Marmara Grubu Vakfı Logosu
Marmara Grubu Vakfı · Haber Arşivi

Haber Arşivimiz

Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 306/388

7 Nisan 2016

PAŞABAHÇE EMSALSİZ BİR GÜZELLİK SERGİLEDİ

Camın berraklığını, geçmişin ihtişamı ile birleştiren Paşabahçe dünün tarzını günümüzün modernitesiyle doğal bir ortamda oluşturan Sergisiyle 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde Türk Cam Tasarım Sanatıyla yüzümüzü ağarttı.

Türk Sanatının eşsiz güzelliklerini yalın ve naif desenlerle, 19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde sergileyen Paşabahçe müstesna tasarımlarıyla misafirleri adeta büyüledi.

Uzun ve titiz bir çalışma ile ortaya konan cam eserlerden oluşan koleksiyon Zirve’ye büyük değer kattı.
Marmara Grubu Vakfı Paşabahçe Ailesine ve el emeği, göz nuru eserleri gerçekleştiren sanatçılarımıza minnettardır.

7 Nisan 2016

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİNDE CUMHURBAŞKANLARI KONUŞTULAR

 Cumhurbaşkanları Oturumu: 

“Soğuk Savaşa Özlem mi?”

 

Oturum’un moderatörlüğünü yürüten ve açılış konuşmasını yapan Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin başlangıcı olan 5 Nisan tarihinin aynı zamanda Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının açıldığı tarihe denk gelmesinin bir STK olarak kendileri için çok büyük mutluluk olduğunu kaydetti. Projenin hayata geçirilmesi için en az 10 yıl çok uğraştıklarını ve bu uğraşlarında üç değerli devlet büyüğünün; Türkiye Cumhuriyeti 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Gürcistan önceki Cumhurbaşkanı Edward Schvarnadze ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in de çok emekleri bulunduğunu ve onları rahmetle andıklarını ifade etti.

Bosna Hersek Federasyon Başkanı Marinko Cavara, bazılarının günümüzdeki durumu suni bir ‘Soğuk Savaş’ dönemi olarak nitelediğini bazılarının da yeni bir savaş dönemi dediğini belirterek, “Bugünkü tehlike ise soğuk savaşa nazaran ilişkiler o kadar kötü ki nükleer savaşla total savaşa ve bütün dünya savaşına yol açması sözkonusu. İnsanlık, dünyanın yeni bir dünya savaşına sürüklenmesine dur diyebilecek midir? Nükleer silahlar gelecekte barışın korunmasına yardımcı olacak mıdır?” sorusunu yöneltti. 2. Dünya Savaşı sırasında kimyasal silahların kullanılmasının herkesin aleyhine olduğunu hatırlatan Cavara, günümüzde nükleer bombalar olmadan da yeryüzünden şehirlerin silinebileceğinin görüldüğünü söyledi. Kaçınılmaz olarak nükleer silahların gücünün çok iyi bir argüman olduğunu aktaran Cavara, nükleer alanda silahsızlanmaya ilişkin ülkeler arasında anlaşma olmasına rağmen ülkelerin maceracılığının da sözkonusu olduğuna dikkat çekti

Moğolistan önceki Cumhurbaşkanı Natsagiin Bagabandi, konuşmasında iklim değişikliği ve çevrenin bozulması konularına dikkat çekerek, “Doğa hataları affetmiyor. Her zaman haklıdır, hatalar hep insanoğluna ait. Doğa konuşamıyor, bir dili yok, ama bütün unsurlarıyla bize mesajlar veriyor. Biz hatalar yapınca bize uyarılar veriyor, biz bunları duymuyoruz” dedi. İklim değişikliğinin tüm insanlığın ortak sorunu olduğuna dikkat çeken Bagabandi, “Öyleyse yarattığımız bu ortak sorunları çözmek için mutlaka ortak çabaya, birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Umarım bizim zekamız, insanlığımız, duygularımız, bunları çözmeye yarayacaktır.” Ülkesi Moğalistan’da yenilebilir enerji kaynaklarına yönelik yürüttükleri çalışmaları anlatan Bagabandi, toplantının ana temas konusuna ilişkin ise şu tespitlerde bulundu.

Moldova önceki Cumhurbaşkanı Petru Lucinschi, günümüz konjonktürünü irdelediği konuşmasında birilerinin suni savaş çıkardığını belirterek, “Bu düzeni biz bozuyorsak bizim düzeltmemiz lazım. Çok çabuk savaşı bitirmeliyiz. ‘Sulh olsun’ çağrısını uzun zamandır kimseden duymuyorum” dedi. Marshall Planı gibi bir çözümün ele alınmasını öneren Lucinschi, şunları aktardı: “Dünyada zenginlik yüzde 15’in elinde. Gelişmiş ülkelerin liderleri oralara yatırım yapın. O insanların yerinde biz de olsaydık, biz de kaçardık. Avrupa, Marshall Planı ile yerelinde yardım ve güçlendirme desteği ile nasıl kalkındırıldı? Benzer uygulama olabilir.” Soğuk savaş döneminin kutuplaşma ile düşmanlık duygusunu yarattığını hatırlatan Lucinschi, şimdi ise kutuplaşma olmadığını ancak kaos yaşandığını kaydetti. Lucinschi, “Herkes ‘uluslararası hukuk var’ diyor. Peki kim gözetliyor bu uluslararası hukuku? BM’mi? BM’den 25 senedir geliyorlar; ‘Bize reform lazım, kurumsal değişiklikler lazım’ diyorlar. Ama BM’de değişen hiçbir şey yok, eskiye devam… BM’nin savaşı durdurması, ateşkesin mimarı olması, sonra da o ülkeleri kalkındırması lazım. Bana göre NATO’ya gerek yok.

Hırvatistan önce Cumhurbaşkanı Stjepan Mesic, göçten ziyade sığınmacılar konusuna dikkat çekerek insanlığın bu duruma gelmesinin temel nedeni olarak politika ve politikacıları işaret etti. BM’yi dikkatli olmaya çağıran Mesic, uluslararası ilişkilerde hukukun normlarından uzaklaşıldığını, marjinalize edildiğini savundu. Büyükler ve küçükler ile zenginler ve yoksullar, yani herkes için eşitlik gerektiğini savunan Mesic, bir ülkenin vatandaşlarının kendi kararlarını alması gerektiğini vurguladı: “Bu onların mücadelesidir, kimsenin değildir.” Yeni teröristler için buraların bir av alanına dönüştüğünü kaydeden Mesic, global teröristlerle mücadelenin en önemli şartının bu politikalara son vermek olduğunu dile getirdi: “Son verilmeli ki sığınmacılar eve dönebilsin. Özellikle Libya, Irak, Afganistan, Suriye gibi ülkelerin yeniden inşası global politikalar gerektirir.

