Marmara Grubu Vakfı Logosu
Marmara Grubu Vakfı · Haber Arşivi

Haber Arşivimiz

Geçmiş dönem haberlerimiz · Arşiv sayfası 331/388

12 Aralık 2014

DR. AKKAN SUVER İPEK YOLU İLHAMLAR VE FIRSATLAR TOPLANTISINDA KONUŞTU

DR. AKKAN SUVER İPEK YOLU İLHAMLAR VE FIRSATLAR TOPLANTISINDA KONUŞTU

Merkezi Belgrad'a bulunan Uluslararası İlişkiler ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi'nin Türkiye Dışişleri Bakanlığı ile birlikte tertiplediği; "İpek Yolu; İlham ve Fırsatlar" başlıklı konferans'ta Dr. Akkan Suver yaptığı konuşmada İpek Yolunda Kültür konusunu anlattı. Sırbistan'dan Vuk Jeremic (Eski Dışişleri Bakanı), Montenegro'dan Dışişleri ve Başbakan Yardımcısı Igor Luksic ile Makedona'dan Ulaştırma Bakanı Mile Janakieski'nin katıldığı toplantıda Çin Halk Cumhuriyeti'ni de Li Wei temsil etti.        

          Dr. Akkan Suver'in konuşma metni aşağıdadır: 

Bizler İpek Yolu'nu iki yıldır bir felsefe olarak kabul etmiş bir Vakıfız!

Bugün burada İpek Yolu felsefesi, bizi bir araya getirmiş bulunuyor.

Marmara Grubu Vakfı'nda ben ve arkadaşlarım iki yıldır özenle ve dikkatle, ulusal ve uluslararası toplantılarda İpek Yolu Ekonomik Kuşağı'nı konuştuk ve konuşmaya devam ediyoruz.

Sözlerimin başında İpek Yolu bir felsefedir dedim.

Evet, İpek Yolu, dört boyutlu bir felsefedir.

Öncelikle ifade etmek isterim ki; İpek Yolu Ekonomik Kuşağı, münhasır bir ekonomik bölge değerindedir. Bu kavram, İpek Yolu stratejisi ilişkilerini çeşitlendirerek zenginleştirecek ve güçlendirecektir.

Boyutlarına temas etmeden önce İpek Yolu Ekonomik Kuşağı'nın oluşumuna ve coğrafyasına bir göz atalım.

İpek Yolu Ekonomik Kuşağı, önce 2013 yılının sonunda Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından gündeme getirildi.

Bu görüş bir barış, kalkınma ve işbirliği projesi olduğu kadar bir kültür birlikteliğidir.

Yaklaşık 3.8 milyar insana kazanç getirecek ve bölge ülkelerinin işbirliğine, kalkınmasına ve barışına ivme kazandıracak olan İpek Yolu Ekonomik Kuşağı projesi, Pasifik Okyanusu'nu Atlas Okyanusu'yla yan yana getirecektir. Gene Pasifik Okyanusu'ndan Hint Okyanusu'na, oradan da Süveyş Kanalı aracılığıyla Akdeniz'e ve Atlas Okyanusu'na 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu'yla bölge ülkeleri ayrı bir zenginliğe ulaşacaktır.

Şimdi yüksek müsaadelerinizle İpek Yolu Ekonomik Kuşağı felsefesinin boyutlarına temas etmek istiyorum.

Bu boyutlar, karşılıklı siyasi güven ve güvenlik ortamı oluşturacak stratejik bir anlam taşımaktadır.

Birinci boyut, güvenlik boyutudur. İşbirliği, güvenlik ve sürdürülebilir güvenliktir. Bu güvenlik, terörizme ve aşırı dinciliğe sıfır toleransla şekillenmektedir.

İkinci boyut, bölgede ortak refah toplumun inşasıdır. Unutmamak gerekir ki refah, stratejik gücün kendisidir.

Üçüncü boyut, sosyo-ekonomik kalkınmanın boyutlarıdır. Bunlar ulaşım, telekomünikasyon, enerji, petrol boru hatları, doğalgaz ve alt yapı konularını kapsamaktadır.

Dördüncü boyut ise, işbirliğidir. İşbirliğine önem verilmesinin üzerinde durmak isterim. İşbirliği ile kültürler yan yana gelecektir.

