Marmara Grubu Vakfı Logosu
Marmara Grubu Vakfı · Haber Arşivi

Haber Arşivimiz

Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 226/388

25 Şubat 2019

Hocalı Faciasının 27. Yılında Dr. Akkan Suver, insanlığın büyük ayıbını kınadı

Hocalı'da yaşanan büyük insanlık dramının 27. yıl dönümünde Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver basına yaptığı açıklamasında; "-Hocalı'da yaşananlar insanlık ayıbıdır. Zira orada yaşanan dram yalnız vahşi bir milletin ayıbı ve suçu olduğu kadar, vurdumduymaz milletlerin de ayıbıdır ve suçudur. Bu büyük katliama ve vahşete sessiz ve duyarsız kalmak en azından bu insanlık suçuna ortak olmaktır. Dolayısıyla Hocalı'nın faillerinden hesap sormak, uygar dünyanın sorumluluğunun bir gereğidir."

Dr. Akkan Suver'in açıklaması aynen şöyledir"


26 Şubat 1992, Azerbaycan’ın Hocalı Kenti’nde Ermeni askeri birlikleri tarafından yüzlerce sivilin görülmemiş işkencelerle öldürülmesinin ve cesetlerinin sergilenmesinin tarihidir.

Geçen yüzyılın son yıllarında, uygar dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen bu soykırım; Birleşmiş Milletler’in 9 Aralık 1948 tarihinde aldığı ”Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması”na ilişkin 260 sayılı kararına göre, insanlığa karşı işlenmiş suçların en büyüklerinden biridir.

Hocalı Kenti’nin haritadan silinmesi ve halkının toplu olarak katledilmesi planı; bugün anlaşılmaktadır ki, çok önceden hazırlanmıştır. Ermeni şovenistlerin, kitle iletişim araçları ve göstericiler aracılığıyla, Azerbaycanlıların toplu şekilde katledilmesi gerektiği propagandası günlerce yapılmış, ortam hazırlanmış ve plan acımasızca uygulanmıştır
Önceden planlanan bu toplu kırım eylemi, insanlık dışı cinayetlerle tarihin ender gördüğü büyük katliamlardan biri olarak, utanç sayfalarında yer almış bulunmaktadır.

YEDİ BİN KİŞİ YAŞIYORDU
Hocalı Soykırımı’ndan önce; Azerbaycanlıların yaşadığı İmaret, Garvent, Tuğ, Selaketin, Ahulu, Hocavent, Cemilli, Nebiler, Meşeli, Hasanabat, Kerkicehan, Gabyalı, Malıbeyli, Yukarıkuşcular, Aşağıkuşcular, Karadağlı köylerinin işgali sırasında da bu yerleşim birimlerinde, halkın bir bölümü şehit edilmişti.

Dağlık Karabağ Bölgesi’nde Şuşa’dan sonra Azerbaycanlıların yaşadığı ikinci büyük yerleşim alanı olan Hocalı, Ermenistan silahlı kuvvetlerinin hedeflerinden biriydi ve bu şehirde yaklaşık yedi bin kişi yaşıyordu.

Ermenistan Cumhuriyeti sınırları içinde kalan ve ata yurtlarından zorla çıkarılan Azerbaycanlıların bir kısmı ile 1989 yılında Fergana’dan sürülen elli dört Meshet Türk ailesi de aynı kente yerleşmişti.

Hocalı, 1991 yılının Kasım ayından itibaren abluka altında tutuluyordu. Şubat ayının ikinci yarısından itibaren ise Hocalı Ermenistan silahlı kuvvetlerince tamamen kuşatılmıştı. Sivil halkın gruplar halinde veya birey olarak kuşatma bölgesinden çıkmak için giriştiği bütün çabalar ise önlenmekteydi. 25 Şubat 1992 akşamı kuşatılan sivil halk, büyük çapta bir kıyıma uğradı. Bu vahşet uluslararası Human Rights Watch raporunun kayıtlarında aynen şöyle yer almaktadır:“1992 yılının Şubat ayının 25’ni 26’sına bağlayan gece Ermeni terörist grupları, Ermenistan silahlı kuvvetleri ve eski SSCB Ordusu’nun 366 numaralı motorize alayının katılımıyla şehir birkaç saat içinde yerle bir edildi.