Letonya önceki Cumhurbaşkanı Valdis Zatlers, konuşmasına şu soruları sorarak başladı: “Kim sorumlu? Libya, Irak, Afganistan, Yemen, Ukrayna, Suriye vb. yıkımlarından kim sorumlu? Teröristlerin finans kaynağı kim? Kim veriyor ki felaketler oluyor?” Zatlers, Suriye, Irak, Yemen ve Ukrayna’da sıcak savaşların sürdüğünü belirterek, “Neyin ne olduğunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Kim kime karşı? Mesela Suriye’de durum çok komplike. Jeopolitik oyunlarda güçlü olmak isteyen ülkeler var. Kendi ekonomik kapasitelerine değil silahlanmaya bakıyorlar.” Sınırları değiştirmeyi yanlış bulan Zatlers, Karabağ’da çatışmanın tırmandırıldığını, Rusya’nın müdahalesinin felakete yol açacağını kaydetti. Dünyanın daha da değişeceğini öngören Zatlers, bu değişimde BM’nin durumunu sorgulayarak şunları söyledi: “Bu çatışmalar BM’de asla dile getirilmiyor.

Romanya önceki Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu, ‘Soğuk Savaş’la birlikte çift kutuplu dünyanın tarih olduğunu ancak barışın bir türlüğü gelmediğini kaydetti. Constantinescu, “Savaş geçmişin bir deneyimi ama hala savaş kapımızda, yakın geleceğimizde. Burada ana düşmanlıklar imparatorluk ve ordular değil, az gelişmişlik, yoksulluk, uyuşturucu ve silah kaçakçıları, sınırlar ötesi suç ve terörizm. Orta süreçte organize suçlarla kaçakçılık ve terörizm birarada el ele ilerleyecek ve gerilla savaşına dönüşecek” dedi. Hükümetlerin kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarına cevap vermek için pragmatik davranması gerektiğini ifade eden Constantinescu, çok kutuplu tutumun Batı’daki demokrasiden ortaya çıktığını aktardı. Constantinescu, “Küresel ve bölgesel kurumların birlikte hareket etmesi gerekir. Burada dengeli yaklaşımı öngörmemiz gerekiyor. Devletin vatandaşlarına doğal hakları konusunda korumacı yaklaşımı olmalı.

Arnavutluk önceki Cumhurbaşkanı Bamir Topi, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının demokrasinin değerine inananlar ile buna inanmayanlar arasında yeni bir ilişkinin doğmasına yol açtığına dikkat çekti: “Hem Ortadoğu Avrupa hem doğu Avrupa’da cereyan eden olaylar ABD tarafından desteklenmişti. Bu ülkeler varlıklarını demokrasi, hukukun uygulamasına borçludur. 11 Eylül terörist saldırısı, AB ve ABD’de düşünce biçimini ve hayat anlayışını değiştirdi. Terörizm ilk kez varlığını ABD’ye hissettirdi. Ve aradan geçen zamanda terörizm ve cihatizim kendini yok etmedi. Ve dünyanın çeşitli yerlerinde terör saldırısı oldu” dedi. Sınırların eski önem ve değerini yitirdiğini paylaşan Topi, hükümetlerin terörist tehlike karşısında güçlerini birleştirmek zorunda olduğunu vurguladı.

Hırvatistan önceki Cumhurbaşkanı Ivo Josipovic, “Terörizm en önemli küresel sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Siyasi istikrarsızlık yaratıyor. Ülkelerin ekonomileri harap oluyor” dedi. Josipovic, siyasi hakları olmayan ülkelerde terörizmin daha fazla öne çıktığını belirtti: “2011’den bu yana ABD terörizmle mücadele için 117 milyar dolar harcadı. Dolaylı hasarın bedeli 52 milyar dolar. Terör birçok ülkede ekonomiyi ve turizmi etkiliyor, yoksulluğa ve reformların aksamasına neden oluyor. Yatırımın kaçmasına neden oluyor. Terör korkusu, kültürü ve yaşam tarzımızı etkiliyor. Saldırıların olduğu dönemde terörün ekonomi üzerindeki etkisi açık bir şekilde görülüyor. Terörizme destek olan devlet ve zengin kurumların finans kaynaklarının kesilmesi gerekiyor.”

Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, oturumun “Soğuk Savaşa Özlem mi?” başlığının kendisini hayrete düşürdüğünü söyledi. Ivanov, “Soğuk savaşta iktidarın yarattığı korku dengesi vardı. Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla da daha iyi yaşam umudu ortaya çıktı. Mutluluk ise 10 yıl sürdü. Sonra yeniden dünya eskiye dönmeye başladı” dedi. Günümüz dünyasında ise farklı farklı aktörler arasında çatışma olduğunu hatırlatan Ivanov, “Blokların olduğu yıllarda iki devlet aktör olarak karşı karşıyaydı. Bugün ise birden fazla kutupta birden fazla aktör var. Hem devlet hem devlet dışı aktörler var. Korku dengesinin istikrar sağladığı ‘Soğuk Savaş’ın yerine bugün aşırı uçlar, şiddet, terörizm daha büyük sıkıntılara yol açıyor. Bugün yaşanan küresel dengesizliktir” diye konuştu. Bugün global istikrarsızlığın yaratıldığını ve bunun göç dalgalarıyla beslendiğini ifade eden Ivanov, “Peki ufukta ne görülüyor?” diye sordu ve şunları dile getirdi: “Bana göre yepyeni bir düzen geliyor. Sahnede olmayan aktörler sahneye çıkıyor. Eskiden ideolojiden bahsedilirken şimdi iki farklı paradigma çatışmasından sözediyoruz. Gelişmekte olan ülkeler gündemin en üst sıralarında yeralıyor. Global bir ‘Demos’tan bahsediyoruz. Devlet dışı aktörler devletleri etkiler hale geldi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, son gelişmelerin insanlığı büyük ve tarihsel yüzleşmeye çağırdığını söyledi. Son iki yılda resmi verilere göre 10 bine yakın insanın AB'ye ulaşmak için denizlerde boğulduğunu, kayıtlara geçmeyen rakamların bunun çok üzerinde olduğunun tahmin edildiğini, AB Polis Teşkilatı verilerine göre ise 10 bin kayıp mülteci çocuk bulunduğunu anlatan Akıncı, dünyada halen 60 milyon insanın mülteci durumunda bulunduğunu hatırlattı. Akıncı, son yıllarda barış ortamının dünyanın belirli bölgesinde yok olmasının, dünyanın geneli için bir tehdit unsuru haline dönüştüğüne dikkat çekti: “Küresel Terör Endeksi'ne göre dünya genelinde terör nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 15 yılda yüzde 80 oranında artış göstermiştir. Dünyada her yıl 30 bin kişi terörün kurbanı oluyor. Terörden en çok etkilenen 11 ülkeden 10'u mülteci oranının en yüksek olduğu ve yerinden edilmelerin en çok yaşandığı ülkeler. Burada dikkat edilmesi gereken oldukça hassas bir konu var. Terörün yoğun bir şekilde mültecilik sorunu yaşayan ülkelerde zemin bulması ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin potansiyel terörist oldukları biçimde yorumlanmamalıdır.

