Marmara Grubu Vakfı Logosu
Marmara Grubu Vakfı · Haber Arşivi

Haber Arşivimiz

Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 356/388

18 Aralık 2013

Kore İstanbul Başkonsolosu Marmara Grubu Vakfı'nı ziyaret etti

Kore İstanbul Başkonsolosu Taedong Jeon Marmara Grubu Vakfı'nı ziyaret etti. Dr. Akkan Suver ile görüşen Başkonsolos Taedong Jeon vakıf hakkında bilgi aldı.

15 Aralık 2013

Dr. Akkan Suver Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog programında konuşma yaptı

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver İstanbul'da düzenlenen Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog programının AB ve Diyalog Forumu'nda küreselleşme ve sivil toplum temalı bir konuşma yaptı. Sivil Toplum ve Küreselleşme başlıklı toplantıda sunumunu yapan Dr. Akkan Suver, Milletveli Afif Demirkıran'ın moderatörlüğünde geçen oturumunda, Marmara Grubu Vakfı'nın görüşlerini açıkladı. Oturumunda İtalyan akademisyen Doç. Dr. Raffaele Marchetti, İngiliz Lord Richard Balfe, TESEV Direktörü Fikret Toksöz de söz aldı.

Dr. Akkan Suver'in toplantıda yapmış olduğu konuşma metni aşağıdadır.

"Avrupa Birliği ve Türkiye'de Sivil Toplum Diyalog Forumu'nun bugün gerçekleşen oturumuna katılan yüksek heyetinizi, başkanlığını yaptığım Marmara Grubu Vakfı adına saygıyla selamlıyorum.

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Küreselleşme yeni bir dünya düzenidir.

Daha geniş bir deyimle küreselleşme, çağımızın kaçınılmaz bir sonucudur.

Sunacağım konuşmamda küreselleşme, sivil toplum, demokrasi ve bunların yönetişimle ilgisinden söz edeceğim.

Sivil düşünceyi, ortak sorunlara ortak çözümler üretmeye gayret eden, bunun için kampanyalar düzenleyip karar organları üzerinde kamuoyu baskısı yaratan yeni bir güç olarak nitelendirmekteyim.  

Dolayısıyla küreselleşmenin yeni jeopolitik aktörlerinden biri de sivil toplum kuruluşlarıdır.

Özellikle uluslararası ilişkiler sisteminin ve bugünkü jeopolitik yapının önemli bir parçası olan sivil inisiyatifler, bazı uzmanlarca dünyanın yeni hakimlerinden biri olarak nitelendirilmektedirler.

Bu değerlendirme bir o kadar abartılı olabilir fakat sivil toplum kuruluşlarının günümüzde dünyanın önemli jeopolitik aktörleri arasında yer aldığı şüphesizdir.

Daha geniş bir değerlendirmeyle katılımcılık, toplumsal değişimin önemli bir düşünsel alanı olarak küreselleşmenin ve demokrasinin ana prensibini oluşturmaktadır.

Küresel düşüncenin, sivil toplumun değer ölçüleri içinde düşünsel bir alan oluşturduğu da ayrı bir gerçektir. Dolayısıyla kürselleşme ile birlikte sivil inisiyatifin varlığı artık gelişmenin yani sürdürülebilir demokrasinin ve ekonomik kalkınmanın araçlarından biri olmuştur.

Küreselleşme kavramının çok öncesinde, 27 Şubat 1950 tarihinde 288-B numaralı kararında Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi, sivil toplum kuruluşlarının Birleşmiş Milletlerin çalışmalarına "hükümetler arası anlaşmalar dışı örgütler" olarak katılabileceğinin kabul edildiğini belirtir.

Küreselleşmenin ortaya çıkması ve kabul görmesiyle sivil inisiyatifler günümüzde her türlü etnik ve milli sınırları aşarak yapının her alanında, ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel, iletişimsel hayatta da etkin bir hale gelmişlerdir.

