Avusturya Avusturya

Avusturya

14.10.2019 - Okunma: 163

AVUSTURYA

Türkiye ile Avusturya arasında mevcut bulunan ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler ülkeler arası birlikteliklere örnek gösterilecek seviyededir. Avusturya’nın Türkiye’deki yatırımları ve Türk insanlarının Avusturya’ya katkısı büyüktür.

Türkiye ile Avusturya arasında bulunan ilişkiler yalnız yatırım ve işbirliği alanında değil ülkelerimizin geleceği açısından da önem arz eden bir birlikteliktir. Bu birliktelik bizlerden daha çok girişimci beklemektedir.

Marmara Grubu Vakfı Türkiye ile Avusturya arasında bulunan sivil toplum ilişkilerine büyük önem vermektedir.

Bu ilişkilerin gelişmesinde Viyana Ekonomik Forumu'nun katkıları çok önemlidir. Özellikle de, Dr. Erhard Busek ve Elena Kirstcheva ile başlayan ilişkilerimizin önceki Cumhurbaşkanı Heinz Fischer'le gelişmesi sonucunda yılları aşan birliktelik Viyana ile İstanbul arasında yeni bir vizyonun oluşmasını sağlamıştır. Marmara Grubu Vakfı'nın bölge barışına yaptığı hizmetleri yüksek değerlendiren Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen 13 Kasım 2018 günü Dr.Akkan Suver'i Avusturya Devleti Altın Şeref Madalyası layık görmüştür. Bu Madalya'yı Marmara Grubu Vakfı olarak Türk sivil toplumuna olduğu kadar Türk Milleti'ne verilmiş bur armağan olarak kabul etmekteyiz.

Dr. Akkan Suver'e verilen bu Madalya ile Avusturya Devleti, Türk sivil toplumunu Dr. Akkan Suver'in şahsında değerlendirmiş bulunmaktadır.

Dr. Akkan Suver'in 12 Kasım 2018 Ankara'da yaptığı konuşma aşağıdadır.

Bugün bizleri burada bir araya getiren Avusturya Ankara Büyükelçisi Ekselansları Ulrike Tilly Hanımefendi'ye özverili ve titiz ev sahipliğinden dolayı teşekkürlerimi sunarak sözlerime başlamak istiyorum.

Avusturya Devleti bir büyük kadirşinaslık göstererek, barış ve diyalog adına Marmara Grubu Vakfı'nda arkadaşlarımla birlikte sivil toplum alanında gerçekleştirmekte olduğum mütevazı çalışmalarımı madalya ile onurlandırdı. Bu Avusturya Devleti'nin sivil topluma, insani değerlere duyduğu yakınlığın güçlü bir kanıtı ve desteğinin asil bir örneğidir. Bilmenizi isterim ki, bu madalyaya sahip olmak beni duygulandırdığı kadar, benim ve arkadaşlarım için bir iftihar vesilesi olmuştur.

Bir vefa borcu olarak eklemek isterim ki, Avusturya'nın önemli düşünce kuruluşlarından Viyana Ekonomik Forumu sivil toplum kimliğiyle hem 2014, hem de 2017 yılında beni; Avrasya Ekonomi Zirveleri'ndeki bu barış ve diyalog çalışmalarımdan dolayı Başarı Ödülü ile onurlandırma lütfunda bulunmuştu. Bu vesile ile onları da burada teşekkürlerimle anmak isterim.

Medeniyetleri ve kültürleri bir uyum içinde, halktan halka aktarma çalışmalarımızı oluşturan Avrasya Ekonomi Zirveleri gerçekte kalıcı bir refahın ve barışın teminine hizmetten başka bir gaye ve bir inanç taşımamaktadır. Bu inançla insanlar arasında diyalogun rehberliğinde düşünce alışverişini sağlandığında, barışa daha doğrusu insanca yaşamağa ulaşabiliriz.