Hocalı da o gece yüzaltısı kadın, altıyüzondört Azerbaycan Türk’ü vahşice katledildi. Bunlardan altmışikisi çocuk, yetmişi yaşlıydı. Özellikle ellidokuz kişinin canlı canlı yakıldığı, kafa derisinin yüzüldüğü, başının kesildiği, gözlerinin oyulduğu ve hamile kadınların karınlarının süngülendiği gözlemlenmiştir.

Binikiyüz yetmişbeş kişinin tutsak edildiği, yüzeli kadının kaybolduğu, kalan sakat sayısının ise dörtyüzseksenyedi kişi olduğu tespit edilmiştir.”

AKLANMAYA YÖNELİK PROPOGANDA
Bütün bu gerçekler ortadayken, Hocalı Kenti’nde sivil halka vahşice zulmeden Ermeni askerlerinin ve onların yardakçılarının aklanmasına yönelik propagandalar bugün gündeme gelmektedir. Hocalı’ya saldırının şehirdeki sözde “ateş noktalarının” yok edilmesi amacıyla gerçekleştirildiği ve saldırı sırasında sivil halka hiçbir şiddet uygulanmadığı iddia edilmektedir. Bu propagandacıların sözlerine göre, Hocalı’da Azerbaycanlılar (Azerbaycan Türkleri) önce birbirlerini, sonra da kendilerini işkenceyle öldürmüşlerdir. Onlar bazen yalancılıklarını, Hocalı’da yapılan kayıtlarda görünen cinayet sahnelerini uluslararası kamuoyuna, Azerbaycanlıların (Azerbaycan Türklerinin) Ermenilere karşı uyguladıkları bir kırım olarak sunma düzeyine vardırabilmektedirler.

Ermenilerin gerçek dışı propagandalarının çapı her yıl daha da genişlemektedir. 1915 yılında Ermenilere karşı soykırım uygulandığı uydurmasını uluslararası düzeyde kabul ettirdikleri gibi Ermeni şovenistler, Azerbaycan Cumhuriyeti’ne karşı toprak iddialarını haklı göstermek ve bu iddiaları hayata geçirmek için işgal, soykırım ve devlet terörü politikasını perdelemek amacıyla her yola başvurmaktadırlar.

SİYASİ KAZANÇ SAĞLAMA
Üstelik bu girişimler pek çok zaman, girişimi yapanların siyasi kazanç sağlamalarına da neden olmaktadır. Hocalı faciası gibi gerçek bir soykırım eylemine göz yuman birtakım devlet parlamentolarının, etki altında kalarak ya da siyasi konjonktüre dayanarak “Ermeni Soykırımı” uydurmasını tartışmaya açması, hatta buna ilişkin asılsız ve haksız bildirileri kabul etmesi esefle ile karşılanacak bir durumdur.

Türk dünyası, Hocalı Soykırımı’nın unutulmaması ve dünya kamuoyunda uluslararası hukuk açısından hakkaniyetiyle değerlendirilmesi gerektiğini her platformda gündeme getirmelidir. Bu facianın ideologlarının, tertipçilerinin ve tetikçilerinin hak ettikleri cezaları almaları yarının barışı açısından şarttır.

Ben bir Barış Adamı olarak altını çizerek söylemek istiyorum ki, Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi; Birleşmiş Milletler’e, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na, Avrupa Konseyi’ne, İslam Konferansı Örgütüne, Bağımsız Devletler Topluluğuna diğer uluslararası örgütlere, dünya ülkeleri parlamentolarına ve hükümetlerine Azerbaycan halkına karşı yapılan Hocalı Soykırımı’nı tanımaları ve kınamaları, gelecekte benzeri suçların işlenmesini önlemek için etkili önlemler almaları, Ermenistan-Azerbaycan arasında Dağlık Karabağ sorununun uluslararası hukukun herkesçe kabul edilen norm ve ilkeleri açısından, özellikle devletlerin toprak bütünlüğü temel ilkesi doğrultusunda barışçı yollardan çözümüne yardım etmeleri çağrısında bulunmaktadır.
Bugün hür dünya, Azerbaycan’ın işgal edilmiş arazilerinin derhal ve kayıtsız şartsız olarak boşaltılmasına ilişkin BM Güvenlik Konseyi’nin 1993 yılında çıkardığı 822,853, 874 ve 884 sayılı kararlarının uygulanmasını talep etmektedir. AGİT’in Budapeşte, Lizbon ve İstanbul Zirve Toplantılarının kararları ve sonuç belgeleri ise, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 1416 sayılı kararı doğrultusunda Dağlık Karabağ sorununun çözüme kavuşturulmasını istemektedir.

