Sezgin Bilgiç İnsani Yardım ve Uluslararası İşbirliği Paneli 'nde konuştu
Çin Halk Cumhuriyeti'nde bulunan Marmara Grubu Vakfı Genel Sekreteri Sezgin Bilgiç SIRONET tarafından tertiplenen uluslararası ( İnsani Yardım ve Uluslararası İşbirliği) panelinde konuştu.
Çin Halk Cumhuriyeti, Uluslararası Çocuk Yardım Kurumu'nu da ziyaret eden Sezgin Bilgiç, Başkan Li Lin'den kurum hakkında bilgi aldı
Sezgin Bilgiç'in konuşma metni aşağıdadır:
MARMARA GRUBU VAKFI GENEL SEKRETERİ SEZGİN BİLGİÇ’İN KONUŞMA METNİ
Sayın Başkan,
Değerli Katılımcılar,
Hanımefendiler ve Beyefendiler,
Her şeyden önce, Marmara Grubu Vakfı ve Türk sivil toplumu adına, hepinizi saygıyla selamlamak istiyorum. Bugün burada sizlerle birlikte bulunmak ve “İnsani Yardım ve Uluslararası İş Birliği” teması çerçevesinde düşüncelerimi paylaşmak benim için büyük bir onurdur.
Bugün dünya yalnızca insani krizlerle değil; aynı zamanda savaşlar, doğal afetler, iklim değişikliği, göç, enerji ve gıda güvenliği sorunları, teknolojinin yarattığı yeni problemler ve giderek derinleşen bir güven kriziyle karşı karşıyadır.
Tüm bu sorunlar bize çok önemli bir ders vermektedir:
Dünyamızın ortak sorunlarını artık hiçbir ülke tek başına çözemez. İ
nsani yardım elbette kriz dönemlerinde vazgeçilmezdir. Ancak sivil toplum alanında yaklaşık kırk yıllık deneyimimiz bize göstermiştir ki, yalnızca krizler ortaya çıktıktan sonra harekete geçmek yeterli değildir.
Gerçekte ihtiyacımız olan şey: krizlerden önce diyalog, krizlerden önce güven, ve krizlerden önce iş birliğidir. Kırk yılı aşkın bir geçmişe sahip olan Marmara Grubu Vakfı, Türkiye’nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından biridir.
Otuz yıldır, Avrasya Ekonomi Zirveleri aracılığıyla, yaklaşık elli ülkeden devlet adamlarını, siyasetçileri, diplomatları, akademisyenleri, iş dünyası temsilcilerini, dini liderleri, kanaat önderlerini ve sivil toplum temsilcilerini aynı masa etrafında bir araya getiriyoruz.
Otuz yıldır, çok farklı siyasi görüşlere, kültürlere, inançlara ve medeniyetlere mensup temsilcilerin birbirleriyle konuşabildiği bağımsız bir diyalog platformu oluşturmaya çalışıyoruz.
Ve bu otuz yıllık deneyim bize çok basit, ancak son derece değerli bir gerçeği öğretmiştir:
Farklı düşünen insanlar yine de aynı masa etrafında oturabilirler.
Birbirlerini dinleyebilirler. Ve ortak bir zemin arayabilirler.
Elbette her toplantı bir anlaşmayla sonuçlanmaz. Her anlaşmazlık tek bir toplantıda çözülemez.
Ancak insanlar birbirlerini dinlemeye başladıkları anda, çözüme giden ilk adım zaten atılmış olur.
Tam da bu noktada, sivil toplumun uluslararası ilişkilerde çok daha önemli bir rol üstlenebileceğine inanıyorum.
Devlet diplomasisi vazgeçilmezdir.
Sivil toplum, hükümetlerin, parlamentoların veya uluslararası kuruluşların sorumluluklarının yerini alamaz.
Ancak sivil toplum, resmi diplomasinin yanında farklı bir alan oluşturabilir.
Toplumlar arasında güven inşa edebilir. İnsanları siyasi farklılıkların ötesinde bir araya getirebilir. Ve resmi kanalların zorluklarla karşılaştığı dönemlerde dahi diyaloğun sürdürülmesine yardımcı olabilir.
Bunu şu şekilde ifade etmek istiyorum:
Devletler anlaşmaları müzakere eder. Sivil toplum ise bu anlaşmaların mümkün olmasını sağlayabilecek güven ortamının oluşmasına yardımcı olur.
Değerli Dostlar,
APEC bugün dünyanın en önemli ekonomik iş birliği platformlarından biridir.
APEC’in başarısının önemli nedenlerinden biri, süreçlerine yalnızca hükümetleri değil, aynı zamanda farklı sosyal ve ekonomik aktörleri de dahil edebilmesidir.
Örneğin, iş dünyasının APEC sürecine katkıda bulunabilmesini sağlayan güçlü kurumsal mekanizmalar bulunmaktadır.
Bugün bir soru sormak istiyorum:
Eğer iş dünyasının APEC süreci içerisinde kurumsal bir sesi varsa, uluslararası sivil toplumun neden kendisine ait bir masası olmasın?
Ve inanıyorum ki bugün kendimizi yalnızca bu soruyu sormakla sınırlamamalıyız.
Benim önerim şudur: Bugün burada, bir APEC Sivil Toplum Forumu fikrini ileriye taşımak için inisiyatif alalım.
Elbette APEC adına karar verme yetkisine sahip değiliz. Böyle bir yapının kurulması nihayetinde APEC’in yetkili organlarının vereceği bir karar olacaktır.