Küreselleşmenin çağdaş jeopolitik literatürde sivil toplum kuruluşlarını algılaması ise farklılıklar göstermektedir.

Etki gücüne göre sivil toplum kuruluşları iki grup halinde değerlendirilebilir:

-Herhangi bir ülke içinde etkin olan sivil toplum kuruluşları,

-Uluslararası alanda etkin olarak pek çok ülkenin iç meselelerini ve uluslararası konuları etkileme gücüne sahip bulunan sivil toplum kuruluşları.

Uluslararası arenada etkin olan sivil toplum kuruluşları daha çok insani konularla, insan hakları, çevre ve ekonomik entegrasyon konularıyla ilgilenmektedir.

Örneğin Sınır Tanımayan Doktorlar (Doctors Without Borders), Sınır Tanımayan Gazeteciler (Journalists Without Borders), Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Özgürlük Evi (Freedom House), Uluslararası Şeffaflık Örgütü (International Transparency Organization), Yeşil Barış (Greenpeace), Femen Hareketi (Femen) ve bunun gibi kuruluşlar.

Küreselleşmenin yeni aktörlerinden sivil toplum kuruluşları, artık uluslararası arenanın vazgeçilmezleridir.

Bir başka deyişle küreselleşme, sivil toplum kuruluşları arasında artan bağlantılar olarak da algılanabilir. Bütün yerkürede insanların bağlantılarının artması, teknolojik, kültürel, düşünsel, iletişimsel bağlantıların da artmasına neden olmaktadır.

Daha da ileri giderek söylemek isterim ki; günümüzde sivil toplum kuruluşları, uluslararası arenada etkin olmanın dışında, bir takım devletlerin sınırları içinde yürüttükleri kampanyalarla bu devletlerin politikalarını etkileyebilmektedirler.

Bu yeni durum bir jeopolitik kavramı olan "devletin egemenliği" prensibinin mahiyetini de günümüzde büyük ölçüde değiştirmiştir.

Küreselleşen dünyada, insanlığı tehdit eden olayların ve süreçlerin geniş jeopolitik görüşler yerine ciddi küresel yaklaşımlar ve bilimsel temele dayalı olarak sivil düşüncenin evrensel boyutlarında ele alınması gerekmektedir.

Ancak bu tarz bir yaklaşım sivil toplum kuruluşlarının daha verimli, daha sorumlu bir yapıya ulaşmasını temin edecektir.

Artık küreselleşme, toplumsal yaşamın yeni bir mekanı haline dönüşmektedir.

Örnek vermek gerekirse önceleri yönetişim devlet demekti. Hâlâ kuralları devlet koymaktadır.

Daha küresel bir dünyada yönetişim artık yalnız ve tek başına devlet olmaktan çıkmaktadır. Katılımcılık ve sivil toplumun görüşleri devletlerin karar alma mekanizmalarını etkilemeye başlamaktadır. Ve devletler değişim eğilimi göstermektedirler. Artık pek çok devlet küresel sivil toplum örgütlerine kulak vermektedir. IMF'yi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni, Birleşmiş Milletler tavsiyelerini dinlemek ve dikkate almak zorunda kalmaktadırlar.

Bu çok merkezli yönetişim, halkın artan demokrasi talepleri, hükümetlerin yalnız kendilerine sempati duyan halkın oyları ile ayakta kalmasına küreselleşen ortamda yetmemektedir.

Küreselleşmede yönetişim, devletin karar verme yetkisini halklarla paylaştığı sürece demokratiktir. Sivil toplum  da yapılan düzenlemelerden etkilendiği ölçüde ve bunlar hakkında karar verebildiği sürece demokratiktir.

Küreselleşmenin yaşandığı bir ülkede demokratik yönetişim varsa o zaman kararlar sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa alınıyordur. Demokratik yönetişim, küreselleşme ile birlikte sivil toplum kuruluşlarının artan rolünün bir göstergesidir.

Küreselleşmenin sonuçlarından biri olan demokratik yönetişim, açıklık, şeffaflık, hesap verebilirlik demektir. Dolayısıyla, sivil toplum kuruluşlarının hesap sorabilmesi demektir.

