Haberler

2 Yeni kitap, Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu 2 Yeni Kitap yayınladı

6 Kasım 2020 Cuma - Okunma: 1269
2 Yeni kitap, Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları P

Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu başarıyla nihayete erdirdiği AB Projesi “Demokrasi için Türk Gençliği ve Kadınlar” projesi ile ilgili olarak iki ayrı kitap yayınladı. “Demokrasi İçin Türk Gençliği ve Kadınlar Final Raporu” ve “Demokrasi İçin Türk Gençliği ve Kadınlar Politika Kılavuzu” isimli kitapları  http://demokrasiyolunda.com/ sitesinde de okuyabilirsiniz.

Final Raporu kitabımızın önsüzünü aşağıda sunuyoruz.

İnsanlık tarihinde pek çok ihtiyacın toplumların kendi örgütlenmeleriyle karşılandığı bilinen bir gerçektir. Modern toplumlarda da temsili yönetim yapılarının yanı sıra, toplumsal sorumluluklarını gönüllü olarak üstlenmeyi hedefleyen örgütlenmelerin, dernek, vakıf, meslek odaları gibi yasal yapılar halinde olsun, platform, girişim gibi inisiyatifler halinde olsun tüm sivil toplum kuruluşlarının (STK) giderek güç kazandığı görülmektedir. Ülkemizde de STK'ların günlük hayatımızda ve yönetim yapımızda artan etkileri ve ağırlıkları her gün daha çok hissedilmektedir. STK'ların güçlenmesi kadar kendi aralarında daha iyi bir iletişim ve daha yakın işbirliğinin geliştirilmesi, Türkiye'de katılımcı demokrasinin yerleşmesi için de vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

Türkiye'de STK'ların rolünün artmasına karşın, kendi aralarında sağlıklı iletişim olmaması nedeniyle sinerji ve verimli ekip çalışması, henüz beklenen düzeye ulaşamamıştır. STK'lar arası iletişimi kolaylaştıran ve STK'ların gelişimine hizmet eden ulusal düzeyde bir STK Merkezinin (STGM, Sivil düşün gibi çatı oluşumları hariç) olmayışı nedeniyle Türkiye'deki birçok STK diğer ilgili STK'ların etkinlikleri hakkında bilgi edinememekle kalmayıp varlıklarında bile haberdar olamamaktadır.

STK'ların işlevlerini yeterince yerine getirmeleri, çalışmalarını başarıyla yürütmeleri ve sivil toplum alanının etkisini artırabilmelerinin ön koşulu, birbirleriyle demokratik bir ilişki içinde olmalarına bağlıdır. Dünyada ve Türkiye'deki çeşitli gelişmeler STK alanında karşılaşılan büyük değişimlere yol açmış ve STK’larda bu değişimden etkilenmiştir.

STK alanının dünya ölçeğinde oldukça dinamik olması nedeniyle iletişim, bilgi ve üyelerde sık değişimler yaşanmakta olduğu gerçeği yanında, Türkiye özelinde bir dizi siyasi / ekonomik kriz STK’ların yerel ve ulusal kaynaklardan sponsor bulmaları imkanlarının azalmalarına yol açarak yapılanmalarında önemli değişikliklere yol açmıştır. Sivil Toplum kuruluşlarının finansal kaynakları Avrupa Birliği gibi uluslararası kurumların fonlarının dışında kalmamış gibidir. Bu nedenle STK'ların finansal kapasiteleri geliştirecek bu fonlara ulaşmalarını sağlayacak eğitimlere duyulan ihtiyaç daha da artıyor. Teknolojideki gelişmeler, dijital donanım ve hizmetlerin fiyatlarındaki düşüş sonucu internet, önde gelen STK'lar arasında yaygın bir şekilde kullanılmaya başlasa da yerelde bulunan STK’ların büyük bir bölümü ayni imkân ve bilgi düzeyine sahip değildir.

Kadın, çevre ve insan hakları gibi çeşitli alt sektörlerde yer alan STK'lar arasında birçok özel ağ son dönem içinde oluşmuştur.

Bu ihtiyaçtan yola çıkarak, sivil ve kamu kuruluşlarının, Gençlerin ve Kadınların demokratik süreçlere katılımını teşvik eden proje uygulamalarında, gereksinim duyacakları bilgi ve veriyi, kapsamlı ve güncel bir kaynak olarak dikkatlerine sunuyoruz.

Umuyoruz ki bu bilgi paylaşımı girişimimiz, işbirliği ve ağ yapılanmaları, ekip çalışmaları için bir zemin oluşturur. Toplumun ilgili bütün aktörleri arasında artan iletişim dinamiği yoluyla bilgi, görüş, deneyim aktarımı sonucu STK'ların kapasitelerinin gelişimine katkıda bulunur.

Günümüzde toplumsal yaşamda ve düşünsel dünyamızda çok ciddi dönüşümler yaşamaktayız. Modern zamanların ulus devletlerinden uluslararası şirketler eliyle yürütülen politikalar, bize küresel dünyaya geçişin sancılarını yaşatırken Felsefede, siyasette, sanatta postmodernizm rüzgârları her şeyi önüne katıp götürmektedir. Klasik liberal demokrasilerin temsile dayalı siyaset yapma tarzı "yeni toplum" un ihtiyaçlarına ve karmaşık siyasal yaşamına artık yanıt veremiyor.

Toplumsal alanda yapılan tartışmalar "demokrasinin demokratikleştirilmesi" düşüncesi etrafında cereyan ediyor ve katılımcı demokrasiyi, Sivil ağlar ve inisiyatifler yoluyla etkileşime açık katılımcı devlete dönüştürüyor.

Temsili demokrasinin ancak dört-beş yılda bir kendini vatandaş hisseden "yarı-zamanlı" vatandaşından, yine sivil ağlar ve örgütler yoluyla kendi sorunlarına her daim sahip çıkabilmenin kanallarını arayan ve açan "tam zamanlı" aktif vatandaşına geçmek için çalışmalar sürdürülüyor.

Ülkemizde de ayni doğrultuda yürütülen sivil toplum çalışmaları, önce parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin, sonra beklenmeyen 15 Temmuz darbe girişiminin ve hemen akabinde Covid 19 salgınının demokrasiye olumsuz etkileri, katılımcı olması istenen vatandaşı kamu alanından kopardı ve kendi dört duvarı arasındaki özgürlüğe mahkûm etti.

Bu çalışmayı tam zamanlı vatandaşa geçişin öncüleri ve adanmışları olan Sivil Toplum Kuruluşlarının ellerine teslim ederken bir yandan da onlara adıyoruz.

Bize bu kitabın hazırlanabilmesinde verdikleri finansal destek için Türkiye ve Avrupa Birliği’ne, T.C Dış İşleri Bakanlığı AB Başkanlığı’na teşekkür ederiz.

Müjgan Suver