Azerbaycan yönetimi ise, 21. yüzyılda insanlığın şiddetten, savaştan ve silahtan arındırılmış; ortak değerlere, dayanışmaya, hoşgörüye ve insan haklarına dayalı, saygılı ve sabırlı yeni bir kültüre geçmesi gerekliliğine içtenlikle inandığını her platformda ifade etmektedir. Bu önemli sorunun masa başında sağlıklı bir biçimde çözüme kavuşması için elinden geleni ortaya koyan Azerbaycan; Ermenistan’ın kirli oyununa gelmemekte ve bu meseleyi bir takım politik, mali ve diğer çıkarlar elde etmek amacıyla kullanmamaktadır

Özetlemek gerekirse; Azerbaycan Hocalı Soykırımının, Dağlık Karabağ sorunun uluslararası hukuk normlarına uygun adilane bir şekilde çözüme kavuşmasını sağlamaya çalışmaktadır.

Bizlere düşen de Azerbaycan’ı bu haklı mücadelesinde yalnız bırakmamak ve faillerinin cezalandırılmasını, işgal edilmiş toprakların kurtarılmasını uluslararası platformlarda özenle, ısrarla gündeme getirmektir.

27 yıl önce şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

24 Şubat 2019

Şamil Ayrım TBMM’de Hocalıyı kınadı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Basın açıklaması yapan Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı ve Marmara Grubu Vakfı Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım Hocalı Katliamını kınadı.

Şamil Ayrım’ın açıklaması aynen şöyledir:

Türk ve Azerbaycan tarihine kara bir gün olarak geçen bahse konu mezalim olayı, bundan 27 yıl önce Ermeniler tarafından Hocalı kentinde sergilenmiştir. Dağılan SSCB’nin bölgede yerleşen 366’ncı Rus Motorize Alayı’nın da tam desteğini alan Ermeniler, Yukarı Karabağ bölgesinde yaklaşık 7 bin kişilik nüfusu olan, ayrıca coğrafi konumu itibariyle Karabağ’daki tek hava alanına sahip bulunan, bunun yanında demiryolunun da geçtiği ve bölge için stratejik bir öneme sahip Hocalı’nın giriş ve çıkışlarını kapatmışlardır. Ve böylece insanlık tarihinin en gaddar ve en acımasız katliamını 1992 yılı 26 Şubat günü gerçekleştirmişlerdir.

Bugün sözde soykırım iddialarıyla Türkiye’yi suçlayan Ermenistan devlet yetkililerinin talimatları doğrultusunda Ermeni güçleri ve teröristleri Hocalı da sivil, silahsız, çocuk, kadın, ihtiyar ve genç ayrımı yapmadan resmi verilere göre 613 (106sı kadın, 63’ü çocuk 70 den fazlası yaşlı olmak üzere) kişiyi vahşice ve hunharca katletmişlerdir. Kentte birkaç gün süren katliam, talan ve tecavüzler sonucu 487 kişi bölgeden yaralı olarak kurtulmuş, 1275 kişi ise esir alınmıştır.

Katliamdan şans eseri kurtulanların anlattıkları yanında, şehit olanların naaşları üzerinde daha sonra yapılan incelemeler sonucu; sivil halkın bir kısmının kafa derilerinin tam bir vahşet örneği gösterilerek yüzüldüğü, gözlerinin oyulduğu ve organlarının kesildiği veya koparıldığı tespit edilmiştir.

