Cafer Okray Sofya'da
Bulgaristan Slavyani Vakfı tarafından tertiplenen "Yalta ve Postdam Konferanslarından 80 Yıl sonra" konulu çalıştaya, Marmara Grubu Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Cafer Okray konuşmacı olarak katıldı.
Cafer Okray'ın, Sofya'da Moskova Park Otel' de yapılan Çalıştaydaki sunumunu aşağıda bulacaksınız:
Marmara Grubu Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Cafer Okray’ın
Slavyani Vakfı’nda Yaptığı Konuşma Metni
Öncelikle bizleri bugün burada bir araya getiren Slavyani Vakfı’na ve Vakfın Başkanı Sayın Zahari Zahariev’e şahsım ve Marmara Grubu Vakfı adına teşekkürlerimizi sunuyorum.
Balkan coğrafyasına, Karadeniz bölgesine, Kuşak ve Yol inisiyatifinin bugünlerde istikrar ve sürdürülebilirlik taşıyan projeler ile ilgili sağlayacağı yararlardan söz edeceğim.
Sözlerime Bulgaristan önceki Dışişleri Bakanları’ndan Ekaterina Zaharieva’nın yedi yıl önce Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşürken söylediği bir sözle başlamak istiyorum.
“Çin ile Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri arasındaki ‘16+1’ yıllık zirveleri, bir bütün olarak Avrupa Birliği için yararlıdır.”
Evet, Kuşak ve Yol girişiminden söz ederken AB üyesi ülkelerinin çekincelerinden sıyrılmalarını gerekli görüyorum.
Kuşak ve Yol inisiyatifini bir barış, bir istikrar ve bir arada kalkınma projesi olarak ele aldığımızda, bu girişimi sınırlı bir ekonomiye ve sermayeye sahip olan Balkanlar için, gelecekte önemli bir ekonomik dayanak olarak görmekteyim.
Kuşak Yol İnisiyatifi, bugüne kadar oluşturulan en kapsamlı ve büyük uluslararası bir istikrar, bir barış ve bir birarada yaşama inisiyatifidir. Günümüzde dünyayı ticaret yollarına hâkim olan güçler yönetmektedir. Kalkınmanın ardındaki güç olarak uluslararası ticareti korumak ve hedef pazarları garanti altına almak üzere gelişen Kuşak ve Yol inisiyatifi önümüzdeki yüzyılı şekillendirecek bir harekettir. Balkanlar, Çin’in geliştirdiği bu çok kapsamlı projenin Türkiye ile coğrafi olarak tam merkezinde yer almakta, kara yolu ve orta kuşak demiryolu hattının ise ana gövdesini oluşturmakta, ana hedef pazar Avrupa’ya mal taşınmasında deniz yoluna en büyük alternatifi oluşturmaktadır. Türkiye’den Avrupa’ya açılan kapı ise Balkanlar ile başlamaktadır. Büyük güçlerin rekabet alanı olan Balkanlarla ilişkilerin gelişimini sağlayacak olan Kuşak ve Yol girişimi, stratejisini politik üstünlük yerine ekonomik iş birliği örgütleri çerçevesine oturtarak hizmet geliştirme çabasındadır. Bunun bir diğer örneği de 16+1 oluşumudur.
Çin Halk Cumhuriyeti Kuşak ve Yol inisiyatifi aracılığıyla kalın çizgilerle belirtmek gerekirse bugün Balkanlar’da vardır. Çeşitli yatırımlar, çeşitli ortak projelerle Balkanlar’da iki yüz civarında ekonomik proje bu kapsamda hayata geçirilmiş veya geçirilmektedir.
Bunlar işin ekonomik yanıdır. İşin bizce daha önemli bir tarafı daha vardır.
Biz Türkiye’nin Marmara Grubu Vakfı olarak on üç yıldır özenle ve dikkatle bu birlikteliklerin barışa, istikrara hizmetini önemsiyoruz. Elbette ticaret, elbette ‘win─win’ olacaktır. Ama ortak kazancın temin edeceği diyalog, zenginlik ve refaha ulaşma ile şekillenecek istikrar ve barış, ticaretten çok daha önemlidir. Kuşak ve Yol inisiyatifiyle iç içe yaşama şansına erecek milletler birbirlerinin dillerine, inançlarına, kültürlerine ulaşacaklar, dolayısıyla birbirlerini tanıma şansına erişeceklerdir.
Kültürleri, dinleri, tarihleri, dilleri ve örf adetleriyle çok farklı olan, hatta zaman zaman birbirine zıt olan toplum kesimleri sosyal bir bütünleşmeye ulaşacaklardır.
Bunu da istikrar ve barış adına sürdürülebilirlik oluşturacaktır.
Sözlerimi toparlarken belirtmek isterim ki günümüzün en önemli ihtiyacı istikrardır. Sürekli barıştır. İnanıyoruz ki; Kuşak ve Yol inisiyatifi barış ve istikrar kapısının anahtarı olacaktır.
Bu toplantıyı fırsat bilerek Marmara Grubu Vakfı olarak Kuşak ve Yol inisiyatifiyle ilgili görüşlerinizi açıklamamıza imkan vermenizden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz.