Çin kültürü, Orta Asya kültürü, Slav kültürü, Kafkas kültürü, Ortadoğu kültürü, Balkan kültürü ve bunların yanı sıra Hint kültürü yan yana geldiğinde daha çok anlayış, daha çok dostluk duygusu kendiliğinden gerçekleşecektir.

Bütün bu kültürlerle oluşacak işbirliği, yatırımlar için avantajlı politikaların önünü açacaktır.

Konumuz kültür olduğu için İpek Yolu Ekonomik Kuşağı'nın kültür boyutu üzerine konuşacağım. İpek Yolu Ekonomik Kuşağı kültürü, batı-doğu sentezine de imkan sağlayacaktır. Bu imkanla çeşitli felsefe ve sanat hareketleri aklın sınırlarını genişletecektir.

Unutmamak gerekir ki; hepimiz hem doğulu hem de batılıyız. Doğu-batı sentezi, bizim tarih ve ruh yapımızda mevcuttur. İpek Yolu Ekonomik Kuşağı Budizmin, Mazdeizmin, Brahmanizmin, İslamiyet'le, Hıristiyanlık'la ve Musevilik'le kucaklaşmasına, yeni değerleri ortaya çıkarmasına da vesile olacaktır. Tıpkı dün olduğu gibi, yarın da kültürlerarası diyalogun varlığı oluşacaktır. Devamlı diyalektik bir gelişme içinde olan İpek Yolu Ekonomik Kuşağı düşüncesi, dünü unutmadan, geçmişteki kültür değerlerinden elde edilen değerleri, bugün zenginleştirerek ortaya koyabilecek ölçülere sahiptir.

Dün ipek ticareti kültürü vardı. Bugün enerji hatları kültürü var.

Dün tarım ürünlerinin değiş tokuşu vardı. Bugün bilişimin akıl almaz paradigması yaşanıyor.

Dün altın paranın kısıtlı alım imkanları vardı. Bugün Alibaba'nın sanal alemde söz sahibi olduğu bir dünya var.

Misalleri çoğaltmak mümkün!

Önemli olan çizilecek yol haritaları ve bu haritaların oluşturacağı karşılıklı kazançlar!

Kazançların yalnız parayla sınırlandırılmasından da yana değilim.

Elbette paranın önemi vardır. Çinli dostlarımız bunu "kazan-kazan" diye nitelendirebilmektedirler.

Ben, "kazan - kazan"a verilen öneme küçük bir ekleme yaparak sözlerimi noktalamak istiyorum.

İpek Yolu Ekonomik Kuşağı kültürlerin buluşmasına, kültürlerin buluşması da barışın doğumuna vesile olacaktır.

Önemli olan bu barışın kalıcılığı, İpek Yolu Ekonomik Kuşağı'nın sürdürülebilirliğidir.

Karadağ Ankara Büyükelçi Branko Milic, Müsteşar Javana Krivokapic, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Igor Luksic toplantı öncesi Dr. Akkan Suver ile biraradalar. 

 Toplantıda Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Yu Hongyang ile Türk Hava Yolları Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil'de biraraya geldiler.  İkinci resimde ise Dr. Akkan Suver'i Vuk Jeremic ve Pakistan Eski Başbakanı Shaukat Aziz ile birlikte görmektesiniz. 

10 Aralık 2014

DR. AKKAN SUVER TÜRK KONSEYİNİ ZİYARET ETTİ

DR. AKKAN SUVER TÜRK KONSEYİNİ ZİYARET ETTİ

Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver Türk Konseyi Başkanı Büyükelçi Ramil Hasanov'u makamında ziyaret ederek, Türk Konseyi ile Marmara Grubu Vakfı'nın ortaklaşa yapabilecekleri etkinlikler konusunda görüş alışverişinde bulundu.

Türk Konseyi'nin bölge ülkelerinde sahip olduğu yüksek öneme vurgu yapan Dr. Akkan Suver Büyükelçi Ramil Hasanov'a Marmara Grubu Vakfı'na çalışmalarında yer verilmesini de önerdi.  

9 Aralık 2014

ULUSLARARASI DÜNYA, AŞIRICILIK VE ŞİDDETE KARŞI KONFERANSI

ULUSLARARASI DÜNYA, AŞIRICILIK VE ŞİDDETE KARŞI KONFERANSI

İran Dışişleri Bakanlığı’nın 9-10 Aralık 2014 tarihlerinde Tahran’da düzenlediği 1. "Uluslararası Dünya, Aşırıcılık ve Şiddete Karşı Konferansı” (WAVE Conference) 40 ülkeden gelen üst düzey katılımcılarla gerçekleştirildi.