Bütün bunların bir gün gerçek olabilmesi ancak yurttaşların içinde yaşadıkları koşulların bilincinde ve bir birey olmaları ile mümkün olabilir.

Böyle olmazsa yönetişime nasıl katılabilirler?

Bildiğimiz gerçek şu ki, toplum olarak küreselleşme ve yönetişim hakkında pek bir şey bilmiyoruz. Bu ne okullarda, hatta ne de üniversitelerde öğretilmektedir. Medya, yönetime bağlı kuruluşlar da bizi yeterince aydınlatmamaktadırlar.

Birinci sorunumuz budur! Yurttaş cehaletiyle küreselleşemeyen birey!

Biz sivil toplum kuruluşları, daha demokratik bir küreselleşme istiyorsak, kurumlarımızı niteliksel ve niceliksel olarak güçlendirmek, ama önce öğrenmek ve kendimizi eğitmek zorundayız.

Dikkatinize göre teşekkür ederim."

 

 

 

 

13 Aralık 2013

Çin Halk Cumhuriyeti Marmara Grubu Vakfı'nı misafir etti

Marmara Grubu Vakfı'ndan Dr. Akkan Suver, Dr. Fatih Saraçoğlu, Engin Köklüçınar, Şamil Ayrım, Ertuğrul Kumcuoğlu, Yüksel Çengel ve Cahit Karakullukçu'dan oluşan Heyet 5-12 Aralık 2013 günleri Çin Halk Cumhuriyeti'ndeydi. 

Çin Uluslararası Dostane Temaslar Kurumu

Çin'e yapılan bir haftalık gezi sonrasında medyaya görüşlerini açıklayan Dr. Akkan Suver: "Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye arasında uzun bir tarihe dayanan dostça temaslara ziyaretimizle bir yenisini daha ekledik. İki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana geçen yıllar içinde ikili ilişkiler hızla gelişti. Özellikle son yıllarda iki ülke arasında üst düzey karşılıklı ziyaretler gerçekleştirilirken, karşılıklı güven de giderek güçlendi. Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz de Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın Çin'i ziyareti ile birlikte daha da gelişti".  

Çin Komunist Partisi

Daha sonra Akkan Suver açıklamasına şöyle devam etti: "İkili ticaret hacminde ilk kez 1 milyar ABD Doları’nın aşıldığı 2000 yılından bu yana kaydedilen düzenli gelişme sonucunda bugün 30 milyar ABD Doları’na ulaşılan ve böylece Çin Halk Cumhuriyeti'nin ülkemizin üçüncü büyük ticari ortağı haline geldiği günümüzde ülkemizdeki muhtelif altyapı yatırımlarında Çin Halk Cumhuriyeti’nin katkısı her geçen gün artmaktadır. Ayrıca üçüncü ülkelerde şirketlerimiz ortak projeler gerçekleştirmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti son dönemde yabancı sermayeyi çekme konusunda çok başarılı oldu. 1990’ların başından itibaren gelişmekte olan ülkelere yapılan yatırımların başında Çin Halk Cumhuriyeti yer aldı. Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti yabancı yatırımlara ayrıcalıklı muamele yerine ülkenin bu anlamda bir doyuma ulaştığı düşüncesi ile yerli ve yabancı yatırımlara eşit muamele anlamına gelen uluslararası kabul görmüş, “Milli Muamele” ilkesini uygulamaya koydu."

Çin Komunist Partisi Genel Sekreter Yardımcısı

İpek Yolu felsefesine de değinen Dr. Akkan Suver; "Çin Halk Cumhuriyeti'nin savunduğu ve Marmara Grubu Vakfı'nın önemsediği İpek Yolunu 'Demirden İpek Yolu' diye değerlendirdiğimiz de bir gerçektir." dedi.

