacak limanlardan uzaklaşıyor.
Paradoksal olarak, hayal gücü potansiyeli de batması muhtemel olan gemisi kadar erişilebilir uzaklıkta. Bizi kurtarmaya ya da sonrasında fiziksel olarak iyileşmemizde görev almaya mecbur olanlardan biri olmadığında, ev dışındaki herhangi bir işten ve ya baskıdan bağımsız olarak, düşünerek bulduğu bu basit ilham fikriyle hayalinde dua etmeye başlayabilir. Tekrar kuşların cıvıltısını dinleyerek ve göletlerden çıkan ördeklere şaşırarak, enerjisini yansıtabilir ve düşüncesini nefesini dinlemeye yöneltebilir. Bu sürecin sonunda, ruhundaki huzurun aksine, tek nefeste gürültü şelalesini ezip, hayatının nefesinin derinlerde bir yerde yükseldiğini hissedecekti. Varlık özgürlüğünün kontrolünü yeniden kazanacaktı.
Korona krizi bizi seçim yapma ya da acı çekmeye devam etme eşiğine getiriyor. Tarihimizde ilk defa hepimiz, tüm bunları yapmadan, meditasyon yapmak, hayal etmek ve rüya görmek için bir nefes alabiliriz. Bu çabadan dolayı, içsel bir niyet ortaya çıkabilir ve bir başkasıyla, örneğin bir komşuyla paylaşıldığında, evimizin dışındaki pozitif eylemleri doğurabilir. Su, enerji, sağlık, eğitim, oksijen: Naçizane umut ediyorum ki, bunlar, tufanı var olmanın mutluluğuna dönüştürmek için taze yeşil meditasyonlarımızın olgun meyveleri olacaktır.
8 Nisan 2020
Marjetka Kastner
Life Learning Academia Genel Müdürü – Slovenya
COVID-19 krizinden toparlanma farklı bir ekonomi ile sonuçlanmalıdır
COVID -19 salgını, modern tarihte eşi görülmemiş küresel bir acil durumdur. Onaylanmış koronavirüs vakalarının sayısı arttıkça ve devletler ve ülkeler sosyal mesafeyi teşvik etmek için büyük toplantıları yasakladıkça veya dükkânlara kilit vurdukça, bu belirsizlikler insanlar arasında panik ve stresi harekete geçirmektedir.
Birçoğu için, sağlık tehdidini en aza indirgemek için içeride kalmak, daha az zihinsel ve fiziksel uyarımla yaşamak demektir. Bu yüzden, pandemi sırasında evde sıkışıp kalmışken çeşitli aktiviteler yapabilmemiz çok önemlidir.
Bütün ekonomik sistem tam şu anda değişiyor. Dogmalar kırılıyor, anlatılar değişiyor. Liderler çözüm arıyor. Sadece beynimizi diri tutmak için değil, aynı zamanda tüm toplumlar için değerli bir şey yaratmak, liderlerin büyük çoğunluğunun bugünlerde düşündükleri gerçekten büyük bir zorluk.
En önemlisi, hiçbir şey pandemi öncesindekiyle aynı olmayacak.
Evde kaldığımız zamanlarda, kendime birçok defa sordum – bu her şeyi tekrardan gözden geçirme zamanı mı? Öncesinde nasıl yaşıyorduk ve gelecekte nasıl yaşamalıyız diye düşündüm. İnsanlık tam şu anda test ediliyor ve ben umuyorum ki biz bu testten kazanan olarak yeni inançlar ve yeni değerlerle çıkacağız. Şu sorular hakkında düşünüyordum:
• Gelecekte, sadece çalışmak için zaman bulacak kadar kendimize katı olacak mıyız - bunun temel değerimiz olduğuna mı inanıyoruz?
• Dükkânlar her zaman canımızın istediği herhangi bir şeyi satın alabileceğimiz gibi yine sürekli açık olacak mı?
• Günde 6 saat çalışabilir miyiz?
• Şu anda içerisinde çalıştığımız duvarların arasında, birlikte yaşadığımız ve ilişkilerimizi derinleştirdiğimiz herkes için denge ve anlayış bulabilecek miyiz? Yoksa empati eksikliğiyle hepsini yok mu edeceğiz?
• Aslında ihtiyacımız bile olmayan birçok şeyin olduğunu fark edecek ve yeni bir alışveriş listesi hazırlayacak mıyız?
• Birbirimize ayıracak daha çok zaman bulacak mıyız? Sadece söz verip tutmamaktan bahsetmiyorum.