7 Nisan 2016

Avrasya Ekonomi Zirveleri Koşusu’nu MY BILLIONAIRE kazandı

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin Türkiye Jokey Kulübü tarafından bu yıl 8. kez düzenlenen Avrasya Ekonomi Zirveleri Koşusunu Tuğrul Mutlu'nun MYBILLIONAIRE (Victory Gallop - Vaselina / Giant's Causeway) isimli tayı, jokeyi Gökhan Kocakaya ile kazanmayı başardı. Kazanan MY BILLIONAIRE için koşunun bitiriş derecesi 1.30.78 olurken, koşuda farklar ise 3 Boy - 3 Boy - Uzak şeklinde oluştu.

Koşu sonrası düzenlenen törende, koşuyu kazanan atın sahibi Tuğrul Mutlu'ya kupasını, Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı birlikte verdi.

Törene, TJK Muhasip Üyesi ve Genel Sekreter Vekili H. Turgut Alakuş, Yönetim Kurulu Üyesi Sadettin Atığ, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın eşi Meral Akıncı ve Marmara Grubu Vakfı’dan Şamil Ayrım ile davetliler de katıldı.

 

7 Nisan 2016

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ ZORUNLU GÖÇ MÜLTECİ SORUNU VE TERÖRİZM OTURUMU

19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ ZORUNLU GÖÇ  MÜLTECİ SORUNU VE TERÖRİZM OTURUMU
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ ZORUNLU GÖÇ  MÜLTECİ SORUNU VE TERÖRİZM OTURUMU
19. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ ZORUNLU GÖÇ  MÜLTECİ SORUNU VE TERÖRİZM OTURUMU

 ZORUNLU GÖÇ; 

MÜLTECİ SORUNU VE TERÖRİZM OTURUMU

Kafkasya ve Azerbaycan Şeyhülislamı Allahşükür Paşazade Toplantının “Medeniyetler İttifakı” ve “Dünya Barışı”na katkı sağlamasını temenni etti. Dünya Barışı’nın tehlikeye girmesinin nedeninin insanların “Manevi Değerlerinden” uzaklaşması olduğunu ifade etti. Ayrıca Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan ALİYEV’ in Çok Kültürlülük uygulamasını Dünya üzerinde ilk defa Azerbaycan’da başlatan lider olduğunu ekledi.

Ekümenik Patrik Bartholomeos İstanbul’un Asya ve Avrupa’nın kesişme noktasında olduğunu belirtti. Günümüzde “Terörizm” in uluslararası gündemin ilk sırasını işgal ettiğini söyledi. Terörizm Paris’ten Lahor’ a kadar Dünya’nın her yerinde göründüğünü ve “Vandalizm” Metodunu kullandığını belirtti. Özgürlüğün gelecek için umut olduğunu ancak dayanışma olmadan özgürlüğün olamayacağını, aynı kaderi paylaştığımız için dayanışmayı artırmamızın gerekliliğini ekledi. Bütün dünyada Terörizm nedeniyle korku olduğunu, Terörün sınır tanımadığını, Teröristlerin dini kullandıklarını belirterek sözlerini sürdürdü. Dinin yegâne korkusu Tanrı olmalıdır. Çünkü Tanrı korkusu bilgeliğin başlangıcıdır. Oysa teröristler dini kullanarak korku salmaktadırlar. Teröristler Tanrı’ya inanmazlar. Din adına her suç dine yapılan haksızlıktır. İnsanların bencilliği ile mücadele etmek gerekir. Gelecek için özgürlük şarttır ve dayanışma olmadan özgürlük olmaz. Dayanışma, kardeşlik anıdır. İllegal göçe karşı çıkmalıyız ve illegal örgütlerin yarattığı terör ve göçü engellemeye alışmalıyız. İnsanların tersine göçü teşvik etmeliyiz.

Ürdün ( E ) Başbakanı Taher Al Masrı Terör insanları bölen ana eksendir. Ekonomik, sosyal ve dini farklılıklar ayrıştırıcı nedenler olabilir. Ama etkileşim çok önemlidir. Biz farklılıkları zenginlik saymalıyız. Farklılıkları savaş sebebi olmaktan çıkarmalıyız. Uluslararası terörizm önlenmelidir. Çünkü “Göç Sorunu”nun kökeninde “Uluslararası Terörizm” vardır. Bugün yaşadığımız acılara son vermek için sorunun kökenine inmeli ve 20 Yüzyılın başına dönmeliyiz. Bu yüzyılın başında meydana gelen olaylar aslında bir önceki yüzyılın devamı niteliğindedir ve bu yüzyılı iyi okumalıyız. Son iki yüzyılda farklı etnik gruplar soykırımdan kaçmak için ülkelerini terk ettiler, şimdi Ortadoğu’daki savaş bu göçün ana nedenidir. Sudan, Somali ve şimdi de Suriyeliler göç etmek zorunda kalıyorlar. Savaş ve zorunlu göçlerin maliyeti göçmen – mülteci kabul eden ülkeler için yüksektir. Ancak asıl göç veren ülkelere çok daha büyük maliyetler yüklemektedir.