Çin Uluslararası Dostane Temaslar Kurumu Başkanı Li Zhaoxing

Dr. Suver ayrıca; "Marmara Grubu Vakfı olarak inanıyoruz ki, tarih çerçevesinde yalnız ticaretin değil ülkeler arası dostluğun ve barışın pekişmesinde önemli bir rol oynayan İpek Yolu felsefesi gerçekleştiğinde Pasifik Okyanusu ile Baltık Denizi birleşecektir." diye sözlerine devam etti.

Tsinghua Üniversitesi

"Orta Asya Hint Okyanusu ve Basra Körfezi'yle bağlamak ve ticaretle yatırımı kolaylaştırma anlaşmaları yaparak karşılıklı yarar temelinde işbirliklerini geliştirecektir." diye açıklamalarına devam eden Dr. Suver; "İpek Yolu ekonomik ve barış hattının kurulması uzun vadeli iyi komşuluklara, dostluklara ve yeni ekonomik işbirliklerine de ayrı bir kapı açacaktır." dedi.

Wenzhou Ticaret Odası

Açıklamasında Dr. Suver; "Marmara Grubu Vakfı olarak inanıyoruz ki; tarihte İpek Yolu boyunca bütün ülke halkları binlerce yıldır konuşulan bir dostluk destanı yazmıştır. Ortak kazanç temelinde karşılıklı yarar ve güven, eşitlik ve hoşgörü, tecrübe paylaşımı da İpek Yolunun karakteristiğidir. Avrupa ile Asya ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkinin daha da yoğunlaştırılması, işbirliğinin daha da derinleştirilmesi ve gelişme alanının daha da genişletilmesi için İpek Yolu hattını yeniden hayata geçirebiliriz. Üzerinde yaklaşık 3 milyon nüfusu barındıran İpek Yolu hattının sahip olduğu çap ve potansiyel eşsizdir." diye belirtti.

Uluslararası İşbirliği Merkezi

Dr. Akkan Suver, "Çin Halk Cumhuriyeti - Türkiye ilişkilerini özetlemek gerekirse, farklılıkları da gözeten ortaklık ve sorumluluk ilkeleri temeli altında bölgesel ekonominin dolaşım hızı ve kalitesinin yükseltilebileceğine ve ortak yarar ve kazançlar elde edileceğine inanıyoruz" dedi.

Uluslararası İşbirliği Merkezi Genel Direktörü Prof. Chao Wenlian

 

 

Çin Halk Cumhuriyeti Etnik Meseleler Komitesi

12 Aralık 2013

Haydar Aliyev ölümünün 10. yılında anıldı

Azerbaycan’ın Kurucu Devlet Başkanı Haydar Aliyev, ölümünün 10. yılında, Azerbaycan İstanbul Başkonsolosluğu’nun düzenlediği bir törenle anıldı. Kireçburnu’nda, Aliyev’in adını taşıyan parkta düzenlenen törene İstanbul’da eğitim alan Harp Akademili Azeri öğrenciler ve subaylar da katıldı.

Haydar Aliyev’in ve Mustafa Kemal Atatürk’ün büstlerine karanfil bırakılması ve saygı duruşuyla başlayan tören, iki ülke marşlarının okunmasıyla devam etti. Azeri halk bağımsızlık mücadelesinin büyük önderi Aliyev için gerçekleştirilen konuşmaların açılışını Azerbaycan İstanbul Başkonsolosu Hasan Zeynalov yaptı.

Dr. Akkan Suver'in aralarında bulunduğu konuşmacılar Haydar Aliyev'in dünden bugüne ortaya koyduğu yüksek felsefeyi anlattılar. Dr. Akkan Suver'in konuşması Türkçe olarak Gözlem Gazetesi'nde, İngilizce olarak da Daily News Gazetesi'nde yayınlandı.

9 Aralık 2013

Marmara Grubu Vakfı Japonya Kral Günü kutlamalarına katıldı

Japonya  Kral Günü vesilesi ile düzenlenen resepsiyona  Marmara Grubu Vakfı'ndan  Cenk Saltık katıldı.