"Uluslararası Dünya, Aşırıcılık ve Şiddete Karşı Konferansı"nın açılış oturumunda BM Genel Kurulunun 25 Eylül tarihindeki 69. oturumunda İran tarafından "Uluslararası Dünya, Aşırıcılık ve Şiddete Karşı Ortak Mücadele" teklifinin genel kurulun tüm üyelerince kabul edilmesinden hareketle, bu meselenin dünyada şiddet ve radikalizme karşı ortak mücadelenin sürdürülmesi zaruretini ortaya koyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Ruhani, asıl amacın bölge ve dünyadaki mevcut şiddet ve krizlerin yok edilmesi yönünde gerekli bir çabanın sürdürülmesi olduğunu belirtti.

Toplantı, etkinliğin fikir sahibi İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Rouhani’nin katılımı ve açılış konuşmasıyla başladı. “Şiddetsiz bir dünyanın ancak işbirliği ile gerçekleşebileceğini” söyleyen Dr. Rouhani, aşırılıkların hükümetlerin ortak politikaları ve koordinasyonları neticesinde marjinelleşeceğini söyledi.

Toplantıya Marmara Grubu Vakfı adına katılan Hazar Vural, Dr. Akkan Suver’in konuşmasını sunarak diyalogun önemini belirtti.

Dr. Akkan Suver’in konuşması:

Gelecek, geçmişin bastırılmış öfke ve kini üzerine inşa edilemez.

Geçmişin hatalarını bugünün demokrasi anlayışı ve konjonktürü içinde değerlendirmeye kalkmak, birilerini suçlamak, boş bahaneler yaratmaktan başka bir işe yaramaz. Bu çaba, geçmişin küllerinde zaman ve enerjinin boşa harcanmasından başka bir şey değildir.

Geçmişin günümüze faydası, günümüzde dünün hatalarını tekrar etmemeyi öğretmesidir. Bırakın geçmiş, geçmişte kalsın, hatalarıyla, günahlarıyla ve acılarıyla.

Geçmişi cezalandırma isteği, içimizde birikmiş kin ve öfkenin çığlıklarıdır. Ve şunu bilelim ki, içimizde birikmiş kin ve nefreti yok etmek yerine, başkalarının yüreklerine yeni tohumlar ekerek çoğaltmaya yarayacaktır.

Toplumsal ve dini değerlerde, kin duymak - öç almak diye adlandırılan bu duyguları yok etmenin tek yolu, karşı tarafı tanımaktan, dinlemekten ve anlamaya gayret etmekten geçer. Hoş görüden geçer. Zor olan budur. Sizi geçmişin hatalarını bir başka formatta bugün tekrar etmekten koruyacak olan bu anlayış, bu hoşgörüdür.

Bunun için de tek çıkar yol, sizin gibi olmayanlarla, sizin gibi düşünmeyenlerle diyalogdur.

Bu kişisel ilişkiler, toplumsal gruplaşmalar ve hatta uluslararası ilişkiler, çatışmalar için de geçerlidir.

İsrail - Filistin, birbirilerinin korkularını anlayabilseydi, savaşmak yerine, daha çok karşılıklı konuşabilseydi, barışın uzlaşmaktan geçtiğini görebilseydi, çıkarının savaşta değil, barışta olacağını da görecekti.

Ortadoğu diktatörleri, değişen dünya düzenine, halkın hak ve özgürlük haykırışlarına, insan haklarına saygı gösterebilseydi, konuşabilse, dinleyebilse, anlayabilseydi bugünün karmaşası yerine demokrasi ortamına geçişi sağlaması mümkün olabilirdi.

Sadece geçmişte yapılan hataları eleştirerek, ileriye bakamayız. Bize düşen, geçmişe teşekkür ederek, bulunduğumuz yerden nasıl daha ileri gidebilirizin plan ve programını yapmaktır.

Küreselleşme gerçeğini görmezden gelmek doğru bir tercih olmaz. Farklı din, dil ve etnik kökenler bir arada anlaşarak yaşayabilirlerse coğrafyamıza barış kendiliğinden gelecektir.