 

Belçika Devlet (E) Bakanı Emir Kır Terörden etkilenen bir ülkenin temsilcisi olarak sizlere hitap ediyorum. Dünyanın çeşitli ülkelerinde ulusal çapta terörizmden etkilendik ancak terörizm uluslararasıdır. Şimdi demokratik haklarımız terörizm ile risk altındadır. Bu nedenle uluslararası toplumlar olarak bir arada olmak uluslararası terörle etkili bir mücadele şeklidir. Belçika’da neden saldırı oldu? Pek çok soru var. Kurulan soruşturma komisyonu bunu araştırıyor. Terör küresel bir eylemdir. Terörle mücadele hem Avrupa ve hem de dünya gelinde olmalıdır. Mücadelemiz hem askeri hem de güvenlik kuvvetleri ile önleyici önlemler şeklinde olmalıdır. Ama esas risk koruyucu önlemlerin arttırılmasıdır. Türkiye terörle mücadelede büyük deneyim kazandı ve bu nedenle çok büyük güvenlik önlemleri aldı. Ancak yinede terör bir şekilde kendini gösterdi. Dini ideolojinin çarpıtılması terörü Ortadoğu’da yeniden hortlattı. Terörle mücadeleden kaçamayız. Suç örgütleri çökertilmelidir. Uluslararası bir koalisyon kurulmalıdır. Askeri operasyonlar sona ermelidir

Sırbistan Müftüsü Muhammed Jusuf Spahic Müftü; Herkes Allah’ a aittir. Bizim Musamız, İsamız, Muhammedimiz var, bunlardan başka sözde dini liderlere tapmamalıyız. Terörizm korkuya yol açar, ama bu gerçek korku değildir. Gerçek korku “Tanrı” korkusudur. Suriye’den gelen insanlar “Mülteci” değildir. Onların kendi evleri var, kendi vatanları var ama onlar kendi yurtlarından zorla sürüldüler. Bu bir “Etnik” ve “Dini” temizliktir. Bugün de tarihte gördüğümüz mücadelelerin acı hikayelerinin aynısını görüyoruz. Hz. Musa’nın Firavun’ la mücadelesinin hikayesi, Hz. İbrahim’in Nemrut’la mücadelesinin hikayesi ve Son Peygamber Hz. Muhammet’in Kavmiyetçiler ile mücadelesinin hikayesine benzer mücadeleleri maalesef yaşıyoruz.

Türk Süryani Kadim-Ortodoks- Cemaati Ruhani Reisi Yusuf Çetin Türkiye’deki ve Suriye’de ki Süryaniler “GÖÇ” nedeni ile yok olmak tehlikesi altındadırlar. Bu bölgede yaşayan Süryaniler en çok sıkıntı çeken topluluk olmuştur. Suriye Süryanileri çok acı çekmektedirler. Göç eden Süryaniler İstanbul merkezimize sığınmıştır. Bu Süryanilere biz yarım etmeye çalışıyoruz. Başbakan Ahmet Davutoğlu bize her türlü desteği sağladı. Hiçbir din ve mezhep ayrımı yapmadan bütün mültecilere yardım etmeliyiz. Savaş ve terör din, milliyet, mezhep, tanımıyor. Oysa bizim ilahi dinlerimizin içinde pek çok ortak değerimiz vardır. Bu ortak değerlerimizi insanlığın ortak sorunları için kullanmalıyız. İlahi dinlerin temelinde “SEVGİ” vardır. Semavi din mensupları kardeşçe işbirliği yaparak beraberce “Barış” ve “Huzur” içinde yaşamalıdır diyerek sözlerine son verdi.

 

Romen Senatör-Sosyal Demokrat Parti Ulusal Konsey Başkanı Mihal Fifor Terörizm Dünya’nın her yerinde görülüyor. Çok yakın zamanda Brüksel’de Paris’te ve Lahor’da olduğu gibi. Terörizm ve çatışmalardan kaçan insanlar da mülteci konumuna düşüyorlar. Türkiye “Göç” ve “Mülteci” Krizini çözmede çok başarılı oldu. Romanya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraftır. Avrupa’daki Mülteci Sorununu çözmek için Suriye’deki sorunu çözmeliyiz. Suriye halkı özgürlüklerini kaybetti. Avrupa Birliği vatandaşları da bu Suriye ve diğer Orta-Doğu ülkelerinden kaynaklanan yasadışı göç nedeniyle “SERBEST DOLAŞIM” Haklarının tehlikede olduğunu görmeye başladılar.

Bosna-Hersek Federasyonu Yerinden Edinmiş Kişiler Ve Mülteciler Bakanı Edin Ramic Bosna Savaşını sona erdiren DAYTON BARIŞ ANLAŞMASI’nın 7. Maddesinde “Göçmen” ve “Mülteci”lerin haklarını koruyan hükümler bulunmaktadır. Halen 2,2 milyon göçmen Boşnak evlerine dönememektedirler. Resmi rakamlara göre 1 milyon Boşnak Bosna-Hersek dışında yaşamaktadırlar. Toplam Boşnak göçmen sayısı 2 milyonu bulmuştur. Bunlar savaştan sonra Bosna-Hersek’ e geri dönmemişlerdir. Eğer ülkelerine geri dönerlerse Bosna’ da ekonomik gelişme artacaktır. Bugün Bosna’nın nüfusu 4 milyondur. Nüfusun yarısı kadar Boşnak ülke dışında yaşamaktadırlar. Bu ekonomik potansiyelden yararlanılmalıdır. Bosna’ da savaş sırasında dış göçün yanı sıra iç göç te yaşanmıştır.

Gagavuz Özerk Bölgesi Eski Cumhurbaşkanı Mihail Formuzal Dünyada küresel sorunlar yaşıyoruz. Bunların başında petrol fiyatlarının aniden aşırı düşmesi, Uluslararası Terörizm ve Göç sorunları geliyor. Avrasya Bölgesinin en büyük 2 ülkesi olan Rusya ve Türkiye arasında kriz çıkması Gagavuzya ve Moldovya gibi küçük ülkeleri çok olumsuz bir şekilde etkiliyor. Gagavuzya coğrafi olarak küçük, nüfusu az, ekonomisi zayıf ve doğal kaynakları da çok kıt olan bir ülkedir. Kendisini besleyebilmek için Dünya ekonomisi ile entegre olması gerekmektedir. Bu yüzden Gagavuzya Moldovya Cumhuriyeti ile böyle bir ilişki içerindedir. Ayrıca Gagavuzya olarak 20 yıl önce de Türkiye ile entegre olduk. Biz Gagavuzya olarak tam bağımsız da olabilirdik Ancak Moldovya içerinde özerk kalmamızın bizim için daha iyi olacağına düşündük. Gagavuzya olarak özerkliğe karar verirken, Göç’ün etkilerini de iyice araştırdık. Gücümüzü ve potansiyelimizi dikkate alarak özerkliğe karar verdik Gagavuzya birçok yerel ve uluslararası tehditlerle karşı karşıyadır ancak güçlü olursak bu tehditlere karşı koyabiliriz.