Ancak bugün bu fikri ortaya koyabiliriz. Bu vizyonu birlikte benimseyebiliriz. Ve uluslararası sivil toplumun sesinin daha sistematik bir şekilde duyulmasını sağlayacak bir Sivil Toplum Forumu’nun kurulmasını APEC’e önerebiliriz.
Böyle bir forum başlangıçta APEC toplantıları çerçevesinde bir yan etkinlik olarak gerçekleştirilebilir.
Dünyanın dört bir yanından saygın uluslararası sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirebilir.
Barış ve uluslararası diyalogdan iklim değişikliğine; yapay zekâdan sürdürülebilir kalkınmaya; insani krizlerden enerji, su ve gıda güvenliğine; gençlerin geleceğinden kültürlerarası ve dinler arası anlayışa kadar insanlığın ortak sorunları burada daha geniş bir perspektiften ele alınabilir.
Her toplantının sonunda, sivil toplumun ortak görüşleri ve önerileri APEC liderliğine ve APEC Liderlerine sunulabilir.
Zaman içerisinde, APEC’in uygun görmesi hâlinde, bu forum daha kalıcı ve kurumsallaşmış bir danışma mekanizmasına dönüşebilir.
Gelin, bu fikri bugün burada başlatalım. Bu önerinin APEC içerisinde birlikte duyulmasını sağlayalım. Çünkü bu yalnızca yeni bir toplantı oluşturmak anlamına gelmeyecektir. Bu, sivil topluma uluslararası iş birliğinde daha güçlü bir sorumluluk vermek anlamına gelecektir.
Yaklaşık bir asır önce, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, dünyaya çok basit ancak evrensel bir ilke bıraktı:
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh.”
Bugün Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping de farklılıkların diyalog ve istişare yoluyla ele alınmasının, ortak bir zemin aranmasının ve çeşitlilik içinde uyumun korunmasının önemini vurgulamaktadır.
Farklı dönemler, farklı coğrafyalar, farklı medeniyetler...
Ancak insanlığın geleceği açısından aynı temel anlayış:
Barışa giden yol diyalogdan geçmektedir.
Değerli Dostlar,
Bu noktada, Türkiye’nin konumuna da özellikle vurgu yapmak istiyorum.
Türkiye şu anda APEC üyesi değildir.
Ancak benim görüşüme göre, Türkiye’yi yalnızca Avrupa ile Asya arasında bir coğrafi köprü olarak tanımlamak artık yeterli değildir. Türkiye; Avrupa’yı, Karadeniz’i, Kafkasya’yı, Orta Asya’yı, Orta Doğu’yu ve Akdeniz’i birbirine bağlayan önemli bir ekonomik, kültürel ve siyasi merkezdir.
Ticaret yollarının, enerji koridorlarının, lojistik ağlarının ve farklı medeniyetlerin kesiştiği bir ülkedir.
Türkiye’nin Avrupa ile olduğu gibi Asya ile de derin tarihî ve kültürel bağları bulunmaktadır.
Küresel ekonominin ağırlık merkezinin giderek Asya-Pasifik bölgesine kaydığı bir dönemde, Türkiye ile APEC arasında daha güçlü ve daha kurumsal ilişkilerin geliştirilmesinin yalnızca Türkiye için değil, aynı zamanda APEC ve daha geniş Avrasya bölgesi için de değerli olacağına inanıyorum.
Türkiye’nin birikmiş Avrasya deneyimi, Asya-Pasifik bölgesi ile Avrupa arasındaki diyaloğa önemli bir katkı sağlayabilir.
Bu noktada, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgemizde barış ve istikrarın desteklenmesi yönünde yürüttüğü çalışmaların, bizim çalışmalarımıza da rehberlik ve ilham verdiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu yol, barışın sürekliliğini ve sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlayan bir yoldur.
Marmara Grubu Vakfı olarak, son otuz yıldır Avrasya Ekonomi Zirveleri aracılığıyla sivil toplum alanında gerçekleştirmeye çalıştığımız şey tam olarak budur:
Doğu ile Batı’yı,
Asya ile Avrupa’yı,
farklı kültürleri ve farklı fikirleri aynı masa etrafında bir araya getirmek.
Bu nedenle, APEC ile Türkiye arasında daha güçlü bağlar kurulmasının ve Türkiye’nin gelecekte APEC sürecinde daha büyük bir rol üstlenmesinin büyük önem taşıdığına inanıyorum.
Aynı şekilde, önerdiğimiz APEC Sivil Toplum Forumu’nun yalnızca APEC üyesi ekonomilerdeki sivil toplum kuruluşlarına değil, aynı zamanda APEC’in hedeflerini paylaşan ve uluslararası iş birliğine katkıda bulunabilecek dünyanın dört bir yanındaki saygın sivil toplum kuruluşlarına da diyalog fırsatları sunması gerektiğine inanıyorum.
Avrasya Ekonomi Zirveleri aracılığıyla edindiğimiz otuz yıllık deneyim bize bir şeyi öğretmiştir:
Diyalog her sorunu hemen çözmeyebilir.
Ancak diyalog olmadan hiçbir sorun kalıcı olarak çözülemez.
Bu nedenle, bugün buradan yalnızca güzel sözlerle ayrılmayalım.
Bir fikir başlatalım.
Sivil toplumun fikirleri, deneyimi ve diyaloğa katkısıyla her platforma daha güçlü bir şekilde katılmasının yolunu açalım. Bugün attığımız adımın yalnızca APEC için değil, aynı zamanda uluslararası iş birliği ve insanlığın ortak geleceği için de değerli bir başlangıç olabileceğine inanıyorum.
Teşekkür ederim.