Bunun yolu ise diyalogdur.

İnsanların konuşabildiği, birbirileriyle anlaşabildiği, ötekini anlayabildiği bir ortam, ancak diyalogla gerçekleşebilir.

Tahammülsüzlüğün, ırkçılığın, ayrımcılığın ve farklılığın oluşturacağı nefreti ortadan diyalogla kaldırabiliriz.

Gene diyalogla ortak değerlerimizle sağlam bir barış inşa edebiliriz. Bu barışın zemininde de insanlığın onuruyla şekillenen hedefler ve temel haklar yer almalıdır. Karşılıklı güvene dayalı ortak bir güç ve çaba ortaya koyarak oluşturacağımız diyalog, kalıcı bir iklim yaratabilir. Böyle bir iklimin yaratılabilmesi, diyalogun kalıcılığı ve sürdürülebilirliği ise hoşgörü ve eğitimle orantılıdır. Dolayısıyla eğitim, evrensel hak ve özgürlüklere saygının, diyalogun ve barışın teminatıdır.

Günümüzde yaşanan anlaşmazlıklar önyargılardan, birbirimizi tanımamaktan, başkalarını yok sayan çıkarcılığımızdan, dinlemek ve anlamak yerine savunmaya geçme aceleciliğimizden doğuyor.

Diyalogsuzluğun eseri ise ortadır. Savaş, kin, tahammülsüzlük, açlık, sefalet diyalogun olmadığı yerlerde hüküm sürmektedir.

Ortadoğu'da, Afrika'da, Asya'da ve Ukrayna’da yaşananlar, diyalog eksikliğinin eseridir.

Çatışma ve savaş paradigmasına son verebilmek için herkesin birbirinin fikrine hürmet etmesi, birbiriyle görüşmesi, birbiriyle yaşamasını bilmesi gerekmektedir. Yurttaşları birbirine müsamaha etmeyen milletlerde müsamaha kültürü ve kriterleri yerleşmediği için hükümetler de müsamahasız olurlar. Fikir, inanç, basın hürriyeti kurulamaz. Daha geniş olarak diyebiliriz ki; müsamahasız hukuk devleti kurulamayacağı gibi hürriyete de kavuşulamaz. Kavuşabilmenin yolu da diyalogdur. Unutmamak gerekir ki; diyalog olmadan müzakere olmaz. Müzakerenin kaynağı diyalog, çözümün, anlayışa varmanın kaynağı da müzakeredir. Bir arada yaşamak, barış hasretine son verebilmek için diyaloga, daha çok diyaloga ihtiyacımız bulunmaktadır. 

Fotoğrafta İran Dışişleri Bakanı M. Javad Zarif'i Hazar Vural ile birlikte görmektesiniz 

4 Aralık 2014

ROMANYA MİLLİ GÜNÜ KUTLANDI

ROMANYA MİLLİ GÜNÜ KUTLANDI

Romanya'nın Milli Günü İstanbul'da Romanya'nın İstanbul Başkonsolosu Mme. Adriana Ciamba tarafından tertiplenen bir merasimle kutlandı. Milli Günde İstanbul'da bulunan yabancı misyon şeflerinin yanı sıra iş dünyasının önemli şahsiyetleri de hazır bulundular. Romanya'nın İstanbul Başkonsolosu Mme. Adriana Ciamba'ya Müjgan ve Dr. Akkan Suver'le Cenk Saltık Marmara Grubu Vakfı'nın tebriklerini sundu.     

4 Aralık 2014

KAZAKİSTAN BAĞIMSIZLIK GÜNÜ KUTLANDI

KAZAKİSTAN BAĞIMSIZLIK GÜNÜ KUTLANDI

Kazakistan Devleti İstanbul Başkonsolosu Yerkebulan Sapiyev düzenlediği bir Resepsiyonla Kazakistan'ın Bağımsızlığını kutladı. Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Zhanseit Tuimebayev'in de katıldığı resepsiyon da İstanbul Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ta hazır bulundu. Müjgan ve Dr. Akkan Suver ile Cenk Saltık'ın Marmara Grubu Vakfı'nı temsil ettiği gecede, iş dünyasının önemli şahsiyetlerinin yanı sıra, İstanbul'da bulunan sivil ve asker Kazak aileleri de biraraya geldiler.