 

Hollandalı Senatör- Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamble Onursal Başkanı Rene Van Der Linden Duraklayan batı ekonomisi, enerji, su sorunları, iklim değişikliği, yüksek işsizlik oranları ve ZORUNLU GÖÇ bugün küresel sorunlarımızdır diye sözlerine başladı. Bu sorunları çözmemiz için uluslararası işbirliği yapmalıyız. 2015 de Dünya çapında 2 çok önemli ve müspet olay oldu. 1) BM Sürdürülebilir Döngüsel Ekonomik Kalkınma Konferansı, 2) BM İklim Değişikliği Anlaşması. 2050 yılında Dünya nüfusu 9,5 milyar kişiye ulaşacak ve gıda ihtiyacı da 2 katına çıkacaktır. DÖNGÜSEL EKONOMİ çok önemli, Döngüsel Ekonomi prensiplerinin uygulanması ile 2 milyon kişiye ek iş ve kaynak kullanım verimliliğinde % 30 artış sağlanacaktır.

Türkiye Süryanileri Katolik Patrik Vekili Mgr Yusuf Sağ Sözlerine salonda bulunan değişik din ve mezheplere mahsup bütün din adamlarına kardeşim diyerek başladı. Küresel sorunların “GÖÇ”, “ÇEVRE” ve “TERÖR” olduğunu belirtti. Ben “Çevre’ den” başlayacağım çünkü Çevre’ ye önem vermezsek gelecekte çok büyük sorunlarla karşılaşacağız. Böyle giderse “Toprak Ana”, “Su” ve “Hava” Baba ölecekler. Bugün “Terör” ü sonlandırabiliriz. Ama “Ana” ve “Baba” ölünce çocuk olamaz. Havayı, suyu, toprağı Allah mı, Melekler mi kirletiyor? Dünyada 1 yılda 1 trilyon 700 milyar dolar sırf SİLAHLANMAYA harcanıyor. Dünyada 450 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Silahlanmaya 1,7 trilyon dolar harcanıyor da niye ÇEVRE SORUNLARI’na 200 milyon dolar harcanmıyor? DİNLERARASI DİYALOG ve İŞBİRLİĞİ sağlanmazsa uluslararası terör hiçbir zaman bitmez. Bugün savaşı teşvik eden din adamları var. Ben TEVRAT ve KURAN’ ı okudum. Hiçbiri başka insanları ve dinleri yok saymıyor. Bütün kutsal kitaplar bütün insanlığı kapsıyor. Kimseyi ötekileştirmiyor. İnanları da inanmayanları da kardeş sayar. İnsanlar birbirlerine düşman olmamalı.

Avusturya Savunma (E) Bakanı Werner Fasslabend Suriye’den göç yollarını haritalarla göstererek sunumuna başladı. 2014 ve 2015 yıllarında bütün Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya göçü görsel olarak harita üzerinde açıkladı. Dünyada kitlesel göç söz konusudur. Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar yaklaşık 8 milyon mülteci göç halindedir. Güçlü ülkeler sınırlarını bu mültecilere kapatmıştır ve sınırlarını korumaktadırlar. Elbette göçün ilk sebebi savaş olmakla birlikte iklim şartları ve ekonomik şartlar da göçü tetiklemektedir diyerek sunumu sürdürdü. AB’nin en önemli ortak politikalarından biri “SERBEST DOLAŞIM”dır. Ancak dış sınırlar problemli olunca AB içindeki “Serbest Dolaşım” da tehlikeye girmektedir. 2. önemli küresel sorun İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ”dir. Önümüzdeki 35 yıl içinde dünyadaki su kaynaklarının % 30 u kuruyacaktır. Nüfus artışı da kuraklık ve çölleşmeyi tetiklemektedir.

 

Avrupa (E) Bakanı Egemen Bağış Konuşmasına İstanbul’un özelliklerinden bahsederek başladı. Dünya üzerinde 3 ayrı İmparatorluğa başkentlik yapmış başka bir şehir yoktur dedi. Devamla; biz sığınmacıların sorunlarını iyi biliriz. 500 sene önce İspanya’dan kaçan Musevilere kucak açtığımız gibi 2. Dünya Savaşında Avrupa’dan kaçanlara da kucak açtık. 1. Körfez Savaşından sonra Saddam’dan kaçanlara kucak açtık, ev sahipliği yaptık. Humeyni bile geçmişte bize sığındı. 4 senedir de 2,7 milyon Suriyeliye kucak açıyoruz. Avrupa 1 mülteciye 1,5 dolar harcarken biz 7,5 dolar harcıyoruz ve mültecilere Avrupa’dan çok daha konforlu bir yaşam sağlıyoruz. Son 30 yıldır Avrupa’nın bize iade ettiği tek bir PKK’lı terörist yoktur ama biz Avrupa’nın bizden talep ettiği her suçluyu Avrupa’ya iade ediyoruz. Avrupa samimi değil. Belçika yıllarca bizim en büyük işadamlarımız öldüren teröristleri korudu, geri vermedi. Bugün Dünyada hiçbir ülke uluslararası terörizmle tek başına mücadele edemez. Terörle mücadelenin tek yolu uluslararası işbirliğidir.

İsviçre’den Reuss Alman Evi’nden Letizia Reuss Terörizm ve Göç iç içe geçmiş sorunlardır. Öncelikle işe mevzuatla başlanmalıdır. Avrupa’da iltica politikası nasıl başladı. Mülteciler önce Avrupa’ da bir ülkeye giriyorlar. Bin EUR verirseniz sizi bir Avrupa ülkesine ulaştırılar sonra sizi köle yaparlar fuhuşa ve terör örgütü militanlığına sürüklerler. 1922 yılında özel bir pasaportla 450.000 Türk ve Süryani mülteci statüsü kapsamında Avrupa ya göç etti ve bunu organize eden teşkilat NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ aldı. Diğer bir konu Müslümanlığın teröre eğilimidir. Çünkü İslamiyet’te kadın ikinci plandadır. Böylece CİHAD fikri hızla kök salmaktadır. Kız çocukları erkek çocukları ile aynı eğitimi almalıdırlar. Batıdaki Müslüman toplumlara İslami eğitimin yanı sıra Batı edebiyatı da öğretilmelidir.