Hocalıdaki vahşet ve soykırımın, Ermenilerin Büyük Ermenistan ideali çerçevesinde, Ermenistan diasporası ve perde gerisindeki diğer emperyalist güçlerin desteği ile yeni bir hedef olarak seçilen dağlık Karabağ bölgesinin Azerbaycan Türklerinden tamamen temizlenmesi amacına yönelik olarak gerçekleştirildiği bilinmektedir. Ermenilerin toprak genişletme isteğine, tarihi Türk düşmanlığı ve nefreti de eklenerek işlenen bu katliamla çağın en büyük zulüm ve soykırımlarından birisi Hocalı da yaşanmıştır.

Öte yandan, Hocalı faciasının bir tesadüfün neticesi olmayıp, aksine uzun sürelerden beri Ermeniler tarafından, Azerbaycan halkına karşı yürütülen planlı ve kararlı soykırım ve etnik temizlik siyasetinin bir eseri olduğu açıktır. Bu amansız ve vazgeçilmez sinsi siyaset, Ermeni diasporasının ve Ermeni lobilerinin her türlü destek, yardım ve kışkırtmalarıyla yıllar boyu sürdürülmüştür.

Sonuç olarak Azerbaycan topraklarının beste biri halen Ermenistan’ın işgali altında olup bir milyonun üzerinde Azerbaycanlı kardeşimiz kaçkın veya göçkün olarak Azerbaycan'ın değişik şehirlerinde yaşamak durumundadır.

Hocalı katliamının 27 yılında ERMENİ işgalinin son bulması, evlerinden ,yurdundan ve toprağından uzak kalan soydaşlarımızın haklarının iadesi Uluslararası Toplum tarafından derhal sağlanmalı ve suçluları cezalandırılmalıdır.

Bir kez daha Hocalı katliamını şiddetle kınıyor, hayatını kaybeden Azerbaycanlı kardeşlerimize Allahtan rahmet diliyor, kederli ailelerine ve tüm Azerbaycan halkına başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz.

22 Şubat 2019

KEİ Genel Sekreteri Michael B. Christides Marmara Grubu Vakfı’n da

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri Büyükelçi Michael B. Christides Marmara Grubu Vakfı’nı ziyaret etti. Dr. Akkan Suver ve ( E ) Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu’nun hazır bulunduğu ziyarette KEİ Genel Sekreteri Michael B. Christides 22. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ndeki başarısından dolayı Marmara Grubu Vakfı’nı tebrik etti. Genel Sekreter Christides gelecek yıl gerçekleşecek Zirve ile ilgili önerilerde de bulundu.

22 Şubat 2019

Hocalı katliamı Fatih Sultan Vakıf Üniversitesi’nde anıldı

Azerbaycan Islahatçı Gençler Birliği ile Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hocalı katliamının 27. yıl dönümü dolayısıyla bir Anma Programı düzenledi. Anma Töreni’nin de TBMM Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Şamil Ayrım, Azerbaycan Milletvekili Nagif Hamzayev, Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, İstinye Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Öğretim Üyesi Dr. İsmail Safi, Azerbaycan Islahatçı Gençler Birliği Başkanı Ferit Şahbazlı, Gazeteci Ardan Zentürk ve Azerbaycan Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı Dr. Ahmet Şahidov ayrı ayrı söz alarak Hocalı Katliamını anlattılar. Azerbaycan Devlet Sanatçısı Aybeniz Haşimova ve ekibinin Hocalı'da yaşananları sahnelediği Performans programı sonrası Dr. Akkan Suver’e, Şamil Ayrım’a, Dr. İsmail Safi’ye ve Gazeteci Ardan Zentürk’e “Türk dünyasına Hizmet Ödülü” plaketleri sunuldu.

19 Şubat 2019

Karadağ (Montenegro) İçişleri Bakanı Mevludin Nuhodzic Dr. Suver’i kabul etti

Karadağ (Montenegro) İçişleri Bakanı Mevludin Nuhodzic Marmara Grubu Vakfı Başkanı ve Karadağ (Montenegro) İstanbul Fahri Başkonsolosu Dr. Akkan Suver’i kabul etti. Kabul de Karadağ (Montenegro) Ankara Büyükelçisi Branko Milic, Marmara Grubu Vakfı'ndan Av. Serhat Tabanca, Nigar Sargan ve Sezgin Bilgiç de de hazır bulundu. Dr. Suver, Bakan Mevludin Nuhodzic’i gelecek yıl yapılacak 23. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne davet etti.