• Dürüstlükler işbirliği kuracak mıyız kurmayacak mıyız?
• Daha önce İyi bir ruh halinde olmadığımız için dinlemeyi reddettiğimiz önerileri dinlemeye daha çok istekli olacak mıyız?
• Doğayı sömürmeye devam mı edeceğiz yoksa sürdürülebilir pratikler mi oluşturacağız?
• Hayır diyebilecek miyiz ya da en azından bunun üzerine çalışacak mıyız?
Bunlar kafamdan geçenlerin sadece bir bölümü, çünkü aklıma sürekli başka sorular da geliyor. Biliyorum, bunun üstesinden birlikte geleceğiz. Şimdi geri yalnız yürüme zamanı değil, aksine birlikte adım atma ve daha iyi bir dünya yaratma zamanı.
Prof. Dr. Srđan Darmanović
Karadağ Dışişleri Bakanı – Karadağ
Enfektif hastalıklar için Ulusal koordinasyon birimimize yaptığınız bağış ve/ve ya yardım için büyük takdir ve minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Bu yaptıklarınız, asla unutamayacağımız bir dostluk ve dayanışma eylemidir. Bu zorlu zamanda, müttefiklerimize ve dostlarımıza her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Karadağ'ın gerçek bir dostu olduğunuzu kanıtladınız ve yardımımıza koşmanızdan büyük mutluluk duyduk.
COVID-19 salgını, tüm insanlık için gerçekten tarihi bir mücadeledir. Birçok ülke yardıma ihtiyaç duyuyor ve bu yüzden devletlerden veya bireylerden gelen dayanışma ve dostluk eylemleri, değerlerimizi yerine getirdikleri ve güçlü bağlarımızı ortaya çıkardıkları için çok daha fazla takdir görüyor.
Bu zor anda Karadağ diplomasisine çok güveniyor. Dünyanın dört bir yanındaki diplomatik temsilciliklerimizde görev yapan kadınlar ve erkekler, fahri konsoloslar dâhil, benzeri görülmemiş bağlılık ve dayanışma gösterdiler. Mali bağışlarınız, çok ihtiyaç duyulan tıbbi ekipmanların tedarikinde yardım ve binlerce vatandaşımızın evlerine geri gönderilmesi sayesinde bu zorluklar karşısında ayakta kaldık ve Karadağ'ın küçük bir ülke olmasına rağmen, çok sayıda arkadaşına güvenerek küresel şekilde hareket edebileceğini gösterdik.
Size ve ailenize sağlık dileğiyle, sevgili Başkan, içten saygılarımı lütfen kabul edin.
10 Nisan 2020
Gregory R. Copley
ISSA Başkanı ve Analitik Sorumlu Şefi - ABD
Mektubunuzu ve Paskalya kutlamanızı almak büyük bir zevkti. Çok teşekkürler. Neyse ki, baharın Kuzey Yarımküre'ye gelmesi ve hepimizi toplantıdan uzak tutan koronavirüs krizinin bazı olumsuz etkilerine karşı koymakla yılın iyimser bir zamanı. Şerefiyeyi en üst düzeye çıkarmak için Paskalya, Nevruz ve Fısıh kutlamalarını bir araya getirebiliriz!
Vakfınızın faaliyetlerine ara vererek devam edebileceğini umut ediyor ve sizin, ailenizin, çevrenizdeki herkesin bu zamanda güvende olması için dua ediyoruz. Kısıtlamalara rağmen, virüsün bir sonucu olarak dünyada meydana gelen stratejik, ekonomik ve sosyal ayaklanmalar hakkında politika ve trend analizi yapmakla her zamankinden daha yoğunuz.
En iyi dileklerimle…
Khaliun Panidjunai
Moğolistan (E) Türkiye Büyükelçisi
Marmara Grubu Vakfı Onur Madalyası Sahibi - 2007
Uzun süredir Marmara Grubu Vakfı’nın ve onun vizyonu ve hedeflerinin katılımcısı ve gayretli destekçisi olarak birlikte devam etmemize, ortak dertleri paylaşmamıza ve bu korkunç tehditle mücadele deneyimlerimizi paylaşmamıza olanak sağlayacak bu bilgece ve zamansız insiyatiften haberdar olmaktan mutluluk duyuyorum.