Avrupa Enerji Politikaları Komisyonu Başkan Danışmanı Alina Barbulescu GÖÇ AB’nin gündeminde olan en önemli konudur. Göç konusunda ulusal çabalar yerine Avrupa boyutunda makro politikalar alınmalıdır. Avrupa için bir “ORTAK GÖÇMEN POLİTİKASI” na ihtiyaç vardır. Göçmenlerin topluma ve iş piyasalarına entegrasyonu sağlanmalıdır. Uluslararası ortam göçmen kaçakçılarının hain planlarına engel olmalıdır. İnsanlar etnik, dini, kültürel ve cinsel kimliklerine göre ayrımcılığa tabi tutulmamalıdırlar. Yeni gelen mültecilerin topluma entegre olmaları için onlara yardım edilmelidir. Burada uluslararası Sivil Toplum Kuruluşlarına büyük görev düşmekte olduğunu ifade etti.

 

Bosna Hersek Parlamentosu Halklar Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Safet Softic Ortadoğu’daki silahlı çatışmaların sonucu büyük göçlere sebebiyet vermiştir. Özellikle Irak ve Suriye’den “Göç” uluslar arası bir sorundur. Bosna-Hersek’ in mültecilere kucak açma kapasitesi vardır. AB’ nin bütün kurum ve ajansları “GÖÇ” Sorununu çözmek için taahüt altına girmişlerdir. Biz Bosna-Hersek olarak mülteciler için bazı kurumlar oluşturduk. Ayrıca bir “İstihbarat” ajansı oluşturarak gelen mültecilere güvenlik soruşturması yapıp terörist unsurların mülteciler arasına sızmayı önlüyoruz diyerek sözlerini bitirdi.

Romanya Parlamentosu Milletvekili ve (E) Kültür Bakanı Ionut Vulpescu Türkiye zorunlu göçün hedefindedir. Bu konuda AB ve ABD işbirliği yapmalıdır. Türkiye’ yi takdir ediyoruz. Enformasyon teknolojisinin kullanılması ile göçler daha büyüdü. Buna karşı politikalara ihtiyaç vardır. Buradaki sorunları sadece MEDENİYETLER ÇATIŞMASI ile anlaşılması ve siyasi diyalog şarttır.İklim değişikliği,ekonomik krizler gibi sorunlar devletlerin vatandaşlarına karşı vazifelerini yapamamalarına ve insanların göçe zorlanmalarına neden olmaktadır.Totaliter rejimlerde DEVLET TERÖRÜ vardır diyerek sözlerine son verdi.

Bosna Hersek Federasyon Başkan Yardımcısı Melika Mahmut Begovic Terörizm enternasyonal bir sorundur ben Bosna dan geliyorum Boşnaklar çok büyük travmalar yaşamış bir toplumdur. Bosna Hersek yüzyıllar boyu DOĞU ve BATI kültürlerini birlikte yaşamıştır . Yani Doğu ve Batının bağlandığı yerdir. Ancak bu coğrafya yani Balkanlar hoşgörünün olmadığı bir coğrafyadır. Halen savaş riski vardır. 20 yıl önce yaşanan savaşın izleri ve acıları hala tazedir Biz bu uluslararası sorunlara alışığız TERÖRİZM’ den korkmuyoruz ve uluslararası terörizmi birlikte çözeceğimizi umut ediyorum. Özellikle sosyal eşitsizliğe uğrayan gençler RADİKALİZM ve TERÖRİZM e meğillidirler.

 

Çin Halkı Barış Ve Silahsızlanma Örgütü Başkan Yardımcısı ve ÇHC Parlamentosu Milletvekili Yu Hongjun Terörizmin finansmanı bloke edilmelidir. Radikalleşmenin önüne geçmeliyiz entegre bir yaklaşımla hem terörizmin nedenlerini hem de sonuçlarını doğru analiz ederek çözmeye çalışmalıyız insanların ekonomik kalkınmalarına katkıda bulunarak terörizmin kaynaklarını kurutmalıyız. Orta doğuda barış ve istikrara ihtiyaç vardır. Orta Doğu medeniyetin beşiğidir. Farklı dinler birbirine hoşgörü göstermelidir Böylece terörizm ve göç sorunları çözülebilir dedi ve sözlerine son verdi

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özlem Çuhadar Terörün yok ettiği sanat eserlerinden bahsetti. Sanatın ve bilimin iltifat görmediği toplumlardan GÖÇ olur. Terör ülkemizde sadece güvenlik görevlilerine değil sade vatandaşlara ve sanat eserlerine de zarar vermektedir. Tarihten örnek verirsek Palmira Antik kentinin yıkılması Roma’nın yakılması Taliban’ın Afganistan da kültür varlıklarını tahrip etmesi gibi. Palmira İŞİD tarafından tahrip edilmiştir. Ülkemizde de Diyarbakır’ın SUR ilçesinin de aynı kaderi yaşamıştır. Sur ilçesi Dünya Kültür Mirası listesindedir. Ancak terör olayları nedeni ile SUR ilçesi tamamen yıkılmıştır. En başta Fatih Paşa Camii bu tahribattan etkilenmiştir. Medya da Kurşunlu Camii diye adlandırılan camii’nin özellikleri:1.) 500 yıllıktır 2.) Osmanlı’nın Diyarbakır’daki ilk eseridir. 3.) Mimar Sinan’ın İstanbul’da inşa ettiği Şehzade Camii’nin planı ile aynı planda inşa edilmiştir.

Türkiye Hahambayısı İzak Haleva ZORUNLU GÖÇ ve MÜLTECİLER SORUNU bugün İnsanlığın önünde duran en büyük sorundur. Tarih boyunca dünyada birçok zorunlu göçler olmuştur. Tarihte en çok zorunlu göç kaderini yaşamış Yahudi toplumunun bir parçası olarak bugünkü sorunları çok iyi anlıyorum geçmişi tarihe gömüp günümüze bakarsak ülkelerin bölünmeleri, ailelerin parçalanması geleceğe dönük hayaller ve ümitlerin yıkılması büyük sorunlara yol açmaktadır. Ben bir din adamı olarak bütün insanlara sabır diliyorum ama insanlığımdan dertlere derman olamamanın çaresizliğinden utanıyorum. Bugün mültecilerin sağlık, eğitim, barınma ihtiyaçlarını karşılamak insanlık borcudur. Ancak bu geçici bir çözümdür. Esas olan kalıcı çözüm bu göçmenlerin en kısa zamanda yurtlarına dönebilmeleri ve güven ve refah içinde yaşamlarını sürdürmelerinin sağlanmasıdır diyerek sözlerini tamamladı.

Karadağ İçişleri Eski Bakanı Jusuf Kalamperovic Toplantının Göç ve uluslararası Terörizm gibi küresel sorunlara somut çözümler getirmesini temenni etti ve düzenleyenlere teşekkür etti.