Aldığım bu madalyayı bir paye olarak görmemekteyim. Bu madalya bana aynı zamanda sorumluluk da getirmektedir. Bu sorumluluk insanlığa hizmet alanında daha çok çalışmak, daha verimli projelere imza atmaktır.

Bundan üç yüz yıl önce 21 Temmuz 1718'de iki yıllık bir savaşın ardından, Avusturya İmparatoru VI. Karl ile Osmanlı Padişahı III. Ahmed arasında Pasarofça Barış Anlaşması imzalanmıştı. Avusturyalı devlet adamları bu anlaşma metninin girişine Latince; "İki yıl önce, Avusturya İmparatoru ile en yüce ve en kudretli Hükümdar ve Padişah Sultan Ahmed arasında yaşanan talihsizlik sonucu tebaayı büyük zarar, sıkıntı ve ticari kayba uğratan yeni anlaşmazlıklar yüzünden sulh ve mütarekeye sekte vurulmasıyla husul bulan kanlı ve yıkıcı bir savaşın ardından, Tanrı'nın hikmeti ile iki imparatorluk, amansız yüreklerin yeniden uzlaşması, bu kadar çok kan dökülmesinden sakınılması, iki milletin çocukları için esenliğin teşviki ve tebaanın en iyi şekilde gözetimi için hayırlı kararlar alınmıştır."

O gün söylenen bu bilge sözlerin ışığında Türkiye ile Avusturya ilişkilerine yaklaşabiliriz. Zira Avusturya Schubert'i, Freud'u, Mozart'ı, Beethoven'i, Strauss'ları, Kafka'yı, Zweig'ı, Romy Schneider'i, Arnold Schwarzenegger'i, Herbert von Karajan'ı, Gustav Mahler'i, Nicky Lauda'yı, Bruno Kreisky'i yetiştiren bir coğrafyaya sahiptir. Bu coğrafya'nın bir diğer önemli şahsiyeti de Baron Joseph von Hammer'dir. Osmanlı hakkında en gerçekçi tarih hükmünü veren bu şahsiyet bizim tarih kültürümüzün omurgasıdır. Dolayısıyla bugün bizleri buraya toplayan ruh, kültürün ve medeniyetin dünden bugüne intikal eden verasetidir. Bu veraset, Türkiye ile Avusturya arasında bugün yeni bir merhale daha kat etmektedir. İnanıyorum ki, bugün burada benim naçiz şahsıma verilen bu madalya; Türkiye ile Avusturya arasında yeni birlikteliklere, yeni beraberliklere olanak taşıyacaktır. Bu sözlerimi lütfen bir çiçekli dil (blumige sprache) olarak değerlendirmeyin.

Ben bu umudu taşıyorum. Ve sözlerimi daha mükemmel Türk-Avusturya ilişkilerine doğru diyerek, toparlarken Avusturya'nın AB Dönem Başkanlığını fırsat bilerek Gümrük Birliği meselemize 500 yıllık dostluk perspektifinden bakmasını da temenni ediyorum.

Öncelikle bu değerli madalya ile beni ödüllendiren Avusturya Devleti'ne bir defa daha şahsım ve temsil etmekte olduğum Marmara Grubu Vakfı adına en içten teşekkürlerimi sunuyor, verdiğiniz bu madalyayı her zaman titizlikle ve sorumlulukla muhafaza edeceğimi bilmenizi istiyorum.

Gene, benim buralara gelmemi sağlayan Marmara Grubu Vakfı'nı oluşturan vefakar arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum.

Ve bana bütün bu sivil toplum çalışmalarımda, yaşadığım problemlerimde destek olan sadece eş olarak değil gerçek bir hayat arkadaşı olarak yanımda bulunan Eşim Müjgan Suver'e ve O'nun şahsında evlatlarımıza minnet ve şükranlarımı sunmak istiyorum.

Bir defa daha Avusturya Devleti'ne ve ev sahibemiz Ekselansları Ulrike Tilly'ye teşekkürlerimi arz ediyorum.