Birlikte olmak, tüm halkların bu koronavirüs pandemisine karşı hayatta kalmaları için temel ve en önemli gerekliliktir. Ama birlikte olmak elbette her aile için evde kalmak ve aynı zamanda zihnimizi, çabalarımızı ve ruhumuzu birleştirmek, birbirine bağlı kalmalarını sağlamak, birbirlerine ve diğerlerine yardım etmeleri ve cesaretlendirmeleri anlamına gelir…
Hayat bir yolculuktur. Ve hepimiz bu dünyada geçici ziyaretçileriz. Bu geçicilik durumu, bu dünyadaki geçirdiğimiz zamanı daha anlamlı kılıyor, kalbimizi ve ruhumuzu daha da nazikleştiriyor.
Mevcut durum, hükümetleri ve devletleri, bazı politikalarını ve muhafazakar pozisyonlarını gözden geçirmeye itiyor. Temel değerler, idealler ve politika anlayışı, insanoğlunun yaşamsal çıkarları, sağlığı ve hayatına dair daha iyi bir bakışıcısı kazanmak için değişiyor.
Hepimiz değişiyoruz, insanlar değişiyor, dünya değişiyor.
Sadece bir şey değişmiyor: dostluğumuz, birlik olmak ve işbirliği… Bu özellikle Marmara Grubu Vakfı içinde ve sayesinde gerçekleşiyor. Marmara ailesiyle ve çevresindeki tüm kıtalarla birlikte olmak, bugünlerdeki zorluğun üstesinden gelebilmek, ortak geleceğimizi ve dünya üzerindeki hayatı kurtarmak için en önemli etken.
Gelecek Marmara Grubu Vakfı Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde, hepinizi sağlıklı ve mutlu görmek benim için büyük bir zevk olacak ki bu Zirve’de her şeyden önce, temel deneyimi ve bilgeliği kullanarak Korona’nın ortaya çıkardığı global krizi ve bu krizin yıkıcı etkilerinin üstesinden gelmenin yol ve yöntemlerini bulmak üzerine tartışmalar yürütülmelidir.
Tanrı sizi ve ailenizi korusun, sevgili kardeşim, Marmara Grubu vakfı etrafında toplanan Türkiye halkı ve diğer tüm halklar ve ülkeleri korusun.
Carmel Vassallo
Malta Ankara Büyükelçisi
Nazik selamlarınız için çok teşekkür ederim. Paskalya, Hıristiyan takviminde çok önemli bir bayramdır. Normalde görkem ve ciddiyetle kutluyoruz. Bu yıl, tüm dünya, hepimizin yaralanmadan çıkmayı umduğumuz ve dua ettiğimiz COVID-19 tarafından boğulmuş durumda.
Sizinki gibi iletilerin önemi daha fazla. Yeniden teşekkürler ve evet, daha sağlıklı bir ortamda buluşacağımızı tahmin ediyoruz.
Wolf-Ruthart Born
(E) Almanya Büyükelçisi
Avrupa Politikası Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Yaklaşan bayram Paskalya günleri ile ilgili iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim.
Ülkemizin insanlarına ve dünya çapındaki insanlara çok fazla zarar veren Corona krizinin yakında sona ermesiyle ilgili iyi dilekleriniz için teşekkür ederiz.
Sizlere, ailenize ve Marmara Vakfının tüm dostlarına ve Türkiye'nin tüm vatandaşlarına önümüzdeki özel günler için en iyi dileklerimle gönülden karşılık veriyorum.
Corona krizi çok yakında bitsin.
Almanya'da sosyal ilişkilerimizi mutlak minimuma indirdik ve sadece internet veya telefon üzerinden iletişim kuruyoruz. Ekonomi ağır bir darbe alıyor. Ama yakında iyileşeceğiz.
Ayrıca, uygulanan önlemlerin Paskalya'dan sonra en azından kısmen azaltılacağına da inanıyorum.
Bu zor günlerin üstesinden gelmeniz için hepinize sağlık, cesaret ve güç dilerim.
En iyi dileklerimle…
11 Nisan 2020
Ivo Josipović
Hırvatistan Cumhurbaşkanı (2010-2015)
Güzel dilekleriniz ve Paskalya tebriğiniz için çok teşekkürler. Paskalya; dini, ırkı ve devleti ne olursa olsun dünyadaki tüm insanların, iyi niyetli insanların, sağlık, huzur ve mutluluğu için dua etmek için bir vesiledir.
Böylece ben de size ve Marmara Grubu Vakfı’ndan tüm arkadaşlarınıza sağlık ve refah diliyor, en iyi dileklerimi sunuyorum.
Umut ediyorum ki işbirliğimize, insanlık için bugün olduğundan daha iyi koşullarda devam edeceğiz.