Avrupa Mesleki Eğitim Enstitüleri Birliği Başkanı Thiemo Fojkar İnsanlar kendi ülkelerinde maruz kaldıkları tehditlerden kurtulmak için göç etmek zorunda kalıyorlar. Biz mesleki eğitim kurumu olarak kişilerin toplumlarına entegre olmak için eğitim şarttır diyoruz. Biz mesleki eğitimin göç sorununu büyük ölçüde çözebileceğine inanıyoruz.2. Dünya savaşında milyonlarca Polonyalı Doğuda Batıya milyonlarca Alman da Polonya’dan Almanya’ya sürülmüşlerdir. Biz Almamlar bu yarayı iyi biliriz. Eşitsizlik olan yerde radikalleşme olur. Toplumun dışına itilenler kaybedecekleri bir şeyleri olmadığı için Radikalleşirler ve teröre bulaşırlar onun için MESLEKİ EĞİTİM ile bunlar topluma entegre edilmelidirler. Bizim kuruluşumuzun ortağı çeşitli ülkelerde faaliyet göstermektedirler.

Senegal Ekonomi Bakan Yardımcısı Deba Sow Mali, Nijerya ve Senegal, sahihsiz yeni Sahra da teröristler ve Mülteciler barınmaktadır. Biz Batı Afrika da terörizm in niye arttığını incelemeliyiz. Kadın ve çocukları korumalıyız yoksullukla mücadele radikalleşmeye karşı en etkili yöntemdir. CİHAD’çı ideoloji ve felsefe’nin önüne geçilmelidir. Senegal in % 95 i Müslümandır ama yüzyıllardır Müslüman ve Hristiyanlar bir arada barış içinde yaşamaktadırlar. Halen Senegal’de 100.000 Mülteci olduğunu ifade edip sözlerini tamamladı.

 


 

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver ile Gagavuzya Stratejik Girişimler Fonu Başkanı Vitali Chiurcciu ile stratejik işbirliği ve partnerlik anlaşması imzaladı.

6 Nisan 2016

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu

19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu
19. Avrasya Ekonomi Zirvesi Diyalogla İpekyolu Ekonomi, Enerji ve İklim Değişikliği Oturumu

Azerbaycan İletişim ve Yüksek Teknolojiler Bakan Yardımcısı Elmir Velizade

 

Oturum’un açılış konuşmasını yapan Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Avrasya’nın bir kavram olduğunu belirterek, bu önemli bölgede enerji, ekonomi ve ulaşımın işin özünü oluşturduğunu söyledi. İpekyolu kapsamı içinde durum değerlendirmesi yapan Yıldırım, 2018’de hizmete alacakları 3. Havalimanı’na ilişkin şunları açıkladı: “Dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’da yapıyoruz. Kamu hiçbir yük almadan dünyanın en büyük havalimanına sahip olacak ve üstüne 1 milyar 100 bin avro yıllık kira parası alacak.” Yıldırım, yeni havalimanının 150 milyon yolcu kapasiteli, 200’ü aşkın uçağın aynı anda yolcu alabileceği, 1.5 milyon metrekare arazide, 6 piste sahip 11 milyar avroluk bir yatırım olduğunu anlattı.  Binali Yıldırım, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi’ni 2009 yılında Azerbaycan ile başlattıklarını, bu yıl sonunda bu hattı da işletmeye alacaklarını anlattı: “Böylece Çin’in doğusundan kalkıp Avrupa’nın batısına kadar mal ve hizmet götürmenin önünde engel kalmayacak.” 

Yıldırım, Ankara, Konya, İstanbul, Eskişehir ve Bilecik gibi şehirleri birbirine bağlayan, gerçeğe dönüştürdükleri hızlı tren hayali ve bölünmüş yolları anlattı: “Bölünmüş yollarda 1 yılda zaman ve yakıt tasarrufundan elde ettiğimiz gelir 5 milyar doların üzerinde. Ayrıca 3 milyon 250 bin ton daha az egzoz gazı havaya veriyoruz. Yollarda ortalama hız arttı, dur-kalk azaldı, aynı zamanda ölümlü kazalar da son 10 yılda yüzde 62 azaldı.” 

 

          

Azerbaycan Milli Meclis Başkan Yardımcısı Valeh AleskerovAzerbaycan ve Türkiye arasındaki iyi ilişkilerin Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı gibi büyük projelerin yürütülmesini sağladığını anlattı. Hazar Bölgesi’nde üretilen doğalgazın Türkiye’ye, oradan Balkanlar’a, İtalya’ya ve Avrupa ülkelerine iletilmesini sağlayacak TANAP ve TAP Projeleri’nin bugün Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı projesinden de önemli hale geldiğini aktardı.

Polonya eski Başbakan Yardımcısı eski Maliye Bakanı Grzegorz Kolodko, yeni kitabında sözettiği yeni pragmatizm kavramını anlattı: “Yeni bir paradigma; ben, heteredoks ekonomiyi öneriyorum.” Kolodko, rekabette yurtiçi hasılanın büyümesi için gelenekselin önüne geçmek, sosyal psikoloji ve tarih kullanarak incelemeler yapmak gerektiğini ifade etti.  

     

Azerbaycan İletişim ve Yüksek Teknolojiler Bakan Yardımcısı Elmir Velizade,bilgi teknolojileri altyapısının tam olarak gelişmediğini, bu yüzden bölgeler ve ülkeler arasında farklılıklar bulunduğunu söyledi. Sofistike biçimde Azerbaycan’ın bu konuda gerekli altyapı projelerini gerçekleştirme yoluna gittiğini aktaran Velizade, 2017’de yörüngeye uydu fırlatmayı planladıklarını açıkladı.

Türkmenistan Ekonomi ve Kalkınma Bakan Yardımcısı Beyjan Kakajanov, yüzde 3,6 rakamıyla büyüyen Türkmenistan’da son yıllarda istikrarlı bir büyüme olduğundan, KOBİ’lerin ve maliye sistemlerinin geliştirilmesi gibi hedefleri bulunduğundan söz etti. Kakajanov, yeni hidrokarbon projelerinin hayata geçirildiğini, 2015’te doğu-batı doğalgaz hattını işletmeye açıldığını, Türkmenistan-Afganistan-Hindistan-Pakistan doğalgaz hattının tamamlandığını, yeni teknolojilerin yerleşmesi konusunda çalışmalar yürüttüklerini anlattı. 

             

Makedonya Dış Yatırımlar Bakanı Jerry Naumoff, Makedonya’ya yatırım yapılması halinde 650 milyon müşteriyle buluşma imkanı olduğunu, yüksek vasıflı işgücü, düşük enflasyonu, güvenli, istikrarlı, dünyadaki resesyona rağmen büyüyen yapısıyla yatırımcılar için cazibe merkezi olduğunu kaydetti.  Türkiye ile yatırım koruma anlaşması bulunan Makedonya’nın Avrupa’da bir firma kurmak isteyen yatırımcılar için ilk sırada yeraldığını belirten Naumoff, “Biz Makedonya’da, 10 yıl vergisiz yatırım gelir garanti edebiliriz. Yüzde 4 ile Avrupa’daki en büyük büyüme rakamlarına sahibiz” dedi.

Kadir Hüseyin, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi olmayan Kosova’nın AB yasalarına uyum çalışmalarına başladıklarını, iklim değişikliği konusunda çok sayıda AB direktifine uygun çalışmalar yürüttüklerini ve sera gazı envanteri hazırladıklarını ifade etti.

       

Türk Keneşi Genel Sekreter Yardımcısı Abzal Saparbekuly,Çin’in geleneksel enerjisinin yüzde 45’ini gelecekte yenilebilir enerjiden elde edeceğini, aynı şekilde Avrupa ülkelerinin yenilenebilir enerji stratejilerini desteklediğini vurguladı. Son bir yıldaki gelişmelerin ufuk açıcı olduğunu kaydeden Saparbekuly, Azerbeycan, Türkmenistan, Kazakistan tarafından büyük işler yapıldığını, gümrük geçişlerinin 1 güne kadar indirildiğini ve gümrük geçişlerinde yüzde 60-70 indirim sağlandığını anlattı.

Biopolitik Uluslararası Teşkilat Başkanı Agni Vlavianos Arvanitis, milyonlarca insanın yerinden yurdundan edildiğinin görüldüğünü, insanlığın önünde yepyeni bir düşman bulunduğunu ifade etti. Arvanitis, toprağın, suyun, havanın kirlenmesinin önlenmesi için teknolojide metot bulunabileceğini söyledi.

         

Slavyani Vakfı Başkanı Zahari Zahariyev, “Avrasya’nın yeni bir yol haritasını Bir Yol, Bir Kuşak Projesi ile çizebiliriz” dedi. Projenin uygulanmasının küresel güvenlik sistemine katkısının yanısıra mevcut ilişkilere de katkı sağlayacağını belirtti. ABD (Kuzey Atlantik Ticaret ve Transpasifik Projesi) ile Çin Projesi arasında fark bulunduğundan sözeden Zahariyev, Çin Projesi’nin aksine ABD’nin iki projesinden ulusal ülkelerin etkileneceğini, bu çerçevede yeni bölümlemelere yol açılacağını, ABD’nin statükosunu korumasının yanısıra tekelleşmenin sürdürüleceğini ve çevre üzerinde de son derece olumsuz etkileri olacağını söyledi.

Moğolistan Barış ve Dostluk Örgütü Temsilcisi G. Tenger, Moğolistan’ın ekonomik kalkınmasının 2 puan düştüğünü belirtti. Tenger, İpekyolu’nun yeniden canlandırılmasının, Orta Asya ekonomilerini canlandırmasının yanısıra Avrupalı partnerlerle işbirliğini de canlandıracağını dile getirdi.

        

Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek, Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye ihtiyacı yoksa Türkiye’nin de AB’ye ihtiyacı olmadığını söyledi.  Ülkelerarası özel barter anlaşmaları yapılması gerektiğini belirten Şimşek, bu noktada barter ortak pazarının ülkeler arasında ticaretin artırılmasında önemini vurguladı.

Romanya Prensi Radu,  kendi ülkesinde 4 gençten birinin üniversiteye gittiğini belirterek, birçok gencin Avrupa’ya seyahat ettiği farklı bir dönem yaşandığına dikkat çekti. Genç nüfusun iyi bir eğitim ve mesleki eğitim kazanmasının önemine değinen Prens Radu,  gençlerin tekrar kendi ülkelerine dönmesini sağlayacak projeler oluşturmayı ve bu insanların tekrar kendilerini evde hissetmelerini sağlamayı hedeflediklerini anlattı.

         

Slovenya eski Başbakanı Alenka Bratusekenerji güvenliğini sağlamak ve sürdürülebilir yeşil büyümeyi karşılamanın en zor işlerden birisi olduğunu aktardı: “Benim ülkem AB üyesidir. AB enerjisinin yüzde 53’ünü ithal ediyor. Toplam ithalatımızın 5’te 1’ini enerji oluşturuyor. Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek enerji güvenliğini sağlayabilir. Türkiye, Orta Doğu ile Avrupa pazarları arasında ortada duruyor. Slovenya ve Türkiye’nin stratejik ortaklık anlaşması imzaladı, enerji kooperasyonu konusunda adım atmış olduk.” 

Romanya eski Başbakanı Victor Ponta, bundan sonra gerçekleştirilecek tüm Avrasya Ekonomi Zirveleri’ne katılarak, 10 yıl sonra kendisinin de on yılını idrak eden üyelere verilen Onur Madalyası’nı alacağını dile getirdi.

          

Slovenya Life Learning Akademisi Başkanı Marjetka Kastner, küresel büyüme olduğunu, gelişmekte olan pazar ekonomilerinden çekinildiğini söyledi. Büyümeyle birlikte sosyal ve siyasi riskler yansısa da Kastner, ekonomik büyümenin olumlu etkilerini de insanların izlediğini kaydetti.

Gagavuzya Özerk Bölgesi Başkan Yardımcısı Vadim Cheban, “İklim değişikliğine ilişkin önlemleri almak zorundayız” diyerek yenilenebilir enerji alanındaki politika taahhüdlerini güçlendirmeleri ve yeni politikaların uygulanmasına ilişkin yenilenebilir enerji hedeflerinin oluşturulması gerektiğini ifade etti. İkinci önemli eylem alanını; küresel ısınmanın azaltılması olarak gösteren ve kalkınmada yenilenebilir enerjinin önemine değinen Cheban, bu konuda tamamlayıcı düzenlemelerin yapılmasının önemini hatırlattı. Yenilenebilir enerjinin oluşturulmasında uluslararası işbirliğinin önemine de dikkat çeken Cheban, Gagavuzya’nın güneş enerjisinde önemli projesi bulunduğunu söyledi

 

Oturum’un ardından Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver ile Moğolistan Barış ve Dostluk Organizasyonu Başkanı Deleg Zagdjav ile Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’in de katıldığı bir törenle stratejik işbirliği anlaşması imzaladı.